Bir
matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki masaya bir süre
dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme kağıt getirdiğini sandığını
fakat ne şekilde sayarsa saysın masada sadece 5 küme olduğunu söyler. Bir süre
daha sessiz kalıp sonra da şu hikayeyi anlatır:
"``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile tanışmıştım. O
zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir seferinde herhangi bir nedenle
yeni bir eve taşınmaları gerekmişti. Karısı matematikçinin hafızasına fazla
güvenmedıgı ıçın, bütün eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle demiş:
- Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bu arada sen de 10 sandığımızın başında
bekle.
Karısı gitmiş ve matematikçiyi hafifçe dalmış, kendi kendine mırıldanır halde
bırakmış. Birkaç dakika sonra karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski
(belki de gözünde küçük bir pırıldamayla) demiş ki:
- On sandığımız olduğunu söylemıştın ama ben sadece 9 tane saydım.
- Hayır, ON tane var!
- Hayır, say bak: 0,1,2,... "
2*2
Dünyanın
en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru sorulur:
``2*2 nedir?"
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir sallar ve
sonuçta ``3.99" diye ilan eder.
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve ``yanıt
3.98 ile 4.02 arasındadır" der.
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar, sonra da
``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle söyleyebilirim"
der.
Filozof: ``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?"
Mantıkçı: ``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız."
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini kolaçan
ettikten sonra "SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?" diye sorar.
deney
Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi ve biri matematikçi
üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir hücreye hapseder. Her hücrede kibrit,
su ve konserve yiyecekler vardır, fakat konserve açacağı yoktur.
Bir ay sonra deneyinin sonucunu öğrenmek için meslektaşlarını ziyaret ettiğinde,
mühendisin hücresini boş bulur. Mühendis gizlice hücreye soktuğu ``Swiss-Army"
çakısı ile konserve kutularından aliminyum kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları
kibritlerin uç kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı ile hücre
duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır. Çokbilgiç 2. hücreye
baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde konserve bamya yerken bulur. Konservelerin
belli bir açı ile duvara atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi
bir hentbolcu olmuş, hem de yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir. Son hücreye
baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde matematikçi dostunun cansız bedenini
görür. Duvarlardan birinde ise şöyle yazmaktadır:
Teorem: Konserveleri açamazsam, öleceğim.
İspat: Farz edelim ki ben öldüm...
yangın
Bir konferansa katılan üç TÜBITAK çalışanı (biri mühendis, biri fizikçi ve üçüncüleri de matematikçi) aynı otelde kalırlar. Sabaha doğru mühendis odasına dolan yoğun yanık kokusu ile uyanır. Koridora fırladığında yangını görür. Bunun üzerine odada bulduğu çöp tenekesini su ile doldurup ateşin üzerine boca eder. Sonra da yatağına dönüp uyumaya devam eder. İkinci uyanan matematikçi olur. Koridora çıktığında hala sönmemiş yangını görür. Çevresine bakınırken gözüne yangın hortumu ve kullanma klavuzu ilişir. Bunun üzerine, ``Oh! Yangın probleminin en az bir çözümü var" diye düşünür ve o da yatağına dönüp uykusuna devam eder. Yangının iyice hızını alması ile yangın alarmı çalmaya başlar. Alarma uyanan fizikçi, önce alevlerin yüksekliğini, yangın musluğunun uzaklığını, suyun basıncını ve oda sıcaklığını ölçer. Sonra, mümkün olan en kısa zamanda ve en az su kullanarak yangını söndürür ve gidip diğerlerini uyandırır.
loğ
Tufan bitince, Nuh'un gemisi Ağrı dağının tepesinde karaya oturur. Peygamber
gemisindeki hayvanları salar ve ``Gidin, çarpım halinde çoğalın" der. Bir yıl
kadar sonra hayvanların ne durumda olduğunu merak eden Nuh Peygamber teftişe
çıkar. Bütün hayvanlar çoğalmaktadırlar, fakat hala bir çift yılan vardır, yeryüzünde.
Merak eden Nuh yılan çiftine ``Nedir sorununuz? Benden bir isteğiniz var mı?"
der. Yılanlar dertlerinin ``loğusa şerbeti'' olduğunu söylerler ve loğusa'dan
Amerika'nın çıkarılmasını dilerler. Peygamber gerekli emirleri verir ve gider.
Aylar sonra Nuh yılanları tekrar ziyaret etmek ister. Bu sefer onları neşe içinde
ve yüzlercesini bir arada bulur. Peygamber sevindiği kadar meraklanır da. Yılanlara
bu değişikliğin ``loğusa" ile alakasını sorar. Baş yılan durumu şöyle açıklar:
``Biz, yılanlar, toplanangillerdeniz; (emriniz gereği) çarpılabilmek için ``log"a
ihtiyacımız vardı."
Cehennem
Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar.
- Poyle yaparsanuz sonra Hiç cimse çelmez, demiş.
Devletin
ayak bastığı yer
Vali köylerden birisine gezmeye gitmis. Köye valinin geldigini duyan
Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH ÇEKTIKTEN SONRA
sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla eve götürür.Eve gelir
gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya çikalim der valiyi dama çikarir
baslar dolastirmaya vali merakla sorar beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin
Valim der köylü devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her
yagmurda akiyor bundan sonra insallah akmayacak der!
Kruscef
Kuba'da
Amerika ile Sovyetler arasindaki meshur fuzeler ve Kuba bunaliminin en dehset
gunleri.. Kruscef, Kuba'ya gelecekmis.. Kubalilar toplanmis, bir hosluk yapacaklar..
Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar..
"Bir tablo yap..Adı, 'Kruscef Kubada' olsun" diye..Ressam "Hadi ordan" demis..
"Ben adami gormedim bile.. Adam hayatinda Kuba'ya gelmedi. Simdi ben
nasil "Kruscef Kuba'da" diye atmasyondan resim yaparim?.."
Tesaduf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..Sıkıntıyı
duymus..
"Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz" demis..
Vermisler..Temel bir hafta sonra, Kubalilar'i cagirmis..
"Iste tablonuz" demis..
Tuvalin uzerini orten bezi hizla asagi cekivermis.. Kubalilar da donuvermisler..
Tabloda, yatakta iki kisi, al takke ver kulah..
"Bu ne" diye gurlemis, Turizm Bakani.. "Bu ne?.. Bu kadin kim?.."
"Kruscef'in karisi" demis, Temel..
"Peki bu ustundeki adam kim?"
"Kruscef'in usagi..."
"Peki Kruscef nerde ulan!.."
"Kruscef Kuba'da" demis Temel!..
PAPAZ
Papaz iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
- Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?..
Zangoç'ta derin sessizlik... Iyice köpürmüş Papaz:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak sey mi! Iki adım öteden beni duymuyorsun...
Zangoc bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa Zangoç seslenmiş:
- Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?..
Papaz kendi kendine söylenmiş:
Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.
Aklınızda
bulunsun
Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
lazım" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat
yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser
sasirmis tabiii...
Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
Sasirmis tabi..
"Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
olmadigini soyledi" demis.
Bizim uyanik donmus komisere..
"Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
gectigimi filan da soyleyebilir"
Su
derin mi?
Temel, dere kenarinda oturuyormus.
Oradan jeeple geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadigini sormus.
Temel: - Derin degildir geçebilirsin demis. Adamda Temel'e güvenerek
suya jeepiyle girmis.
Jeep bir anda sulara gömülmüs. Kan ter içinde sudan çikan adam Temel'in
yakasina yapismis:
-Hani derin degildi ulan.
Temel : - Abi vallahi benim suçum yok,demin bir ördek geçiyordu su
beline geliyordu.
Yılan
İki laz yılan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e
dönüp :
- Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu diye sormus. Idris sasirmis
- Ula ne oldu gene demis. Temel de :
- Ula biraz önce dilimi ısırdim da,demiş
Çirkinlik
Cemal Temel'e evlenmesi için kiz öneriyormuş.
- Senun yerinde olsam o cizla çözü kapalu evlenurdum.
- Neden, o kadar çirkin midur, diye sormuş Temel.
Kellik
Temel'in karisi Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder saç
bulursa cıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine cıngar çıkarmış:
- Uyy Temel, şimtu kel karularla mi oynaşaysun?
İşgücü
Temel arkadaşlarıyla çukur açıyormuş, bir grup da çukurları kapatıyormuş.
Ne yaptıklarını soranlara Temel şöyle cevap veriyormuş,
- Bir grup daha vardı, onlar da fidan dikiyordu,
bugün celmedular, piz de pizim isler ceri kalmasun diye çalişayruz.
Temel
fotografcıda
Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya;
- Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikalık olmayacak.
Fotoğrafçı;
- Olur efendim. 24 çarpı 32'ye ne dersiniz?
Temel;
-432 eder de, haçan punin konimuzlan ne alakasi vardur?
Pilot
Temel ile Cemal pilot olmaya karar vermisler.Bu amacla kursu
bitirip diplomalarini almislar.Ve ilk seferlerini yapmak üzere
ucakla havalanmislar. Inise gececekleri sirada Temel, Cemal'e dönüp:
-Simdi kuleden haber geldi..Bu hava limaninin pisti oldukca kisaymis.
Bu yüzden tekerlekler yere deger degmez, frenlere sonuna kadar asil
ki, pistin disina cikmayalim, demis.
Az sonra inise gecmisler.Tekerlekler yere deger degmez, Cemal frenlere asilmis.Ucak
kil payi pistten cikmadan durmus.Temel alnindaki terlerisilerken Cemal'e dönüp
:- Bu ne bicim pist? 50 metrelik yerde ucak durur mu? Cemal basini ikiyana sallayip
cevaplamis:
-Haklisin Temel..Bir de su yanlara baksana..Eni de en az 10 km.var....
Temel
atma töreni
Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider.
Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de
bir grup yöreli davul zurna kemençe horon
tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... Adamlar bir
tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya...Sonra
bi tur daha ve yine bi adam asagiya...
Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar:
- Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya?
Içlerinden biri cevap verir:
-Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk.......
Noşut
Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde
avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız
ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle
Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi
gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş.
Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış
sormuş:
"Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar.
ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
tahkir
Bir gün Napolyon,meşhur kompozitör ve Paris konservatuarı müdürü Cerubini'nin
müziğini fazla gürültülü bulduğunu söyleyerek sanatkarı tahkir etmiş.
Kompozitör:
- Biliyorum,size devlet işlerini düşünmenize engel olmayacak bir musiki lazım,demiş.
SAYFA : 3
KUTUP
AYISI
Yavru kutup ayisi babasinin yanina gelip sormus
-Baba ben gercekten kutup ayisi miyim?
-Elbette yavrum nereden cikardin bunu?
-Allah Allah?!.. deyip gitmis yavru ayi.
Bu sefer annesinin yanina gitmis ve sormus,
-Anne ben gercekten kutup ayisimiyim?
-Tabii evladim kutup ayisisin.
-Yani sen babami hic aldatmadin degilmi, ben gercekten babamin ogluyum.
-O ne bicim soz, baban duymasin ikimizi de oldurur.
yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasinin yanina gitmis yavru ayi.
bir daha sormus yav baba Allah askina doru sole bak beni evlatlik falan
almadiniz degil mi? yani ben sizin oz oglunuzum.
Baba dayanamamis artik oglum sen manyakmisin dedim ya sana bizim
oglumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyosunki bunu?
yavru ayi:
-Donuyorum anasini satayim donuyoruuuum yaaaa...
KEKEME
Hayvansever
bir kekeme bir gün Topağacı'nda yürürken
yolun ortasinda bir at ölüsü görür ve hemen karakola telefon eder. Polise:
-buuurrddaaa biiirrrr aaattt öölllüüssüü vvaarr der
polis nerede diye sorar. Kekeme anlatmaya calisir.
-Tooooooppp
polis "Topkapıda mı?" der
-Haaaayyyiiiiirrr
polis sinirlenerek telefonu kapatir.
5 dakika sonra kekeme tekrar arar ve:
-bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluuusssuu vaaaaarrrr der
polis tekrar nerede diye sorar. kekeme:
-Toooooooopp diye baslar.
Polis yine sinirlenerek telefonu kapatir.Kekeme bir saat boyunca her bes dakikada
bir arar
ayni seyleri soyler ve sonunda polis telefonu kapatir.Aradan 2 saat geçer ve
bu sure içinde
kekeme hiç aramaz
Polis tam kurtuldum diye dusunurken kekeme tekrar arar ve
-buuuurrr ddddaaaa bbbiiiiiiirrrr aaattttttt ooollluuussssuu vaaaaaarrrrrr der.
polis tekrar sorar nerede Topkapi dami?
Kekeme şöyle der;
Ooorrrraaaaayyyyyyaa ggöööööötttüüürrrdddüüümmmmm!!
KARISIKLIK
Temel oksurukten Dursun da kabizliktan sikayetcidir.Beraber doktora giderler.Doktor
Temel'e oksuruk surubu Dursun'a da mushil verir. Bunlar ilaclari karistirirlar.
Bir hafta sonra doktor Temel'e:
- Nasil oldu? Hala oksuruyor musun?
- oksurmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.
Temel
Net
Temel iş için başvurmuş.
- Önce bilgi testinden geçmen gerek, demişler ve sormuşlar,
- Internet ne demektir?
- İşe ciremedum temektur.
Ayakkabı
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor. Çok heyecanlı,bir önceki adaya soruyor:
- Ne sorayiler?
- Ayakkabı.
Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar:
- Dört ayaklıdır, miyav miyav der. Temel soruyor,
- Bağcıkli midur?
EŞŞEK
Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahçesindeki elmalardan
tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir
güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahce sahibi ikisini de görür ve
yakalar.Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar.
Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar :-Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey
sormak isteyrum!-Sor bakalım. -Neden önce beni degul de eşegi dövdün ? -Seni
önce dövseydim eşek kaçardı da ondan !...
İYİLİK
MELEĞİ
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş tam uçağa binerken kulağında bir ses
: -Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt
düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : -Uçak düştü kurtulan
olmadı! Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında
: -Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş
gelmiş eve,sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş : -Tren Eskişehir'de raydan
çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı... Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet
almış, tam binerken yine o ses : -Bu otobüse binme, freni patlayacak! Dönmüş
yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : -Sen kimsin yahu? -Ben senin iyilik
meleğinim! Adam iyice kızmış : -Ulan evlenirken neredeydin!
İKRAM
Adamın biri yabancı bir şehirde bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur
: -Pek susadım, buralarda su bulamadım lütfen bana bir bardak su verir misiniz?
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra : -İstersen
ayran getireyim, der. Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk
bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk : -İstersen daha getireyim,
der. -Zahmet olur yavrum. -Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl
olsa dökecektik! Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle
yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır : -Anne, kapıdaki adam köpeğin
çanağını kırdı!
HEPSİ
BİRDEN
Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya
çalışıyordu : -Bakın çocuklar, dedi.Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine
yardımcı olmalıdır. Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara... Her sabah okula geldiğiniz
zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı? Ertesi
sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu : -Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir
iyilik yaptınız? Bütün çocuklar, hep bir ağızdan : -Yaşlı bir kadının karşıdan
karşıya geçmesine yardım ettik efendim. Adamcağız şaşırdı : -Hepiniz mi? -Evet
efendim, hepimiz birden. -Neden? Çocuklardan biri cevap verdi : -Kadın karşıdan
karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!
KIL
Temel çok acıktığı bir gün yeni açılan bir lokantaya gitmiş. Hemen girer girmez
masaya oturmuş bir tabak mercimek çorbası istemiş. Aradan 15 dk. geçtiği halde
çorba gelmeyince Temel tekrar istemiş. Fakat hala gelmiyormuş. Bu sırada Temel'
in gözü yan masaya takılmış. Gazete okuyan adamın önünde dolu tabakta çorba
bekliyormuş. Temel hemen çaktırmadan çorbayı yürütmüş ve içmiş. En sonuna gelince
bir de bakmış ki; dibinde bir kıl.Çorbayı geri tekrar tabağa kusarak boşaltmış.
Bu sırada adam kafasını gazeteden kaldırmış ve: -Ne o birader, dibindeki kılı
sende mi gördün demiş.
10
ZENCİ
Köleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar.Cin
10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkInIz
var.1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus. 10. zenci tebessum etmeye
baslamIs. 2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.10. zenci sIrItmaya
devam etmiş.3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle... 10. zenci kIkIrdamaya
baslamIs. 4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...5,6,7,8 derkeeen
9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra 10. zenciye gelmis ama
adam yerlerde...Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya
fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis: "HEPSiNi ZENCi
YAP!".
TEMEL'E
ANNESiNDEN MEKTUP
Sevgili oglum Temel,Senin hızlı okuyamadıgını bildigim için bu mektubu yavaş
yavaş yazıyorum.Artık, senin büyük şehre gittigin sırada yaşadıgımız evde yaşamıyoruz.Baban
bir gazetede, insanların başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde
kaza geldigini okumuş;o yüzden taşındık. Sana yeni adresi veremiyorum çünkü
yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri degişmesin
diye kapı numarasını söküp götürmüşler.Bu evde garip bir çamaşır makinası var.
Geçen gün içine 4 gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektigimden
beri bir daha o gömlekleri görmedim.Geçen hafta sadece iki kez yagmUr yagdı.
ilki 3 gün sürdü; ikincisi ise dört gün.Benden istedigin yelegi postaya verdim,
ancak halan, o koca dügmelerle paketin çok agır olacagını söyledi; o yüzden
dügmeleri kopartıp yelegin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.Sevgiler,
Annen(Safinaz)
NOT : Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.
ELEKTRİKLİ
TESTERE
Trabzon'da bir grup laz cok agac kesebilmek icin Amerika'dan motorlu testere
getirtmeye karar vermisler. Gerekli baglantilar kurulduktan sonra para odenmis
ve birkac tane elektrikli testere alinmis.Garanti kagidinda da gunde enaz 500
tane agac kesecegi belirtiliyormus.Herneyse, bizimkiler koyulmuslar ise. Aksam
oldugunda en fazla agac kesen Temelmis ve sadece 50 tane agac kesmis Dogal olarak
herkes sasirmis.Bir sonraki gun Temel zorlayarak sayiyi 100 e cikarmis.Daha
sonraki gun aksam Temel yerinden kalkamaz hale gelmiş ama sadece 150 tane agac
kesebilmis. Artik bizimkiler Amerika dan bir yetkili cagirmaya karar vermisler.
Yetkili gelmis ve birlikte ormana gitmisler.Amerikali motorun ipini cekip calistirmis
ve cikan ses uzerine bizimkiler hep bir agizdan:
- Uyy o ne daa ?
KAZ
Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina
basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler..Adam
elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus.Padisah, ihtiyari selamlamis."
Selamunaleykum ey pir'i fani..."" Aleykumselam ey serdar'i cihan..."Padisah
sormus." Altilarda ne yaptin ?"" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..."Padisah
gene sormus." Geceleri kalkmadin mi ?"" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..."Padisah
gulmus." Bir kaz gondersem yolar misin ?"" Hem de ciyaklatmadan..."Padisahla
basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar.Padisah basvezire donmus."
Ne konustugumuzu anladin mi ?"" Hayir padisahim..."Padisah sinirlenmis." Bu
aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim."Korkuya kapilan basvezir
padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam
hala orada calisiyor.." Ne konustunuz siz padisahla..."Adam, basveziri soyle
bir suzmus." Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.."Basvezir,
yuz altin vermis." Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin.Nereden anladin
padisah oldugunu.."" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi
giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis." Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye
yetmiyor ne demek..."Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha
almis." Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun,
diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak,yemek
bulamiyoruz dedim."Vezir bir soru daha sormus..." Geceleri kalkmadin mi ne demek
?"Adam bir yuz altin daha almis." Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi
kiz.Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..."Vezir gene kafasini sallamis."
Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..."Adam gulmus." Onu da sen bul..."
GİYOTİN
Naziler Uc Ingiliz,Fransiz ve Laz'i esir almislar ve sonucta olum cezasi carptirmislar.idam
günü gelip çatınca, askerler soruyor:- Beyler Giyotinle mi olmek istersiniz,
asılarak mi, kurşuna dizilerek mi?Ilk once Fransiz yanit verdi:- Benim atalarim
hep giyotinle olduler ben de giyotinle ölmek isterim.Peki demişler, almislar
kafasini yerlestirmisler giyotine. Giyotini ustten birakmışlar. Ama tam kafasina
2 santim kalinca giyotin durmuş. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor.
Cunku bu durumda Fransiz kurtulmuş. Aynı soru İngilize yöneltilince İngiliz:
- Arkadaslar, Asilarak olmek cok kotu, kurşuna dizilmekse vatan haini gibi ölmek
oluyor, siz beni de giyotinle oldurun. Ingiliz uyaniklik yapiyor. Almanlar giyotini
tamir ediyorlar.Ama olay ayni sekil cereyan ediyor. Sonucta Ingiliz de kurtuluyor.
Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanik:- Arkadaslar asılarak ölmek gercekten
cok kotu. E giyotin de bozuk. Siz iyisi mi beni kursuna dizin.
ZATEN
İki afacan kavga ediyorlardı.Birinin sonunda kafası kızarak,ötekine: "Hıhh,benim
babam senin babanı döver!!"dedi "Tabi döver.Babamı annem bile dövüyor zaten..."
BOZUKMUŞ
Ufaklık,az önce çikolata aldığı dükkandan içeri girdi. "Bakkal amca,deminki
çikolata bozukmuş paramı geri ver."
"İyi ama yemişsin bile..." "Elbette,yemeden bozuk olduğunu nereden anlayacaktım
ki?"
SİNYAL
Temel'e bak bakalim arabanin sinyalleri calisiyormu, demisler.
- Calisayi,
Calismayi,
calisayi,
calismayi.....
AVCı
TEMEL
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler.
Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel:`Yatın yere, tavşan deligi !' Bütün
avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çikar.Avcılar
hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik
çıkar karşılarına. Temel :`Yatın yere, tilki deligi !' Yatarlar. Biraz sonra
tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik
çıkar. Temel :`Yatın yere, ayı ini !' Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar.
ıyice keyiflanan avcılar yürümeye devam ederler.Kısa bir zaman sonra kocaman
bir deligin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel : `Uşaklar
ne çıkacagını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !' . . . Ertesi
gün gazetelerde :`Dört avcı tren altında can verdi...'
KIYAMET
Gunun birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrinin
yaninda bulmuslar.Tanri bunlara donmus: " Sizi buraya cagirdim cunku 2000 yilinda
kiyametin kopacagini cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demis.Daha ne
oldugunu anlayamadan bi de bakmislar ki evlerindeler... Clinton, hemen ulkenin
butun televizyonlarina haber vermis ve canli yayina cikmis: "Sayin vatandaslarim,
size bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi olani, "In god we trust" harbi harbi
var. Yani bunca zaman bosuna inanmadiniz. Kotu olan ise 2000 yilinda kiyamet
kopacak... Kastro'da bos durmamis hemen insanlarinin karsisina gecmis: "Yoldaslar
uzgunum ama size iki kotu haberim var.Birincisi, bunca zaman kendimizi kandirmisiz,
tanri gercekten de varmis! Ikincisi ise daha kotu, daha tanriya inanamadan hepimiz
olecegiz, cunku 2000 yilinda kiyamet kopuyo." Bu arada Gates'de butun kurmaylarini
toplamis havadis veriyo: "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanri
beni dunyanin en onemli uc kisisinden biri olarak goruyor. Ikincisi ise artik
"year2000" problemini cozmemize gerek kalmadi..."
SAYFA : 6
KAZANÇ
Ünlü bir baro başkanı ölürken yanına tüm sevenleri toplanmıştı.Tok gözlüydü.O
dönemde
avukatlara kağıt para verilmezdi,bir ufak meşin torba içine bir kaç altın konur,ayak
ucuna bırakılırdı.Zaruret içinde yaşayan baro başkanına:"-üstat,ayak ucuna o
kadar kese bırakıldı.Neden böylesiniz?" diye soruldu.Yanıtı şöyle oldu:"-Almak
için eğilmek lazımdı,yapamadım."
NE
KÖTÜ
Annesinin ilk kez yuvaya götürdüğü beş yaşındaki küçük kız çocuğu,kapıdan girdikten
sonra annesine döndü.İç çekere: "-Hayatın acı tarafını öğrenme zamanının gelmiş
olması ne kötü!" dedi.
ANLAMADIĞIM
ŞEY
Torunu,anneannesine gider ve ona bir meyveli şeker ikram eder."-Bunu senin için
saklamıştım" der.Anneannesi şekeri ağzına atar ve çok lezzetli bulur.Torunu
şaşırarak:"-Anlamadığım bir şey var.Dün bu şekeri köpeğime vermiştim,hemen tükürmüştü.."
TAZE
FASULYE
Madam Obernon evinde tertiplediği ziyafete Renan ile meşhur Fransız dramcısı
Labiche'i davet etmişti.Yemek esnasında renan Renan durmadan konuştuğu halde
ev sahibesi Labiche'nin konuşmasına müsade etmez.Nihayet Labiche konuşmak için
ayağa kalkınca Madam Obernon sorar:"-Ne istediniz mösyö?.." "-Biraz taze fasulye
daha!.."
ASALET
Fransız inkilabının en faal ve fedakar komutanlarından biri olan General La
Fayette'ten iş istemek üzere gelen birisi Generalin kendisini tercih etmesine
yardımcı olur düşüncesiyle ailesinin bütün asaletini sayıp dökmüş,mazide taşıdıkları
ünvanları sıralamış.La Fayette bunları dinledikten sonra:"-Bu asalet ünvanlarınızın
hiçbirinin işe alınmanıza mani bir keyfiyet olmadığına inanmanızı rica ederim,"
demiş..
DoKtor
Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor
odasindan cikarak kadinin yanina gelir ve "Kocanizin olmemesini istiyor saniz
su kagida yazdiklarimi uygulayacaksiniz" der:
1- Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayin ve ise mutlu gitmesini
saglayin.
2- Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel bir ogle yemegi i
le takdir edildigini hissettirin, boylece gunun geri kalan kismini da iyi gecirmesini
yardim edin
3- Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali. Eve gelince eline
bir kadeh icki verin dinlenmesini saglayin.
4- Haftada en az uc kere sevisin, eger isterse daha fazla sevisin. Ve tamamiyla
tatmin oldugundan emin olun.
- Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kacanizin saglik yonunden hicbir
problemi olmayacak der doktor.
Eve geldiklerinde adam karisina sorar,
- Ne dedi doktor sana?
Kadin cevaplar: "ÖLECEKMISSIN!"
Mama
Büyük köpek mamasi fabrikatörü, sirketinin bütün müdürlerini, fabrikasinin bütün
seflerini, Amerika'nin tüm eyaletlerine dagilmis satis temsilcilerini, reklam,
halkla iliskiler görevlilerini toplamis. Kürsüye çikmis.. "Bu ülkenin en büyük
köpek mamasi fabrikasi kimin" diye bagirmis.. Yüzlerce kisi bagirarak cevap
vermisler: "Bizim.." Patron gene sormus: "Besin degeri en yüksek köpek mamasini
kim üretiyor?." "Biz" diye haykirmis kalabalik. "En çarpici, en göze batan paketi,
kutuyu kim yapiyor?." "Biz" diye haykirmis kalabalik. "En büyük reklam kampanyasini
kim yapiyor" diye bagirmis patron.. "Biz" diye yanit gelmis gene hep bir agizdan..
"En büyük süpermarketten en ücra köydeki bakkala en iyi dagitimi kim yapiyor"
diye bagirmis patron.. "Biz" diye haykirmis salon.. "O zaman" diye gürlemis
patron.. "O zaman niye satamiyoruz bu mamalari.." Salondaki ölüm sessizligini
arka siralardan gelen ciliz bir ses bozmus.. "Lanet olasi köpekler yemiyorlar
ki!..
SINAV
4 ogrenci sabahleyin uyanamamislar ve de matematik finalini kacirmislar ertesi
gun hocalarina gitmisler, zar zor ikna etmisler,iste arabaya bindik yolda lastik
patladi o yuzden kacirdik diye.neyse adam demis 3 gun sonra gelin sizin 4 unuze
sinav yapacagim diye... 3 gun sonra bu 4 ogrenci sinav olmak icin gelir, matematik
hocasi bu 4unu sinifin koselerine birbirlerine en uzak olucak sekilde oturtur.Finali
gecmek icin de en az 50 almak lazimdi. adam 5 tane soru sormustur sayfanin onunde
ki 4 tane matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir. kagidin
arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir " Hangi lastik
patladi ?? "
Yol
Hakki
* Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan
koskundeki komutan tam karsida ve uzakta uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis.
Hemen karsi tarafa sinyal gondererek su mesaji gecmis: -"Derhal rotanizi 30
derece doguya ceviriniz" Karsindan aninda cevap gelmis: -"Sen rotani 30 derece
batiya cevir!" Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis: -"Rotani
derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!" Karsidan cevap: -"Asil sen rotani
30 derece batiya cevireceksin!" Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha
yollamis -"Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece
batiya cevir!" Cevap: -"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim,
sen rotani 30 derece doguya cevir" Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata
butun toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj
gondermis: -"Burasi bir savas gemisi, derhal rotani 30 derece batiya cevirmezsen
atese baslayacagiz" Karsidan cevap gelmis: -"Burasi da bir deniz feneri.. Sen
rotani bir an once 30 derece doguya cevirmezsen birazdan kayalara carpacaksin"
İnek
Adamin biri koyun birinin yanindan gecerken bir koylu inegiyle beraber otostop
cekiyorlarmis.Adam durmus almis koyluyu ama inegi ne yapacaklari mechul, Koylu:
-"Arka tampona baglariz o pesimizden gelir", demis. Dusmusler yola, derken adam
gaza asilmaya baslamis, 50 km... inekte tis yok. 70 km... inekte tis yok, koylu
de: -"Benim inek iyi kosar",diye sisiyormus. Adam takmis besinci vitese... hiz
120 ve inek dilini sallamaya baslamis. Sofor senin inek kesildi, herhalde bak
dili bir karis disarida demis.
Köylü de: -"Sen yanlis anlamissin o seni sollayacak sinyal veriyor", demis.
ŞİŞMANLAMIŞ
Aytekin komşularının bağından üzüm topladı,koynuna doldurdu ve eve geldi.Bir
de baktı ki,üzümleri kopardığı bağın sahibi evlerine konuk gelmiş.Kapıda karşılaştılar.Komşu
Aytekin'in elini sıktı ve sırtını okşayarak:"-Maşallah,sana tatil bir hayli
yaramış,kilo almışsın,toplanmışsın!" Aytekin şaşkınlıkla gömleğinin eteğini
indiriverdi ve bütün üzümler yere döküldü."-İşte bu kadar amca,fazla toplayamadım."
dedi
İŞKENCE
Boşanma davasında yargıç,davacı kadına sordu:"-neden boşanmak istiyorsunuz?"
"Manevi işkence yapıyor,sayın yargıç." "-Bir kaç örnek verir misiniz?" "-Doğum
günü pastasındaki mumları söndürmene yardım edeyim dedi,et dedim.Gitti,öteki
odadan vantilatörü getirdi!.."
MÜHLET
VERSEYDİ
Yargıç bir taraftan isim ve hüviyetini sorduktan sonra davalıya döndü:
"-Söyleyiniz bakalım,davanız nedir?"
"-Efendim,bendeniz bu adama bin lira vermiştim.Kendisini pek ziyade emniyetli
bir adam bilirdim.Halbuki yanılmışım..Dört seneden beri bir türlü paramı alamadım.
Nihayet hakkımı kurtarmak için yüksek mahkemenize müracata mecbur oldum."
Yargıç dava edilene sorar:
"-Siz ne diyorsunuz,bu adamın sizden bin lira alacağı var mı? Borcunuzu inkar
ediyormusunuz?"
"-haşa inkar etmiyorum."
"-demek bu zata bir lira borcunuz olduğunu ikrar ediyorsunuz."
"-evet,ikrar ediyorum,kendisine bin lira borcum var."
"-pek ala,neden borcunuzu tediye etmiyorsunuz?"
"-Kim tediye etmiyor,sayın yargıç rica ederim böyle söylemeyin,bu bana hakarettir.ben
borcuma son derece sadık bir adamım.. dört seneden beri kendisinden parayı tedarik
etmek için üç ay mühlet istiyorum,bir türlü vermiyorki parayı tedarik edeyim.."
AKILLI
Atina'da yargıcın biri,ölüm döşeğinde iken yardımcı hakimi çağırıp der ki:
"-Ben artık ölüyorum.yargıçlığı sana bırakıyorum."
"-Ben nasıl yapabilirim efendim?"
"-Hiç merak etme!Eğer bir akıllı bir deli arasında dava olursa,akıllıyı dinler
ve kararını ona göre verirsin.İki deli gelirse zaten mübaşir haberin olmadan
onların işini halleder."
"-Peki efendim.Ya iki akıllı gelirse ne yapayım?"
"-Olacak şey mi? Ben 40 yıllık yargıcım,daha hiç iki akıllının birden geldiğini
görmedim."
ALTI
KURŞUN
Kadın,kocasını altı kurşunla öldürmüştü.Yargıç:
"-Anlamıyorum,dedi.Bir kurşunla ölen adama altı kurşun sıkmaya ne lüzum var?Ne
kadar da hırslı kadınmış.."
Suçlunun avukatı:
"-Hırstan ileri gelmiyor bu davranış sayın yargıç.."
Diye cevap verdi..
"-Müşterimin kulağı son derece ağır işitir de ondan.."
YANDIN
çocuk heyecanla eve geldi.kapıdan girer girmez:"Anne yandın!" dedi.Annesi telaşla
sordu: "Neden yandım yavrum?" "Öğretmenim,senin derslerine yardım edeni bir
görürsem dayaktan öldüreceğim dedi de..."
ENAYİLİĞİNE
DOYMASIN
Mahkemeye düşmüşlerdi.Yargıç,davacıyı dinledikten sonra sanığa döndü: "-Tam
beş defadır beyi dolandırıyormuşsun!Bir diyeceğin var mı?" Sanık başını önüne
eğdi : " Ne diyeyim sayın yargıç... Enayiliğine doymasın!"
GENE
Mİ?
Bir boğa hırısızı ikinci defa yargıcın huzuruna çıkarılmıştı: "-Gene mi sen?
Bir daha bana görünme diye sana tembih etmemişmiydim? "-Ahh sayın sinyor yargıç.Siz
beni görmek istemediğinizi söyleyince,artık polisler de beni hiç yakalamazlar
sanıyordum da.."
TELE-VELET
Kadın hastalanmış,grip olmuştu.İki günde iyileşip kalktı ama sesi açılmadı bir
türlü..Yataktan kalktığı günün akşamı eve dönen kocası,kapıda kendisini karşılayan
küçük çocuğa sordu:"-Annen nasıl?" çocuk gülerek:"-Görüntü iyi ama ses parazitli."
AYNI
KAN
Erol'un kanı incelenecekti.tabi biraz kan almak gerekiyordu.Korkmuyormuş gibi
görünüyordu.Ama ne kadar olsa korktuğu yüzünden belli oluyordu.Kanı alınacağı
zaman ağabeyi cesaret vermek için yanına sokuldu.Erol:"Benim yerime senden alsalar
ya!.." "Neden?" "Canım aynı kandan değil miyiz?İkimizin de kanı bir demektir!"
Temel-Gökdelen
Temel gokdelenden dusmus, katlari sayiyor,
- Yetmisinci kat, ellinci kat, otuz ikinci kat..
Cok sukur buraya kadar sag salim geldik, eeh birinci kattayiz burdan dusene
bir sey olmaz!
Temel
ve Tren Garı
Temel Trene binecek! Temel ve iki arkadaşı İstanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere
tren garına giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradır, bileti alırlar.Ne yapalım
bir saat diye düşünürken yemeğe gitmeye karar verirler.Yemekte sohbet, muhabbet
saata bir bakarlarki 1 saati geçmiş. Hemen koşarlar tren garına ama tren gitmiş.
Yine bilet alırlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalım vakiti nasıl geçirelim derken
kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktıklarında
1 saat olmasına 5 dakika vardır. Hemen koşarlar gara ama trene yetişemezler.Gişeye
gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmı diye. Gişedeki adam : ''Bakın
bu son tren eğer bunuda kaçırırsanız Trabzon'a bugün dönemezsiniz'' demiş. Bileti
almışlar yine sıkılmışlar ne yapalım ki derken pastaneye gitmeye karar vermişler.
Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmişlarki 1 saat olmak
üzere hemen koşmuşlar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk
vagonu yakalamış, diğeri orta boylu son vagonu tutmuş. Tren gitmiş, Temel oturmuş
yere baslamış gülmeye. Gişe memuru yanına gelmiş.''Sen ne garip adamsın. 3 treni
kaçırdın, arkadaşların gitti,sen kaldın, ağlayacağına gülüyorsun be adam.''
Temel :''Uy hemşerum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum''demiş.
Temel
- Balık
Bir gün temelle bir japon arkadaşı restorantda yemek yiyolarmış..Konu beyin
ve zekadan açılmış..japon temele insan beynin çok gelişmiş olduğunu söylemiş
ve kendinden daha düşük seviyedeki yaratıkları rahatlıkla hipnotize edebileceğini
söylemiş.. Bunuda bir örnekle açıklama gereği görmüş.. Mesela demiş yanındaki
akvaryumu göstererek..Bunun içindeki balıklar demiş bizim zekamızdan daha düşük
seviyede bir zeka düzeyine sahiptir..Bak demiş,başını akvaryuma çevirmiş ve
2 dakka süreyle bir balığa bakmış.. 2 dakka sonunda başını hafifçe sağa çevirmiş
balık sağa gitmiş,sola çevirmiş balık sola gitmiş..Bak demiş işte bu kadar kolay..Yemeğin
sonunda japon ellerini yıkamak üzere lavaboya kadar gitmiş ve 5 dakka sonra
geri geldiğinde temeli boş bakışlarla,ağzını balık gibi açıp kapayarak akvaryuma
bakarken bulmuş
Dolap
Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon seyrediyormuş.Adamda
işten eve evden işe giden bi kişiymiş.Bi gün adam papağınını kafesiyle birlikte
balkona bırakmış.Ve işe gitmiş... Bi saat sonra sokaktan polis aracı geçerken
papağan bağırmaya başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S.Ekip
aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev darmadağın olmuş.Eve
gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün
aynı olay tekrarlayınca adam evi gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce
başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye durumu gören ev
sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya
bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.Papağanın kafasıda atmış tavuklara dönüp şöyle
demiş... - ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan
yatıyorum...
Temizlik
Kutusu
Evdeki temizlikci kadin ikinci katta pencerelerin camlarini silerken,dengesini
kaybetmis ve kafa ustu asagidaki temizlik kutusuna gomulmus.Kadinin kafasi bidonun
icinde,ayaklari havada cirpinirken Temel oradan geciyormus.Kadini oyle gorunce
yaklasmis ve bacaklarini tutarak incelemis ve kendi kendine soylenmis;-Ha bu
daha kullanilirdu!
NESİ
VAR?
- Temel bir eczacı olmuş.İlk gelen müşterisi böcek ilacı istemiş temelde demişki;
- Böceginizin nesi var??
TEMEL
VE MÜZE
Temel fransada SenLuis muzesini gezerken çok yorulmuş ve orada boş gordugu bir
sandelyeye oturmuş. Hemen Fransız yetkili koşarak gelmiş,
- Beyfendi neyapıyorsunuz bu sandelye 14.Lui'nin sandelyesidir deyince..
Temel hemen cevaplamış.
- Ne var o gelince kalkarız
Cin
Adamin
biri California'da sahil kiyisinda yururken bir sise bulur.Sisenin mantarini
acar acmaz icinden bir cin cikar. Cin adama der ki,"Beni sise icinde hapsolmaktan
kurtardin, simdi benden bir sey dile.Yalniz iyi dusun cunku bir tek dilekte
bulunabilirsin.". Adam dusunur tasinir,"Ben," der "hayatim boyunca Hawaii'ye
gitmek istedim ama beni deniz tuttugu icin gemiye binemiyorum, ucaktan da cok
korkarim. Hawaii'ye gidebilmem icin bana buradan oraya bir yol yap."Cin dusunur,"Bak,
bu gercekten muazzam bir is" der. "Okyanusun icine o yolu tasimak icin yerlestirilmesi
gereken yuzbinlerce kolonu, o kolonlarin deniz dibine cakilmasini, daha sonra
da yolun kaplanmasi icin gereken milyonlarca ton malzemeyi dusun. Gercekten
cok zor bir olay. Normalde ben boyle bir sey soylemem ama gel sen vazgec bu
dileginden baska bir dilekte bulun." Adam tekrar dusunur."Peki," der "Hawaii'ye
yol dilegimden vazgeciyorum. Bana kadinlari nasil anlayacagim ogret. Onlari
neler mutlu eder neler mutsuz? Kadinlari gercekten etkileyip harekete geciren
seyler nelerdir? Degisik ruh durumlarini nasil anlarim?" Cin sorar:
"Yolu iki serit mi istiyorsun yoksa dort mu?"
Zeytin&Hamam böceği
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında - "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve - "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş, - "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
Temel&Paraşüt
Temel gazetede THK'nun parasüt kursu ile ilgili ilanini görmüs. ilgisini çekmis ve hemen basvurmus. Kaydini yaptirmis. Teori dersleri bitirmisler ve sira ilk atlayisa gelmis. Herkes heyecanli tabii. Hoca: - Arkadaslar,ilk atlayisimizi 1000 metreden yapacagiz. Kisaca yineliyorum: atlar atlamaz 3'e kadar sayip ana parasüt ipini çekeceksiniz; o açilmazsa yedek parasütün ipini çekersiniz o kesinlikle açilir. Asagida sizi bir jeep bekliyor olacak. Sorusu olan? ... Yoksa, iyi atlayislar. demis ve herkes uçaga dolusmus. Uçak 1000 metreye gelince herkes hazirlanmis ve baslamislar atlamaya. Temel atladiktan sonra ögrendigi gibi ana parasüt ipini çekmis ama parasüt açilmamis. Töbee.. demis. Yedek parasüt ipini de çekmis ama o da açilmamis. Temel büyük bir hayalkirikligi ile: - Ula, Allah bilir, asaguda jeep falan da beklemeyidur..
Yavaşla
Temel
araba kulanıyormuş. Yoldaki yazıları okumaya baslamış.
"Yavaşla 80 km." Temel hızını 80'e ayarlamış.
"Yavaşla 60 km" Temel hızını 60'e ayarlamış.
"Yavaşla 40 km" Temel hızını 40'a ayarlamış.
"Yavasla 20 km" Temel hızını 20'ye getirmiş. Bu arada da iyice sinirlenmiş.
Daha sonra bir tabela daha görmuş.
"YAVAŞLA kasabasına hoşgeldiniz".
VAY
AKILSIZ
Çok cimri olan bir adamın oğlu,eve neşeiçinde gelmişti..Babasının boynuna atıldı
ve bağırdı: "-çok mutluyum babacığım,tam yüz lira kazandım.." "-Nasıl?" " -okuldan
dönerken,otobüse bineceğime,arkasından koşum.İyi etmişmiyim.." Cimri baba kızdı
: "-vay akılsız vay! Otobüs arkasında koşacağına,hiç olmazsa dolmuş arkasında
koşsaydın da dolmuş parasını kazanmış olurdun."
KAÇ
YAŞINDA ?
Sınıfa yaş grafiği asılmıştı.İki çocuk bu grafiğin önünde konuşuyorlardı.Birisi:
"-Sen kaç yaşındasın?" dedi. Diğeri : "-Yaşımı bilmem ama annem yirmi yaşındayken
doğmuşum." "Eee..Annen,şimdi kaç yaşında?" "Akşam konukların yanında yirmibir
yaşında olduğunu söylüyordu ama..."
PROPAGANDA
Çocuk sordu:"Propaganda ne demek anne?" "Söyleyim canım,Ben yeni bir elbise
istediğim zaman,nasıl baban eski elbiselerimi över,hatırlıyor musun?İşte buna
propaganda derler"
KOVBOYLAR
Küçük Meryem'lerin televizyonu bozulmuştu.Tamirci çağırdılarÇocuk,televizyonu
inceleyen ustaya: "-Bence arızayı bulmak için önce bunun içindeki kovboyları,kızılderelileri
çıkarmamız gerekecek!!.." dedi..
ŞEHİT
sivas kayseri istikametine giden otobus CERKEZ sofor bey bir dakika dururmusunuz
SOFOR nicin beyefendi CERKEZ suracikta bir duga edecegim SOFOR hayirdir bir
yakininmiydi CERKEZ yok ula sofor aga bizim cerkezler suraciktaki yoruk koyune
AT calmaya giderken sehit dusmuslerdide
Temelin
koyunlari
İdrisle Temel tren yolculuğu yapıyorlarmış.idrisin canı sıkılmış pencereden
dışarı bakmaya başlamış.İdris" 516,586,254,367" diye rakamları ağzında geveliyormuş.Temel
sinirlenmiş ve "habire ne sayı sayıyorsun idris" demiş.idriste gördüğüm koyunları
sayıyorum demiş.Temel "nasıl sayıyorsun canım daha neler.madem sayıyorsun 5
dakika sonra benim çifliğin önünden geçecegiz.sıkıysa ordakileride sayda göreyim."
demiş.Temelin çifliğinden geçerken idris "716 tane "demiş. Temel şok olmuş."
Ula İdris nasıl saydun bunlari da " demiş.İdris "ne var bundan kolayi " demiş.
"bacaklarini sayıp 4 'e bölüyorum koyun sayısı ortaya çıkıyor "demiş
TEMİZLİK
Öğretmen sordu: "Çocuklar,evimizi neden temiz tutarız?"Bir öğrenci şu cevabı
verdi: "Ansızın misafir gelebilir de ondan öğretmenim."
DEDE
İLE TORUN
Pencere önünde oturmuş,hem sokağı seyrediyor,hem de konuşuyorlardı.Yoldan lüks
bir otomobil gecince,dede : "bak,bak ne güzel...Düt düt geçiyor.." dedi.Beş
yaşındaki torun ,dedesine şöyle bir baktı: "Ne düt düt'ü be dede?Sekiz silindirli,otomatik
vitesli,81 model model Ford o..."
HERKES
UYURKEN ÇALARIM
Babası oğluna hediye almak için oyuncakcı dükkanına götürdü.Bir oyuncak begenmesini
söyledi.Çocuk oyuncaklara baktı,hiçbirini gözü tutmuyordu.Sonra bir trampette
karar kıldı.Babası:"Oğlum,bu kadar oyuncağın içinden,gidip trampeti mi beğendin?Onun
sesi çok çıkar,herkesi rahatsız edersin." "Hayır babacığım ben onu her zaman
çalmam..Herkes yatıp uyuduktan sonra çalarım.!"
Şeker
İki Deli Hastenin Önün Deki Havuzun Başında Oturuyorlarmiş Birisi Kalkıp Havuza
ŞEKER Atmış ve Havuzdan Bir Yudum Almış Sonra Tükürmüş. ARKADAŞINA :-Havuza
Şeker Kattım Ama Tatlı Olmadı ARKADAŞI: -Tabi Olmaz Salak Karıştırmadın Da Ondan
Laz
ın ajanlığı
Rus gizli haber alma örgütü KGB,ruslar hakkında çok gizli sırları ele geçiren
üç ajanı(Amerikalı, ingiliz ve lazı) yakalıyorlar ve bunları konuşturmak için
işkanceye başlıyorlar... Amerikalı kendisine ait bilgiyi 17. gün açıklıyor.
İngiliz de 19. gün çözülüyor... Sıra laza geliyor. O'nuda konuştururlarsa herşey
tamamlanacak. Ama laz bir türlü konuşmuyor. Artık 36. gün işkenceden getirip
hücresine kapatıyorlar... Laz kafasını duvara vurarak: - Hatırla ulan eşşoğlueşek
hatırla!
AFRIKA
Bir adam ucagiyla Afrika'nin uzerinde gezerken birden ucagi arizalanir ve ormanlik
bir alana düşer.Adam ne yapayim ne yapayim diye dusunurken birden bir Afrika
kabilesinin ona dogru yaklastigini gorur. Adam icinden "Iste simdi boku yedik"
der. O anda dusuncesinde Nur yuzlu dedenin sesini duyar. - Hayir evladim boku
yemedin. Peki ne yapmam gerek. - Suradaki mizragi goruyor musun? - Evet. - Al
onu ondeki renkli giysili adamin tam kalbine batir. Adam mizragi alir ve adamin
tam kalbine batirir. - Evladim iste simdi boku yedin.
KULAKTAN
KULAĞA
Albay,binbasiya :Yarin günes tutulacak.Bu her zaman görülen bir sey degildir.Erleri
talim elbiseleri ile alayi talim meydanina getirin de olayi görsünler.Bende
orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim.Sayet yagmur yagarsa, tabii
bir sey göremeyiz.O zaman erleri,üstü kapali talimgaha götürürsün.Binbasi,yüzbasiya
: Albayin emri ile yarin sabah saat dokuzda günes tutulacak. Bu her zaman görülenbir
olay degildir. Sayet hava kapali olursa bir sey görülemeyecektir. Bu durumda
tutulma, kapali talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapilacaktir. Yüzbasi,tegmene
: Albayin emri ile yarin sabah dokuzda talim elbisesi ile günes tutulmasinin
açilis merasimi yapilacaktir. Sayet yagmur yagarsa ki bu durum pek görülen bir
olay degildir, Albay kapali talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Tegmen,basçavusa
: Yarin sabah dokuzda hava güzel olursa,talim kiyafeti ile albay tutulacak.
Kapali talimgahta yagmur yagarsa, alayin meydaninda manevra yapilacak. Çünkü
bu her zaman görülen bir olay degildir. Basçavus,askere :Yarin sabah saat dokuzda
kapali talimgahta Albayi tutacagiz.Sabah hepiniz talim techizat ile hazir olun.Askerler
kendi aralarinda :Yarin sabah bizim basçavus Albayi tutuklayacakmis.
kemençe
lazın biri banka soymak için testereyle demirleri kesiyor tam bu sırada bekci
gelmis ne yapiyorsun burda; laz hemen görmüyormusun kemençe çalayirum bekçi
nasIl kemençe çalmak sesi çikmayi hemserum merak etme kemençenun sesi sabaha
çikacak demiş ..
NE
KOYSAYDIM?
Adam sünnetçi dükkanının vitrinine şemsiye koymuş, biri de merak etmiş : -Yahu
sünnetçi vitrininde şemsiyenin işi ne be? Sünnetçi fena fena bakmış : -Yani
vitrine ne koysaydım?
ROMANTİZME
BAK
Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış, dolaşıyorlardı.Erkek
ahtopot eğildi, hafif sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı :-Ne güzel bir
gece, değil mi sevgilim?...Mehtap, yıldızlar, sen, ben... Ve bu güzel gecede
seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.
E
MAİL HATASI
New york sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın değişik
bölgelerinde iş gezilerinde olan karı koca Florida'da buluşup, yaz sıcaklarının
yaşandığı bu bölgede Birkaç gün geçirmeye karar verirler. Kocası eşinden önce
gider Florida'ya ve ertesi gün için de eşine yer ayırttıktan sonra, ona bir
e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yalnış yazdığı için eşi yerine,
birgün önce ölen, yaşlı bir papazın eşine gider. Papazın en az kendisi kadar
yaşlı eşi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çığlık atar ve yere
düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar
ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardım için koşuşturmaya başlar. Kadıncağız
bir süre sonra kendine gelir ve ne olduğunu soranlara bilgisayar ekranını gösterir.
Ekrandaki mesaj ise şöyledir: "Sevgili karıcığım!Bugün buraya ulaşır ulaşmaz,
yarın senin gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan
yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle
bekliyorum. KOCAN !
Temel'in
kamyon faciası
Temel kamyon şoförüymüş... Bir gün kamyonu ile yokuş aşağı inerken freninin
patladığını farketmiş. İleriye doğru baktığında,iki yolun ayrıldığını, yolun
bir başında kurulu bir pazar yeri ve yüzlerce insan... Diğer başında küçük bir
çocuk, yolun ortasında oyun oynamakta... Temel çok hızlı bir şekilde düşünür
:" Ula pazar yerine cirsem pi sürü insan ölür en iyisi çocuği ezeyum "Ertesi
gün gazetelerde şöyle bir başlık" PAZARA GİREN KAMYON DEHŞET SAÇTI. 150 ÖLÜ"
Hemen Temel'e sorarlar: -- Sende hiç kafa yok mu! Bu kadar insanı ezeceğine
bari çocuğu ezseydin! Temel cevap verir: -- ula siz benu salakmi sandinuz? Tabi
ki çocuği ezmeyu düşündüm ama çocuk pazara doğri koşinca pen ne yapiim!
Temel
kaynanasını gömmüş
Temel bir gün kahveye yüzü yara bere içinde gelmiş.Kahvedekiler merakla halini
sormuşlar... "Kaynanasını gömmeye gittiğini" söylemiş.Şaşkınlık içinde yüzünün
halini sorduklarında "Kaynanasının gömülmemek için çok uğraştığını" söylemiş
VEFAKAR
AİLE
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok
güzel bir kadın gördüler. Oğul sordu : -Ne dersin baba, yiyelim mi onu? Baba
bir an düşündükten sonra : -Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz!
dedi.
ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece
subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri koltuğunun
altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce beyninden vurulmuşa
dönmüş.Eri çağırarak : -Bu ne küstahlık,demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde
iki parça etmiş. -Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!Neye
uğradığını anlamayan er : -Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş
:-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim
kırdı diyeyim?
ÖNEMLİ
NEDEN
-Hayrola nereden? -Be be ben mi?Rad rad radyodan geliyorum... -Ne vardı radyoda?
-Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da...-Eeee, ne oldu? -Bı bı bı bırak
yahu?Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar.
SAKAT
ÇOCUK
Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: "Beyefendi,
bir bebeğiniz oldu acele hastahaneye geliniz" diye.Heyecanlanan adam hemen hastahanenin
yolunu tutmuş. Doğum bölümüne gitmiş. Kendisini bir hemşire karşılamış.Adam
durumu anlatınca hemşire: "Beyefendi, evet doğru bir çocuğunuz oldu ama malesef
sakat doğdu" demiş. Habere çok üzülen adam: "Olsun çocuğumu gösterin bana" demiş.
Hemşire:"Beyefendi, görmeseniz daha iyi olur çünkü çocuğunuz çok ileri derece
spastik" demiş.Adam yinede:"Olsun o benim evladım, görmek istiyorum" diye diretmiş.
Hemşire:"Peki öyleyse" deyip spastik çocuklar bölümüne geçmiş. Adamda peşinden
gitmiş. İlk bölümde kolsuz çocuklar varmış. Adam: "Çocuğum burada mı?" diye
sormuş Hemşire: "Hayır beyefendi, çocuğunuz ilerideki bölümlerde" diye yanıtlamış.Bir
sonraki bölüme geçmişler. Buradada bacağı olmayan bebekler varmış.Adam yine:"Çocuğum
burada mı hemşire hanım?" diye sormuş. Hemşire yine:"Hayır beyefendi, çocuğunuz
daha ilerdeki bölümlerde" diye yanıtlamış.Bir bölüm daha geçmişler buradada
hem kolu hem bacağı olmayan çocuklar varmış Adam yine heyecanla: "Buradamı çocuğum?"
demiş. Fakat hemşire yine: "Hayır beyefendi" diye yanıtlamış.Üzülen adam bir
sonraki bölüme geçmiş. Bu bölümde ise sadece kafa olan çocuklar varmış.Adam
yine hüzünle: "Hemşire hanım, artık sanırım burada çocuğum" demiş. Fakat hemşire:
"Hayır beyefendi, çocuğunuz şimdi gideceğimiz bölümde fakat isterseniz gitmeyelim
çünkü çocuğunuzu görünce çok kötü olabilirsiniz"demiş.Adam yine ısrarla: "Hayır,
ne olursa olsun o benim çocuğum" demiş. Hemşire "Peki o zaman" deyip bir sonraki
bölüme gitmiş. Bu bölümdeki oda bomboşmuş. Sadece odanın ortasında bir masa,masanın
üstünde bir kavanoz kavanozun içindede bir kulak duruyormuş. Adam hemen:"Bu
mu benim çocuğum?" diye sormuş. Hemşire üzüntüyle: "Evet beyefendi, ama malesef
çocuğunuz sağır" demiş.
HANGİSİ
DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır"yazılı
doktora girdi.Gülerek : -Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı
beni?dedi.Doktor da güldü : -Tabii, hatırlamaz olur muyum? -Eeee? Muayene etmeyecek
misiniz?İlaç vermeyecek misiniz? -Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim
ilaca devam edin...
Eczacı
Temel
Temel eczacilik fakultesini bitirmis.Fakat eczane açacak parası yok,Girmis bir
eczaneye: - beyefendi sizde sogan var mı?Adam Temel'i başından savmış.Temel
bu! Durur mu?hergün yeni saçma sorularla geliyormus...Birgun eczacı Temel'e:-Kardesim
senin derdin ne? -Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkaç
gün sonra Eczaneyi satan adam içeri girmis,Temel'e:-Siz de soğan varmı? demis...
Temel adama 'biz de sogan var ama senin receten var mi?'demiş....
Bizim
Temel Londra'da
Temel Londra'da bir otel odasında kara kara düşünüyor. "ulan! diyor. Ben aşağıdan
içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?" geçiyor aynanın karşısına ve
prova yapıyor..." Bana bir fisku! Yok böyle anlarlar... Bana bir raki! Yok böylede
anlarlar...Bana bir bira! Tamam diyor böyle iyi anlamazlar. Ve aşağıya iniyor...
Dirseklerini masaya dayıyor ve sesleniyor:- Barmen bana bi bira! Barmen Temel'i
biraz süzdükten sonra: - Birader sen lazmısın?Temel: - uyyy nerden anladın?
diyor. - Burası resepsiyon bar karşıda.
FBI
FBI eleman alimi icin duyuru yapar. Uc kisi basvurur.FBI binasinda adaylarin
hepsiyle tek tek gorusmeler yapılmaktadir. Ilk adam iceri alinir ve su sorular
sorulur.
"Karini seviyormusun?"
"Evet, efendim"
"Ulkeni seviyormusun?"
"Evet , efendim"
"Pekala,biz karini da getirdik.Su an yan odada." der ve masanin uzerine bir
tabanca koyar.
"Simdi odaya gir ve karini oldur!"
Adam silahi alir yan odaya gecer. 5 dakika hic ses duyulmaz. Adam tekrar ilk
odaya geri doner. Kravati gevsemis,ter icinde kalmistir.
"Yapamiyacagim efendim." der ve orayi terk eder.
Ikinci adam iceri alinir. Ayni sorular sorulur.ayni yanitlar. Ve ona da iceri
girip karisini oldurmesi soylenir. Adam yapamayacagini soyler ve ayrilir.
Son adam girer. Ayni sorular. Ayni cevaplar. Ona da iceri girip karisini oldurmesi
soylenir. Adam iceri girer. 5-10 saniye sonra icerden silahsesleri gelmeye baslar.
BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM ....
Derken kisa bir sessizlik ve ardindan gurultulu bir cam kirilmasi duyulur.
Adam iceri girer , biraz terlemistir. FBI personeli sorar "Ne oldu ?" Adam cevaplar..
"Efendim bana verdiginiz silah kurusiki cikti, o yuzden onu pencerden asagiya
atmak zorunda kaldim"
TAMPON
Uc mahkum cezaevi yolundadir.Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin bir
esya getirilmesine izin verilmistir.Otobuste, biri digerine doner ve sorar,
"ee, sen ne getirdin ?", diger mahkum bir kutu boya kutusu cikarir ve bunlarla
herseyi boyayabilecegini soyler. ve birinci mahkuma sorar, "sen ne getirdin
?". Oda, yanindaki kutuyu acar ve icinden iskambil kagitlarini cikarir. "Bunlarla
poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kard oyunu oynayabilirim"der.
Ucuncu mahkum kosede sessizce siritarak oturmaktadir. Diger iki mahkum farkeder
ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" ucuncu
mahkum bir kutu cikarir ve gulerek "bu tamponlari getirdim," der. diger iki
mahkumunda kafasi karismistir, merakla sorarlar,""Bunlarla ne yapabilirsin ki?"
ucuncu yine siritir ve kutuyu gostererek "Kutuda yazdigina gore, bunlarla at
surebilir, yuzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmisim"
CİDDİ
MAĞAZA
Adamin biri, yeni acilan luks buyuk magazaya gitmis, satici kiza yaklasmis.
"Bir kravat almak istiyorum.." Satici kiz son derece sirin bir tavirla: "Beyefendi,
bizde musteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli mi olacak yunlu mu?" "Ipekli.."
"O zaman lutfen birkat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarida.." Adam
bir kat yukari cikmis, baska bir satici kiz.. "Ben ipekli bir kravat almak istiyorum."
"Beyefendi, kravat duz mu olacak, desenli mi?" "Desenli.." "Bizde musteriyi
memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat yukarida, lutfen ust kata buyurun.."
Adam bir kat daha cikmis. Yeni bir satici kiz.. "Ben ipekli ve desenli bir kravat
almak istiyorum.." "Desenler cizgili mi, cicekli mi olacak?" "Cizgili.." "Bizde
musteriyi memnun etmek esastir, cizgili kravatlar bir kat yukarida, lutfen bir
kat yukari buyurun.." Adam bir kat daha cikmis.. Cizgiler kalin mi, ince mi,
bir kat yukari. Zemin acik mi, koyu mu, bir kat yukari derken 18. kata gelmis.
Ofke ile satici kizin yakasina yapismis.. "Ben ipekli, ince cizgili, zemini
koyu, bir kravat istiyorum." "Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?" "Hayir,
evdeki elbisemle." "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir, bir uyumsuzluk
olursa firmamizin prensiplerine ters duser, lutfen evden obur elbisenizi alir
gelir misiniz?" Adam buyuk bir ofkeyle asansore gitmis. O sirada asansorun kapisi
acilmis, icinden gene cok sinirli bir adam cikmis. Bir elinde bir klozet kapagi,
belden asagisi da ciplak: "Iste popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapagi.
Verecekseniz verin artik su tuvalet kagidini."
ARABAM
DIŞARIDA
Temel kirtasiye'ye girmis.Bilgic bilgic:-Bana bir roman lazim. Kirtasiye tezgahtari
sormus:-Efendim agir mi olsun hafif mi? Temel:-Farketmez canim.Nasil olsa arabam
disarida.
İLK
GÜNDEN Mİ?!!
Dursun Amerikaya gidiyor.5,6 ay sonra arkadasi Temel'i ariyor:-ula Temel hacan
cabuk buraya gel. Temel:Niye la dursun? Dursun:Ha burada cabuk zengin olayisun.
Temel:Ne is yapacagum? Dursun:Ula sirf yere dusen paralari topla yeter.Baska
is yapma. Neyse Temel Amerika'ya gidiyor.Ucaktan iniyor.Taksi garajina giderken-
bakiyor yerde 100 USD.Temel kendi kendine:Ula ilk gunden mi işe baslayacaguz.
diyor ve yerdeki parayi almadan yoluna devam ediyor.
SAVAŞ
Karadenizliler doguda ruslarla sicak savastalar.Herbiri belinden el bom balarini
cekip rus askerlerinin oldugu tarafa atiyorlarmis.ruslarda bom- balarin pimini
cekip tekrar bu tarafa atiyorlarmis.
DOPİNG
Temel olimpiyat oyunlari 100 metre finalinde doping yapmis.Anlasilma sin diye
sonuncu olmus.
GERİ
VİTES
temel istanbulda bir is yeri acar ve mersedes arabasi alir isler tikirinda giderken
trabzonda haber gelir temel oglum babon oldi hemen cel temel arabaya atlar direk
trabzonun yolunu tutar temel 6 saatte trabzona gelir babasinin vasiyeti uzerine
cami mezarligina gomerler.temelin isleri yogun annesinden izin ister ve istanbula
geri donmek icin arabaya atlar istanbulada haber gonderir usagim bin celiyom
bini karsula. usaklar bekler temel gelmez 1 gun gecer temel yok 2 gun gecer
temel yok 3 gun gecer temel yok 4 gun temel gelir usaklar sorar ula temel sen
trabzona 6 saatte citun buraya ise 4 cunde geldun .ne oldu temel usaklaruna
doner ve derki ula usaklarum bu almamlari anlamiyom geri fitesi 1 tane yapmus
ilerisini ise 5 fites ondan gec celdum der.
HESAP
Adamın biri lüks bir lokantanın vitrininde şu ilanı görür."Yemeği siz yiyin,
hesabı torununuz ödesin"Fikir çok cazip gelir ama yinede emin olmaz içeriye
bir kez daha sorar. "Gerçekten yediğim yemeğin parasını torunumdan alacaksınız?"
"Evet " der lokanta sahibi. Bunun üzerine patlayana kadar yiyip, aklına geleni
sipariş eder adam. Tam kapıdan çıkacakken garson gelir ve hesabı uzatır. "20
milyon" "Bu da nedemek hani parayı benden almıyordunuz" der."Evet efendim almıyoruz.
Bu zaten büyükbabanızın hesabı"
BOYNUZ
Temel birgün keçinin boynuna tasma takmış gezdiriyormuş. Arkadaşı Dursun yolda
onu görüp, Ula Temel Napiysin demiş. Temel; Ula cörmiymisin Çöpeğimi cezdurayrum
demiş. İdris; Ula bunun boynuzlari var. Temel; Valla ben onin özel hayatina
karışmayrum demiş.
FARE
ADAMIN BIRI KENDINI FARE ZANNETTIGI ICIN DELI HASTENESINE DUSMUS.TEDAVISI BITTIKTEN
SONRA DOKTOR SORMUS.SIMDI SEN BIR FAREMISIN INSANMI?DELI:OLURMU DOKTOR BEY BEN
BIR INSANIM FARE DEGILIM DEMIS.DOKTOR:OZAMAN ARTIK GIDEBILIRSIN IYILESTIN ARTIK
DEMIS.DELI KAPIDAN CIKMIS VE IMDAAAAAAT DIYE BAGIRARAK TEKRAR ICERI GIRMIS DOKTOR
DEMIS NE OLDU DELI:BIR KEDI GÖRDUMDE ONDAN KORKTUM DEMIS.DOKTOR:SEN HANI KENI
BIR FARE ZANNETMIYORDUN DEMIS.DELI:BEN FARE OLMADIGIMI BILIYORUMDA KEDI NERDEN
BILSIN DEMIS
TANIMADIN
MI?
Adam yeni aldığı ferrarisiyle gidiyormuş. Kırmızıda dururken arkadan biri güm
diye bindirmiş. Fırlamış arabadan, bakmış ki külüstür bir araba, içinde de süklüm
püklüm bir adam yalvarıyor "Affet abicim oldu bir hata, zaten bende hiç para
yok. Benim arabamı satsak senin bir tamponun etmez." Ferrari sahibi bakmış adamın
kılık kiyafet dediklerini doğruluyor. Peki demiş, seni affediyorum, ama biraz
dikkatli kullan. Neyse arabasına atlamış, yola devam etmiş. Bir sonraki trafik
lambasında bir gürültlü, gene arkadan biri bindirmiş ferrariye. Adam dönmiş,
gene aynı adam arkada. Tam arabadan inecek adam arkadan kornaya basıp el sallamış:"
Abi tanıdın mı, benim, devam et".
SENİN
YAŞINDAYKEN
Temel, sınıfta kalan oğluna "Oğlum Atatürk Senin yaşında iken sınıfın birincisi
idi" demiş. Oğlu, başı önünde yanıtlamış "Ama baba, Atatürk senin yaşında iken
de Cumhurbaşkanı idi"
BENİM
Mİ OLDU?
Temel banka soymak sucundan yargilaniyormus. Son celsede yargic karari okumus;Temel'in
sucsuz oldugunun anlasildigini, tahliyesine karar verildigini aciklamis..Temel
sevincle ayaga firlamis Uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani simdu bu paralar
benim oldu degil mu?
HANGİ
OKUL??
Ahmet okuldan eve cok mutlu bir halde geldi. - Okulda ne yaptiniz? - Patlayici
madde imal ettik. - Peki yarin ne yapacaksiniz okulda? - Hangi okulda?
MÜEBBET
Zamanin en buyuk Mayfa babasi cok agir bir suctan yargilanmaktadir ve idami
istenmektedir. Juri uyelerinin icinde Temel de vardir. Mafyanin adamlari mahkemeden
once Temeli bir kenera cekerler ve soyle derler: - Temel ne yap et Babanin idam
kararini muebbet'e cevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in icine
korku dusmustur acep ne yapsamda bu adami kurtarsam diye dusunur. Dava baslar
gunlerce devam eder ve nihayet Juri uyeleri karar vermek uzere odalarina gecerler.
Aradan uzun bir sure gectikten sonra juri geri gelir ve kararini okur: - Muebbet
hapis derler Bunu duyan Babanin adamlari ne yapacaklarini sasirilar dogru Temel'e
gidip afferim sana Temel simdi gozumuze girdin derler. Ehh be Temel iyi guzel
de bu isi nasil basardin diye sorarlar: -Temel "Sormayin bre usaklar der millet
Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete cevirne kadar aklan karayi sectim der"
SÜNNET
Temelin cocugu 20 yasina basmis halan sunet olmamis komsulari sormus temel hayirdir
cocugun 20 yasina basti neden halan sunet etirmedin diye temelde banene yahu
demis evlenince karusu istedigi kadar kestursun demis .
MANYAK
MISIN?
Temel askere alinacak, Askerlik subesinde Memur adini sorar. -Adin ? -Temel"
Temel ama yumusak G siz " der -Memur " Tobe tobe lan manyak misin ? Temelde
yumusak G ne arasin " der -Temel "Eheee biz ne deduk"
AJAN
Amerikalilar soguk savas doneminde Sovyetler Birligi'ne gonderilmek uzere ajan
yetistiriyorlarmis.Once doga sartlarina karsi ajani 3 sene egitmisler.Sonra
2 sene Rusca oretmisler ve 1 sene de Rus kulturunu ogretmisler Egitimin sonunda
ajani Sibirya'da bir ussun yanina parasutle ajan inmis.Etraf karanlik ilerde
bir isik var. Ajan oraya dogru gitmis.Kapiyi acan ev sahibine afedersiniz buralarda
bir us varmis acaba nasil gidebilrim? diye sormus.Ev sahibi sen Amerikali misin
?diye sormus yok canim nerden cikardin demis ajan ev sahibi israr etmis.Sonunda
ajan israrina dayanamayip evet demis ben Amerikaliyim Peki nasil bildin? Ev
sahibi: Buralarda hic zenci bulunmaz da .
GEBER
KADIN 50. katın penceresinden bakarken aşağı düşer, kırkıncı katta bir adam
belinden yakalar: "Bu akşam benimle olursan, seni kurtarırım!" "Ben bildiğin
kadınlardan değilim!" "O halde güle güle!" Kadını otuzuncu,yirminci katta da
yakalarlar, aynı teklifi yaparlar,kadının cevabı değişmez: "Ben bildiğiniz kadınlardan
değilim!" Onuncu kata yaklaşırken kadın başına gelecekleri anlar ve inadından
vazgeçer, onuncu katta yakalayana kendisi teklif eder: "Beni kurtarırsan bu
gece seninle kalırım!" "Geber pis orospi!"
GİDİŞ-GELİŞ
Temel gunun birinde istanbuldan koyune kahkahalar icinde geri donuyormus bunu
duyan koyluler temel neden guldugunu sormuslar, Temelde otobus soforunu kazikladigini
soylemis koyluler nasil ya diye sormuslar. temel demiski: istanbulda gidis-gelis
bileti aldim; su anda geldim fakat geri gitmeyecegim
RAHMETLİ
Temel ile Dursun 21. katın penceresiden asılma yarışı yapıyorlarmış. rahmetli
Dursun kazanmış.
PATATES
Temel ve Dursun aynı köyün iki delikanlısıdır.Yaşları yirmiyi bulur ve askere
giderler.Her ikiside çakı gibi askerdirler.Günler,aylar geçer ve bizim iki karadenizlinin
başarıları artar.Bizimkiler en iyilerin seçileceği tatbikata aday olarak giderler.Tatbikatın
ana konusu kamuflajdır.Temel,dursunve diğer adaylar tatbikatın olacağı meydana
toplanır.Askerlerden istenen bu boş arazide en iyi kamuflajı yapmaktır. askerler
dört bir yana dağılarak,saklanmaya başlarlar.Temel ve Dursun saklanmaya çalışırken
iki tane boş çuval bulurlar.Temel birine Dursun birine girer.Diğer askerlerin
denetimi bitmiş sıra bizimkilere gelmiştir.Komutan dursunun çuvalının başına
gelir.Çuval'a bir tekme atar. Dursun havv!!! havv!!! diye bağırır.Komutan içinden
"aferin iyi kamuflaj yapmış diye mırıldanır.Sıra temelin çuvalına gelir ve ona'da
bir tekme atar.Çıt yok.birdaha tekme gene çıt yok.Komutan dayanamaz ve öyle
bir tekme vururki temel acısından bağırır.PATATES!!!, PATATES!!!.
SAF
Temel yolda yururken bir senet bulmus.Bakmis senedin son gunu.... Ne yapacagim
diye kara kara dusunmeye baslamis.Sonra gitmis borc toplayi senedi yatirmis.rahat
bir nefes almis.Ayni sekilde bir gun yururken yine yerde bir senet gormus.almis
bakmis.YIne senedin son gunu.Ama bu odene cek gibi degil,cok fazla miktarda....Temel
hemen sahte pasaport cikartip yurt disina kacmis....
LAZ
AKLI
Lazlar yeni bir parasut icad etmisler: Yere carpinca aciliyormus....
DEVE
Yildirim Akbulut meclis lojmanlarindaki evine deve gelmesin diye evin e rafina
agac dikiyormus,oradan gecen birisi sormus: __Yildirim bey ne yapiyorsunuz?
__eve deve gelmesin diye agac dikiyorum. __iyi de beyefendi burada deve yok
ki.. __eeeee arkadas biz bu agaclari bosuna mi diktik.
PERŞEMBE
Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz? cevap:cuma namazinda gulmesinler
diye..
ELLEME
Karadenizde iki isci tarlada calisirlerken uzerlerinden bir ucak geciyor biri
yukariya bakarak: __Bak Temel ucak geciyor. Oburu hala isiyle mesgul: __Ula
Dursun elleme gecsin.
ORUÇLU
Temel Dursuna soruyor: __Ula Dursun sen oruclu oruclu kac hamsi yersun? Dursun:Vallaa
100 tane yerim. Temel:Olur mu ulan ilk hamsiyi yediginde oruc bozulur diger
99 sayilmaz. Neyse Dursun bunu kafaya takiyor.O da yine yolda gordugu Idrise
soruyor: __Ula Idris sen oruclu olarak kac hamsi yersun? Idris:Valla 50 tane
falan. Temel:Ula 100 tane deseydun sana birsey anlatacaktum.
OLUR
MU?
Nasrettin Hoca'ya dert yaniyorlar: __Yahu Hoca senin kari cok geziyor. Hoca:Olur
mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.
MAAŞ
Temel cok zengin ayrica prestiji de saglam.Birgun otelin birinin kral dairesinde
ummadik birsey oluyor.Temel altina kaciriyor.temel pantolonu falan fazla kirlenmedigine
seviniyor ama corap batmis.Simdi komi'yi cagirsa rezil olacak.en iyisi diyor
pencereden asagi atayim.Corabi pencereden sallarken elinden kaciyor ve tavana
carpip yere dusuyor.Eyvah.Tavan mahvoldu Caresiz artik komi'yi cagiriyor.Komi
iceri giriyor.Temel: __Su tavandakini temizle sana bir maasin kadar avans vereyim.
Komi cok saskin sekilde cevap veriyor: __Sen onu oraya nasil yaptigini soyle
ben sana iki maasimi vereyim.
YANLIŞ
NUMARA
Temel saat 02.30 da arkadasi Dursun'u ariyor. Telefon kalkiyor. ---Buyrun. Temel
Dursun'un sesini taniyor : __Alo Dursun orasi 11,11 mi? __Hayir Temel burasi:1,1,1,1
__Kusura bakma dursun yanlis numara.
RUJ
LEKESİ
Bir kız yurdunda şöyle bir sorun yaşanmaktadır. Kızlar, sabah dudaklarına ruj
sürdükten sonra aynayı öperek dudak izi bırakmaktadırlar, bunların temizlenmesi
sorun olmaktadır. Yurdun müdürü birgün yurtta kalan kızları ve tuvaletleri temizleyen
hademeyi tuvalete toplar. Kızlara yönelik şöyle bir konuşma yapar: "Bazılarınız
dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek dudak izi bırakıyorlar. Hadememiz
bunları temizlerken çok zorlanıyor. Şimdi ne kadar zorlandığını hep beraber
izleyelim." Der. Bir işareti ile hademe fırçasını klozetlerden birine daldırıp
aynayı temizlemeye başlar. O günden sonra aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz.
PAPAGAN
Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki papagani varmis. Papaganlar da papaz
gibi oldukca inancli ve dindarlarmis. sabah aksam kafeslerinde oturur incil
okuyup dua ederlermis. Papazin cemaatinden bir kadinin da iki tane disi papagani
varmis, papazin erkek papaganlari ne kadar ahlakliysa kadinin disi papaganlar
da o kadar ahlaksizmis. eve gelen misafirlerin onunde "erkek istiyoooooz!" falan
diye bagirirlarmis. kadin sonunda dayanamamis, papaza akil danismaya gitmis,
papaz da, sen getir onlari bana, benim papaganlarin kafesine koyayim da ahlak
ogrensinler biraz demis. kadin da almis papaganlarini getirmis papazin evine,
daha kafese girer girmez disi papaganlardan biri "hey yakisikli iki tane ucuz
fahise ister misiniz kafesinizde?" diye sormus erkek papaganlardan biri de otekine
donup " olum butun dualarimiz kabul oldu lan sonunda" demis.
POLİS
Cocugun biri kumsal da resim yaparken polisin biri oradan gecerken sorar:,,
Ne yapiyosun oglum? Cocuk: resim yapiyorum polis amca. Polis: ne resimi yapiyorsun?
Cocuk: Polis resmi yapiyorum. Polis: nasil yapiyorsun anlat bakayim. Cocuk:
su katiyorum, camur katiyorum, bok katiyorum polis oluyor. Polis : bak oglum
bok katma döverim seni. Ertesi gün polis yine bu cocuga kumsalda sorar:,, Ne
yapiyorsun oglum? Cocuk: Polis resmi yapiyorum. Polis: nasil yapiyorsun? Cocuk:
su katiyorum, camur katiyorum, bok katiyorum, polis oluyor. Polis Cocugu iyice
bir döver. Erstesi gün Polis yine resim yapan cocuga sorar: Ne yapiyorsun oglum?
Cocuk: Resim yapiyorum. Polis: ne resmi yapiyorsun? Cocuk: asker resmi yapiyorum,
asker. Polis: nasil yapiyorsun anlat bakayim. Cocuk: su katiyorum, camur katiyorum
asker oluyor. Polis: bok katmiyormusun? Cocuk: hayir, bok katmiyorum. Bok katarsam
polis oluyor.
İSİM
DEĞİŞİKLİĞİ
Adamın biri ismini degiştirmek için mahkemeye başvurmuş Hakim Sormuş : İsmin
ne ? Adam Cevap vermiş : Ahmet Hıyar Hakim : İsim değişikliği istemekte haklısın
peki yerine ne istiyorsun ? Adam : Mehmet Hıyar
İLERİ
GÖRÜŞ
temel yolda giderken ileride bir muz kabuğu görmüş ve: "- ula yine düşeceğuz..."
HAYAT
BİLGİSİ
Cocuk aksam eve gelmis ve babasina: "Baba hayat bilgisi dersinde yonetimleri
isliyoruz, bana demokrasiyi anlatir misin? " demis. Babasi: "anlatmasina anlatirim
yavrum ama senin bazi tanimlari bilmen gerekiyor. " demis, "Bak simdi benim
fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranin nasil harcanacagina
annen karar verir, o hukumet; hepimiz senin icin yasiyoruz, sen halksin; besikteki
kardesin, gelecek; hizmetcimiz ise isci sınifi. Sen bunlari ogren. Ben sabah
sana demokrasiyi anlatirim" demis. Gece cocuk uyanmis bir bakmis ki kucuk kardesi
altini pisletmis ve durmadan agliyor. Hemen anne ve babasinin odasina gitmis.
Annesi horul horul uyuyor. Uyandirmaya calismis ama basaramamis. Babasi yatakta
degil, gecerken hizmetcinin odasına bir bakmis ki hizmetciyle babasi sevisiyor.
Caresiz donup yatmis. Ertesi sabah babasi "gel oglum sana demokrasiyi anlatayim."
demis. Cocuk: "gerek yok baba, den artik biliyorum" yanitini vermis ve anlatmis:
"Kapitalistler isci sinifini becerirken hukumet uyuyor, halk endiseli, gelecek
ise bok icinde.
KAYSERİLİ
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li
musteri bagirmis.. "Durdur su arabayi.." Sofor panik icinde haykirmis.. "Durduramiyorum!.."
"O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.
BEN
GÖRMEDİM
Bir Ingiliz bir Fransiz bir de laz vampir havada ucuyorlarmis. Birden Ingiliz
vampir asagiya dalmis ve bir dakika sonra agzi burnu kan icinde cikmis. Diger
vampirler "ne yaptin" diye sormuslar oda "su asagidaki evi goruyormusunuz?"
demis. Vampirler de "evet" demisler. "Iste o evde bir bakire genc kiz vardi,
kani cok lezzetliydi" demis ve uçmaya devam etmisler. Birden Fransiz vampir
de asagiya dalmis ve o da kanlar icerisinde geri gelmis. Digerleri ona da "ne
yaptin?" diye sormuslar. O da "su asagidaki evi goruyor musunuz?" diye yanitlamis,"evet"
demis digerleri "onun yanindaki ahiri da goruyor musunuz" diye devam etmis.Yine
"evet" demisler. Fransiz Vampir devamla "iste orada cok guzel bir kisrak vardi
onun kanini emdim cok lezzetliydi" demis. Neyse vampirler ucmaya devam edmisler.
Birden laz vampir de asagiya dalmis ve agzi burnu kan icinde geri donmüs. Vampirler
ona da sormuslar "sen ne yaptin" diye.Laz Vampirde "su asagidaki evi goruyor
musunuz?", "evet" demis digerleri "peki yanindaki ahiri goruyor musunuz?" diye
sürdüsmüs laz, yine "evet" diye yanitlamisler, "peki onun yanindaki diregi de
goruyor musunuz? " diye yeniden sormus, digerleri yine "evet" demisler Laz ic
cekereke" ha BEN GORMEDIM"DE!" demis
ZEYBEK
Lazın biri, Izmir'e gitmiş. Oradaki tanışla dolaşırken, bir de bakmışlar ki,birkaç
efe, zeybek oynuyor. Kendilerine özgü agır hareketlerle kol vurup diz büken
efeleri seyrederlerken, Izmirli, Laz arkadaşına dönüp sormuş: Ne güzel oynuyorlar
di mi? Laz dudak bükmüş: O kadar düşündükten sonra, ben de oynarım.
YÜRÜ
YA KULUM
Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel arabasini satmis.
SEFERİ
Baba erenlere sormuslar, niye oruç tutmuyorsun diye, Seferiyim demis, Ne seferiligi
bu demisler, Bu hayat yolundan Ahirete seferiyim demis
YAŞASIN
Pasifik'te bir ucak dusuyormus.Dengesini saglamak icin butun kargoyu bosaltmislar
ama ucak dusmeye devam ediyor,o zaman hostes atlamak icin -gonullu olup olmadigini
ucaktakilere sordu.Bir fransiz - bana bir sampanya verin ve Yasasin Fransa diye
atliyor Sonra bir alman - bir bira isteyerek,Yasasin Almanya diye atladi Sonra
bir rus bana bir votka verin dedi siseyi bitirdikten sonra Yasasin Afrika bagirarak
iki tane zenciyi firlatmis....
YAKMADI
MI?
Amerikalinin biri Turke Bak biz teknolojide nekadar ilerideyiz Aya bile gittik.
Turk:Hadi be Ayda neymis biz Gunese gittik. Amerikali: nasil gittiniz ya? yakmadimi?
Turk: Hayir biz Geceleri gidiyoruz.
ÖNEMLİ
BİRİ
Bir gün Papa vaaz vermek üzere Amerikaya gitmiş. Havaalanında şoförünü bulamıyınca
taksiye binmeye karar vermiş. İyice geç kalmış olan papa trafik de sıkışınca
sinirlenip taksi şoförüne "Geç arkaya ben kullanırım" demiş. Trafik kurallarına
uymadan epey yol kat eden papa yı biraz sonra polisler çevirivermiş. Papayı
anında tanıyan polis memuru "Sizin için ne yapabilirim papa hazretleri" diyince
papa durumu izah etmiş. Hemen telsizle 50 polislik bir eskort yardımı isteyen
polis memuruna sormuşlar "Kimin için istiyorsun bu eskortu?" Polis de "Vallaha
bilmiyorum ama şoförlüğünü papa yaptığına göre önemli birisi olmalı"demiş.
DİLEK
Temel bir gun yolda giderken bos bir siseye tekme atar, sisenin icinden cin
cikar ve Temel'e:" dile benden ne dilersen" der. Temel de cine cevap verir:"
OZUR DILERUM"
HIRSIZ
Bir gece Hoca'nın evine hırsız girer,evde ne var ne yok hepsini çalar,evine
götürür. Bu sırada onu gözetleyen Hoca eşyasının kalanlarını sırtına alarak
hırsızın evine götürür. Hırsız hayretle sorar:"evimde bu saatte ne arıyorsunuz?"Hoca
gayet sakin:"oğlum biz bu eve taşınmadık mı?"
NEFES
AL NEFES VER
Temel yeni bir volkmen satın almış.Kulağına takarak yolda yürümeye başlamış.Aniden
dişine ağrı girince başlamış doktor aramaya.Nihayet bir doktor bulup içeriye
girmiş.Doktora dişinin çok ağrıdığını söyleyince doktor oturun bir bakayım demiş.Temel
koltuğa oturunca doktor kulaklıkları çıkarmasını söylemiş.Temel "sakın ha aman
elleme yoksa ölürüm demiş" Doktor hayret içinde "beyefendi kulaklıkla ölmenin
ne alakası var"deyince Temel "sen bilmezsin aman ha elleme"demiş tekrar.Doktor
iyice merak etmiş tekrar "beyefendi lütfen dalga geçmeyinde kulaklığı çıkartın"demiş.Temel
tekrar"Aman ha ölürüm sakın elleme"deyince doktor sinirlenerek kulaklığı çekip
almış Temelin kulağından.Birde bakmışki Temel ölmüş.Heyecanla kulaklığı alıp
takmış birde ne duysun " NEFES AL NEFES VER " diyor.
GENÇLİK
Hoca birgün bir dereden geçiyormuş,bir taştan diğer bir taşa atlarken koyuruvermiş
-İhtiyarlıktan diye söylenivermiş Çevresine bakınınca kimseyi görememiş -Gençliğindede
birşey değildinya demiş
SALAK
İSTANBULA İLKKEZ GELEN TEMEL OTEL ARAMAYA BASLAMIŞ BİR OTELE GİRMİŞ BOŞ ODANIZ
VARMI DİYE SORMUŞ OTEL SORUMLUSU MALESEF HİÇ BOŞ ODAMIZ KALMADI FAKAT İKİ YATAKLI
BİR ODAMIZ VAR AMA YATAĞIN BİRİNDE BİR ZENCİ KALIYOR İSTERSENİZ SİZE YATAĞIN
BİRİNİ VERELİM DER. TEMELDE MECBUREN KABUL EDER. ODAYA GİRERKEN BU ZENCİLERDE
KOÇ PİS OLURLAR,KARA ZENCİ DEYEREK SÖYLENİR BU ARADA TEMEL OTEL GÖREVLİSİNE
BENİ SAAT 6.00 DA LUTFEN KALDIRIRMISIN DER. TEMELİN SÖYLEDİGİ SÖZLERİ DUYAN
ZENCİ TEMELİN ELİNİ YÜZÜNÜ SİYAH BİR BOYAYLA BOYAR. SAAT 6.00 OLUNCA ODA SERVİSİ
TEMELİ UYANDIRIR TEMEL ELİNİ YÜZÜNÜ YIKAMAYA GİDER VE AYNAYA BAKAR BU OTELİN
SAHİBİ ÇOK SALAK BENİ KALDIRCAĞINA ZENCİYİ KALDIRMIŞ DER.
BİZE
NE??
temel ve dursun uçağa binmişler.10 dakika sonra kaptan düşüyoruz herkes başının
çaresine baksın demiş dursun korkarak ne edeceğuz temel demiş temelde haçen
pizene babamizin uçağumu bu........
DİLENCİ
Kadıncağız kapının önündeki küçük dilenciye nasihat verdi: -Evladım niçin okula
gitmiyorsun da burada dileniyorsun. -Gittim teyze, gittim ama çok az para verdiler.
TEST
NASRETTIN HOCA BIR GUN YOLDA GIDIYORMUS.BIR YAY BULMUS.AGZINA ATMIS KEMIRMEYE
BASLAMIS.BUNU GOREN BIRISI HOCA HOCA NEYAPIYORSUN DEMIS. HOCADA YAYLA LEZZET
TESTI YAPIYORUM DEMIS.
ERKEK
OLAN
Bir gün Nasrettin Hoca bazı arkadaşlarıyle sohbet ederken ona kaç yaşında olduğunu
sormuşlardı. "Kırk yaşındayım," diye cevap vermişti.Aradan on yıl geçer. Arkadaşlar
bir gün Nasrettin Hoca'ya aynı soruyu sormuşlar. Hoca soğukkanlılıkla yine:
"Kırk yaşındayım," diye cevap vermiş. Arkadaşlar hep bir ağızdan:"Nasıl olur,
Hoca? Olamaz! On yıl önce kırk yaşndayım demiştin!"Nasrettin Hoca gülerek: "Erkek
olan sözünü inkar etmez! Benim tek bir Allahım var ve tek bir sözüm var... Yirmi
yıl geçerse de sorunuza aynı cevabı vereceğim..."
3
BAYAN - 3 ERKEK
Uc bayan ve uc erkek is icabi trenle bir seyahate cikmalari gerekir. Tren garina
giderler. Uc bayan 3 bilet aldigi halde erkekler tek bilet alir. Bayanlar bunun
sebebini sorduklarinda erkekler "bekleyin ve gorun" derler. Trene binerler ve
tren hareket ettikten bir sure sonra uc erkek kalkip hep beraber trenin tuvaletine
girerler. Biraz sonra konduktor gelir ve uc bayandan uc bileti alir. Tuvaletin
onunden gecerken kapiyi tiklatip,"bilet lutfen," der. Kapi acilir ve bir el
bileti uzatir. Bayanlar bunu gorurler. Taktigi kapmislardir. Donus yolculugu
icin yine gara giderler. Bayanlar bu sefer tek bilet almislardir.Erkekler ise
hic bilet almaz. Bayanlar yine sasirip sebebini sorduklarinda Erkekler yine
bekleyip gormelerini soylerler. Bir süre sonra yolculuk baslar. Once bayanlar
kalkip tuvalete girer. Ardidan da erkekler karsisindaki tuvalete. Konduktorun
gelmesine yakin bir erkek cikip karsi kapiyi tiklar ve "bilet lutfen," der.
Acilan kapidan bir el bileti uzatir. Bileti alan erkek diger tuvalete geri girer!..
GELECEĞİNİ
BİLİYORDUMM
Hikayemiz Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma.. Ama insanlar yaşadıkça" kalacak
cinsten.. Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşın az ileride
kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde
tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu. "Teğmenim. Fırlayıp
arkadaşımı alıp gelebilir miyim?" "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen.
"Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş.. Büyük olasılıkla ölmüştür bile..
Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.." Asker ısrar etti.. Teğmen "Peki
git; dedi.. "Git o zaman.." İnanılması güç bir mucize.. Asker o korkunç
ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı koşa koşa döndü.. Birlikte
siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra
onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
"Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bak haklı çıktım.
Bu zaten ölmüş.."
"Değdi teğmenim" dedi, asker.. "Nasıl değdi?" dedi teğmen.. "Bu adam ölmüş
görmüyor musun?.."
"Gene de değdi komutanım" dedi asker.. "Çünkü ; yanına ulaştığımda henüz sağdı..
Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.." Ve arkadaşını
son sözlerini hıçkırarak tekrarladı teğmene:
"Jim!.. Geleceğini biliyordum!.." demişti arkadaşı.. "Geleceğin biliyordum!.."
Fare
Kapanı
Adamın biri elinde "U" şeklinde küçük bir demir ve iki ucu arasında gözle görülmesi
çok zor bir kıl testere ile buluşlara patent veren özel bir şirketin kapısını
çalmış. Görevliler pek ciddiye almamakla beraber buluşunun ne olduğunu ve nasıl
kullanıldığını anlatmasını isterler. Mucidimiz başlar anlatmaya: " Bu gördüğünüz
alet son model bir fare kapanıdır. "U" şeklindeki bu kapanın uçlarından birine
beyaz diğerine de kaşar peynir yerleştirilir. Daha sonra kapan farelerin umumi
olduğu bir yere konulur. Peynirleri gören fare kapanın altına gelip, "Beyaz
peynir mi yesem, kaşar peynir mi yesem" diyerek seçim yaparken, başını mütemadiyen
sağa ve sola çevirmek durumunda kalır. Bu esnada göremediği kıl testere başını
keser ve fare ölür." Bu açıklamalardan sonra zeki mucid kendini bir anda kapı
dışında bulur tabiki... Herneyse, çabuk pes etmez ve birkaç hafta içinde şirket
yetkilileri ile bir buluşma daha ayarlar. Başlar anlatmaya: " Bu sefer fare
kapanından peynirleri kaldırdım, böylece daha ekonomik hale gelmiş oldu. Kullanımı
ise aynı kolaylıkta. Kapan farelerin umumi olduğu bir yere yerleştirilir, ve
kapanın altına gelen fare, kendi kendine sorar ve düşünür "beyaz peynir nereye
gitti?, kaşar peynir nereye gitti?" İste tam bu sırada kafasını sağa sola çevirirken,
kıl testere tarafından başı kesilir ve fare ölür."
KAMYON
Birgün, Temel kamyon alır. Fakat ehliyeti yoktur. Kendine bir şöför tutup, yola
çıkarlar. Bir kaç saat sonra kamyondan garip sesler gelir. Şöför Temel'e
- "Kamyonun vitesi kırıldı" der.
Temel sinirlenerek
- "Tabiki kırulir! Yola çıktiğimizden beri habire vitesle oynayir duraysun"
der.
SORU
Temel oğluna sormuş:
- "su kaç derecede kaynar?"
Oğlu cevap vermiş
- "90 derecede"
Temel
- "Oğlum 90 derecede kaynayan dik açıdır".
UÇAK
Temel'le Dursun bir gün Rize'ye gitmek için uçağa binerler. Uçak kalkıştan hemen
sonra arızalanır gibi olur. Dursun Temel'e
- "Ula! ha bu uçak düşüyi" der.
Temel
- "Bi şey olmaz" der.
Bir dakika sonra motorun biri gider.
Dursun gene
- "Ha bu uçak düşüyi ha" der.
Temel
- "Ula bi şey olmaz" der.
Bir dakika sonra öbür motorda bozulur.
Dursun gene
- "Ula ha bu uçak hakikatten düşüyi" der.
Temel'de
- "Ula düşersa düşsün, babanın malımidur da!" der.
SAĞ
SOL
Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah, kasasını açar ve çıkardığı bir
kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Daha sonra, onu dikkatle kasaya koyar
ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş,
bir definenin haritası zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş.
Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı kasadan çıkarmışlar. Şöyle yazıyormuş:
- "Sancak sağ, iskele sol."
APTALLIK
Temel'e
- "Her dakika aptallığını niye gösteriyorsun?" diye sorarlar.
O da cevap verir:
- "İnsanın pi şeyi var da cöstermezse ne faydası olayı?
KAÇ
DUA
Tursun Sormus Temele: Ula Temel Sen kac dua biliyorsun; Temel: Dort adet dua
pileyrum demis. Tursun Hangilerini pileysun demis; Temel: Uc ihlas bir Elham'i
pileyrum daaa
KESILDUM
Temele dursun karadeniz sahilinde oturuyorlarmis temel dursuna demiski gel beraber
amerikaya yuzelim iki kafadar karadenizden baslamislar yuzmeye fikra ya amerika
yaklasmislar ozgurluk anitini gormusler tam bu sirada bizim temel dursun ben
kesildum geri doneyrum demis.
REKLAM
Adamin biri gece ruyasinda oldugunu gormus ve adama sormuslar Cennet'emi girmek
istersin yoksa Cehennem'emi Adam bir goreyim sonra karar vereyim demis.Cenneti
gostermisler herkes sakin,sakin oturuyor,Bir de cehennem'i goreyim demis Cehennem'
e goturmusler Herkes icki iciyor,kumar oynuyor guzel kizlar var,tamam demis
burayi isterim.Sabah kalktiktan sonra ruyasinda gorduklerini hatirlamis ve olup
ruyasinda gordugu Cehennem'e gitmeye karar vermis.Intahar edip olmus ve Hesap'a
cekildikten sonra Cehennem'e gitmesine karar verilmis.Adam sevinerek cehennem'e
dogru yol almis.Cehennem'in kapisi acilmis ve kaynayan kazanlari,atesleri gormus
ve ben buraya girmem dun benim gordugum cehennem boyle degildi orasi cok guzeldi
demis; Oradaki gorevliler ise dun senin gordugun Reklamlar'di esas cehennem
burasi demisler ve adami iceri atmislar.
MÜJDE
Koca: "Müjde karicigim, hani daha pahali bir evde oturalim diyordun ya, en sonunda
istedigin oldu...." dedi. Kadin: "Tasiniyor muyuz?" diye sevincle sorunca, kocasi
: "Yok canim, ev sahibi kirayi arttirdi da".
HAMAM
BÖCEĞİ
Temele hocasi birgun 'Temel soyle bakim bu alemdeki en temiz hayvan hangisidir?'
Temel hemen Hocam 'Hamam Bocugu' demis..
TERS
Temel bir gün e-5 karayoluna ters yönden girmiş. Bunu fark eden trafik polisleri
yol üzerinde seyreden araçları uyarmak için telsizden "e-5 te bir araç ters
yönde seyretmektedir." diye anons yapmışlar. Bunu duyan Temel "Ulan pi tane
olirmi punların hepsi ters geleyi" demiş.
SENI
GECSEM YETER
Bir gun temel ve dursun ormanda kamp kurmuslar. Birsabah bir aslanin kukreme
sesiyle uyanmislar.Temel hemen spor ayakkabilarini giymis, baglarini baglarken
Dursun ula Temel ne bu telas aslani gecebilecegini mi dusunisin deyince Temel
ula SENI GECSEM YETER demis.
NE
DİYE
bir gun ucakta giderken karganin biri habire hostesi cagiriyormus,daha sonra
hostes gelip ne istedigini sorunca : hiccc ibnelik olsun diye..diyormus bunu
izleyen essek te olayi hayretle izliyormus. karga gene hostesi cagirmis hostes
niye yaptigini sormus.krga hiccc ibnelik olsun diye demis.bu sefer bunu goren
essek dayanamamis ve oda hostesi cagirmis hostes niye cagirdigini sorunca hiiiiic
ibnelik olsun diye demis sonun da hostes dayanamamis ve pilota sikayet etmis
ve pilot bunlari ucaktan asagi atmis. Havada yere duserken essek kargaya kufrediyormus
ulan ne geldiyse senin yuzunden geldi diye..Karganin essege cevabi: olum ucmasini
bilmiyon ne diye ibnelik yapiyon!
GELİŞ
FİYATI
2'ci Dunya Savasi sirasinda Rus ordulari geri celiyorlar.Ve rus generali durumu
kurtarmak icin askerleri tesvik etmeye karar vermis.Her getirilen olu nazi icin
10 ruble vaad etmis.Askerler saldirdilar.Catismadan sonra kimi 1 kimi 3 cesed
getiriyorlar ve paralarini cash aliyorlar.Bu ara bir yahudi asker bir vagon
surukleyerek getirdi Vagonun kapisini acti - icerisi ceset doluydu General bunu
gorunce sasirdi ve askeri kenara cekerek soyle dedi. ' Asker ,anlarsin ya butcemiz
zaif ,haydi ben sana 7.50 ruble cesetbasi verim' Asker 'olmaz' dedi' zaaten
bana gelis fiyati 8.30 ruble '
ALKIŞ
Temel ingiltereye gitmek üzere uçağa binmiş.uçağın içindeki herkez ingiliz bir
tek temel türkmüş. uçak kalktıktan bir süre sonra kaptan pilot uçakta çok fazla
yük olduğunu söylemiş ve fazla eşyalarınızı uçaktan atın demiş.Herkez fazla
eşyalarını uçaktan atmış.Pilot tekrar bir anons yapmış ve herkezin yukarıdaki
demirlere tutunmasını söylemiş ve uçağın tabanını atmış.yolcular yukarda demirde
tutunuyorlarmış.Pilot, bir kişi kendini aşağıya atarsa kurtuluruz demiş, ve
herkez yabancı olduğu için temele bakmış .Temel atlamayı kabul etmiş.şöyle demiş:ben
kendimi uçaktan atacağım fakat atlamadan önce alkış isterim demiş
BU
YAŞTA
Bes seneden beri Temel ile Fatma kizlice aksamlari bahcede bulusurlar. onlar
birbirine o kadar asikki aynen mecnun ile leyla gibi. sadece 45 dakika göresebiliyorlar.
Ee gün gecdikce geciyor ikiside 27 yaslarina geldiler. Bir aksam temel ile fatma
yine bahcede bulusurken Fatma birazcik sinirliydi. Temel fark edip sordu sevgilisine
." Sana ne oldu?" fatmada," yahu temel artik olumuyor. Artik millet fark edecekler
diye korkuyorum". Temelde " ne yapalim?" Fatma " evlenmeliyiz!" Temel," Ama
bizi bu yasda daha kim alirki?"
ALLAH
ALLAH
amerikalı bir mühendisle bizim temel istanbul da geziyorlarmış galata kulesini
görmüş -bunu ne kadar zamanda yaptınız diye sormuş temel -1 ay demiş amerikalı
-biz bunu 1 haftada yaparız demiş gezerlerken bu seferde sultanahmet camiini
görmüş -peki demiş -bunu ne kadar sürede yaptınız temel -6 ay demiş amerikalı
-biz bunu 3 ayda yaparız demiş yine gezerlerken boğaz köprüsünden geçiyorlarış
amerikalı sormuş -bunu ne kadar sürede yaptınız temel -5 ay demiş amerikalı
-biz bunu 3 ayda bitiririz demiş sonrada fatih sultan mehmet köprüsünü görmüş
amerikalı böbürlenerek -bunu ne kadar sürede yaptınız demiş temel bu sefer -Allah
Allah demiş -dün geçtim bu yoktu ne zaman diktiler acaba
İMZA
Adamın biri kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için
evine kadar gider. Fakat evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle ESEK
yazıp geri döner. Bir kaç gün sonra o kişiden şöyle bi yazı alır: -Bize gelmişsin.
kapıya attığın imzadan anladım.
KILIBIK
Boğa ile aslan oturmuş içiyorlarmış.Aslan bi süre sonra müsade istemiş,boğa
bırakmamış.Vakit iyice geç olmuş.Aslan yine kalkmak isteyince boğa, aslanın
damarına basmış: -Amma kılıbıksın yahu! Aslan cevap vermiş: -Tabi kılıbığım
ya! Beni evde seninki gibi bir inek değil, dişi bir aslan bekliyor
Temel'in
Fıkraya Gülüşü
- uyyy Temel! Kaç defa gülersun bi fikraya daaa?
- Bi defa fıkra anlatılınca gülerim, bi de fıkrayı izah ederler ona gülerum,
asıl fıkrayı anlayınca çok gülerum.
Afrika'da
Bir Fil Nasıl Avlanır?
Bir Matematikçi önce Afrika'ya gider. Oradaki fil harici herşeyi dışarı atar.
Geri kalanlardan birini avlar.
Tecrübeli bir matematikçi ise, Afrika'ya gitmeden önce orada en az bir tane
fil olduğunu ispatlar; sonra gider. Bir bilgisayar mühendisi bu işi adım adım
gerçekleştirir:
1- Afrika'ya git
2- Ümit Burnu'ndan Doğu-Batı çizgisinde okyanusa kadar,
3- Sonra da kuzeye doğru Akdeniz'e kadar tüm kıtayı tara.
4- Bir canlı varlıkla karşılaşınca
....a- Bilinen bir file benziyorsa dur ve o fili vur.
....b- Benzemiyorsa, bir fille karşılaşıncaya kadar bu döngüyü devam ettir.
Deneyimli bir bilgisayar mühendisi ise, bu döngünün bir şekilde sona erebilmesi
icin Mısır'da Kahire yakınlarına önceden bir fil yerleştirir.
Bir işletmeci fil vurmaz. O, sadece gerekli ücret verildiği takdirde fillerin
kendi kendilerini vurabileceklerine insanları inandırmaya çalışır.
Bir politikaci asla fil vurmaz. Fil vurmaya bile gitmez. O, en fazla fili en
kısa zamanda kendisinin avlayacağını anlatarak halkı inandırmaya çalışır.
Bir Endüstri mühendisi fil vurmaya gitmez, yerine bir avcı gönderir. En verimli
bir sekilde bu işi halletmek icin tabii ki avcının şapkasının büyüklüğünü, tüfeğin
atış menzilini, filin atış için bulunması gerekli optimum mesafeyi önceden hesaplar.
Ama herşeyden önce, birinin ona "fil" denilen varlığı tarif etmesi gerekmektedir.
Üç istatikçi fil avına çıkmışlar. Biri tüfeği ateşlemiş, mermi filin 10 m. sağından
geçmiş. Öteki ateşlemiş, mermi filin 10 m. solundan geçmiş. Üçüncüsü sevinç
içinde bağırmaya başlamış: "Vurduk! Vurduk!"
Temel
İstanbul'a Gidecek
Temel uçakla Trabzon'dan İstanbul'a gidecek, ama yolculuğun ne kadar süreceğini
merak ediyor. THY Trabzon şubesini arayıp sormaya karar vermiş: - Alo Ben Temel,
Uçak ile Trabzon'dan İstanbul' ne kadar sürede gidileyi? Telefona çıkan bayan:
- Bir saniye efendim.... deyip önündeki kağıtları karıştırmaya başlamış. Temel
de: - Uyyy. O kadar kısa muu? Teşekkür ederim.... diyerek telefonu kapatmış.
WorldPerfect Müşteri
Yardım Hattı
Tüketici hakları konusunda Müşteri her zaman haklı mı? sorusunu irdelerken çesitli
ülkelerdeki mahkemelik olaylari araştırmışlar ve buldukları belgelerden birisi.
Olay gerçek..! WorldPerfect (bilgisayarı -elektrikli- daktilo gibi yapan bir
programın yapımcısı) Bu şirketin müşteriye yardım hattında banda alınmış bir
telefon konuşmasını okuyacaksınız. Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi
işinden kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfect'i kendisini "Gerekçesiz" işten
çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi. - WorldPerfect
yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim. - WorldPerfect`te bir sorun
oldu. - Nasıl bir sorun? - Yazı yazıyordum, birden bütüün kelimeler gitti. -
Gitti mi? - Yokoldu! - Ekranda şu anda ne görüyorsunuz? - Hiç bir şey. - Hiç
bir şey mi? - Yazdığım hiç bir şey ekrana cıkmıyor. - Hala WorldPerfect programında
mısınız yoksa programdan çıktınız mı? - Bunu nereden bileyim. - Ekranda bir
"C" harfi goruyormusunuz? - Bir "hece" mi.. - Boşverin. Ekranda yanıp sönen
bir çizgi var mı? - Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor. - Monitör üstünde yanan
bir lamba var mı? - Monitör ne? - Ekranı olan yer, televizyon gibi.. Calıştığını
gösteren küçük bir lamba var mı? - Bilmiyorum. - Monitörün arkasına bakın, oraya
bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz? - Evet. - Harika,
o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mı bana söyleyin. - Baglı. - Harika.
- Monitörun arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane
mi? - Görmedim. - Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonunda bağlı olması lazım.
- Evet buldum. - Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
- Kabloya ulaşamıyorum. - Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz? - Olmuyor.
- Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız... - Eğilmek
dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum. - Karanlık? - Ofisin ışıkları
kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor. - Ofisin ışıklarını yakın. - Yanmaz.
- Neden? - Elektrikler kesik. - Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kısa bir sessizlik)
Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu? - Evet dolapta. - Şimdi bilgisayarı
toplayın, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötü mü? - Korkarım öyle! - Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- "Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz.
MENÜ
Adamın biri hergun lokantaya geliyormus ve kendisine servis yapılınca (bos buyuk
bi tabak, catal+bıcak+kaşık vs) menuye bakmadan alıp catalı veya bıcagı soyle
boydan boya bi koklayıp, garsona donup
-Bugun menunuzde falan filan mı var ?
Garson hayretler içinde
- aaa, nası bildiniz efendim? adam sakin ve hafif gururla
- ben bilirim delikanlı deyip siparisini verip yemegini yiyip gidiyor.
Bu bir sure hep boyle devam etmis ama garson bi turlu bunu nası yaptıgını ogrenememis
ve en sonunda gidip şefe butun herşeyi oldugu gibi anlatmıs, adamın nası tertemiz
catalı bi koklamayla menuyu saydıgını... Şef bunun üzerine eger o musteri tekrar
gelirse servisi yapmadan kendisine haber vermesini soylemis.
Adam ertesi gun aynı saatte yine gelmis ve garson elemanı gorur gormez sefe
haberi ulastırmıs. Orada bi bulasıkcı bi kadın varmıs, kadın terden pislikten
batmıs zaten; tutup bay sef musteriye gidecek catalı kasıgı tabagı ne varsa
hepsini o kadının koltuk altına yuzune gozune butun terini silecek kadar surmus
ve bir iki dk catal vs.deki terin kurumasını bekleyip vermis onları garsona
ve pis pis gulerek
- Hadi bugun de bilsin bakalım menude ne varmıs ...
garson servisi yapar ve siparisi beklerken adam alır eline catalı ve boydan
boya bi koklar ve hayret ve şaşkınlık icerisinde bir
- Allah Allah der. Sonra bi kere daha dikkatlice koklar ve şaşkınlık icerisinde
garsona donerek
- Kezban sizde mi calısıyo ??
DÜŞMÜŞ
Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikatini çekmiş.
Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım
saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş.
"Kardeşim sen delimisin" demiş, laz "yooo" demiş. Adam, "hastamısın" demiş,
laz yine "yooo" demiş. Adam, "Seni iki saattir izliyorum, elin belinde yürüyorsun"
demiş. Laz bakmış, "Vay anasını, karpuz düşmüş" demiş.
ALKIŞ
Bir gün Einstein'la,meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille
Hollywood'dan geçiyorlardı.Gören herkes onları alkışlıyordu.
Charlie,Einstein'a dönerek;
-Bakınız, dedi. İkimizi de alkışlıyorlar. Sizi anlamadıkları için
beni de anladıkları için...
KALEM
Ağır ceza mahkemesi başkanı sanıktan son sözünü sordu. Sanık ayağa kalktı. Elinde
bir tomar kağıt vardı. Uzun bir savunma hazırladığı belli idi. Biraz durakladı,sonra
kağıtları sıranın üstüne bıraktı. Savunmadan vazgeçmişti.
-Ben bunları sadece düşündüm,dedi.
Başkan :
-Ama,yazdınız.
Sanık:
-Düşününce yazmamak olmuyor ki! Kalem çekiyor,insanı.
GÜZELLEŞMEYE BAŞLADI
Müzik öğretmeni özel ders verdiği öğrencisine der ki :"Kusura bakmayın,fazla
kabiliyetiniz yok. Size ders veremeyeceğim." Öğrenci,yalvarırcasına : "İmkanı
yok efendim,der. Sizi bırakamam,hatta gerekirse çift ücret bile öderim." Öğretmen
fazla ücreti duyunca,kekelemeye başlar: "Şans yüzünüze gülüyor. Bakınız,hemen
sesiniz güzelleşmeye başladı."
ACINDAN
ÖLDİ
Hoca :"-Cemal öldi" der.
"-Sapasağlam adam idi,neden öldi?"
"-Acinden öldi"
"-Uşağum,hiç bi laz acinden ölmez, Söyleseydi hepimuz yardım ederduk oğa."
"-Utandi söylemeye."
"-Cördin mü? Acinden değil,inadinden öldi da..."
EHLİYET
Temel ehliyetsiz araba kullanmaktadır. Bir gün trafik polisi Temel'i durdurur
ve ehliyetini ister. Temel ehliyet almak için daha önceden çok uğraşmış,bir
türlü alamamıştır. Ehliyetsiz çalışmak zorunda kalmıştır. Temel bu uğraşlarını
da ima ederek şöyle der:
"-Uyy memur pey,siz bağa ehliyet vermeduzçi,isteyisunuz?.."
SARIŞIN
Genc ve guzel sarısın, alısveris merkezinin beyaz esya reyonuna girer ve saticiya
sorar;
*Su kucuk televizyonu almayi dusunuyorum, fiyati nedir ?
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz ..!
Genc kadin sinirlenir, evine gider, sacinin rengini degistirir ve ertesi gun
magazaya geri gelir, ayni saticiya yaklasir ve ;
*Su kucuk televizyonu satin almak istiyorum . der;
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz !!!!
Kadin iyice sinirlenmistir, solugu bir kuaforde alir, bu defa koklu bir degisiklik
yapar,hatta makyajindan,goz rengine o tam bir esmer bombadir artik... ve ayni
magazaya,ayni saticinin yanidadir ertesi gun ...
*Su kucuk sevimli beyaz renlki televizyon ne kadar ???
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz ..
*Inanmiyorum, nasil anladiniz sarisin oldugumu, uc gundur kendimi esmere cevirmek
icin yapmadigim kalmadi !!!
* Hanimefendi 3 gundur satinalmaya calistiginiz sey Mikrodalga firin> !!!!
ÖNCE
KAÇANLARI YİYELİM
Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi
aralarinda. "Bunlara son bir test yapalim da görelim akillari
baslarina
gelmis mi ?"demisler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina
getirmisler. Masanin üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir
kavanoz
dolusu da canli hamamböcegi dökmüsler ve "Buyrun beyler, yiyiniz."
demisler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis,ötekisi
araya
girmis, "Önce kaçanlari yiyelim, öbürleri nasil olsa duruyor!"
BEN
DE AYNISINI SÖYLEDİM
Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik dersinden F aldim"
der. Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder ?" diye sordu, ben
de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra
da "ögretmen 2x3 kaç eder ? diye sordu". "Haaa s..*r, ne farki var ki ?" "Ben
de ögretmene aynisini söyledim"
ÖĞRETMENLER
GÜNÜ
Öğretmenler gününde bir çocuk öğretmenine hediye verir. Babası tatlıcı olan
çocuğa öğretmen hemen sorar:
Tatlı mı getirdin bana? Çocuk hayret içinde nerden bildiniz öğretmeniiim der.
Diğer çocuk hediyesini verir. Babası saatçilik yapan çocuğa öğretmen sorar:Saat
mi getirdin bana? Çocuk şaşkın,nerden bildiniz öğretmeniiim
der.Üçüncü çocuk hediyesini verir,çocuğun babası içki satmaktadır.Paketin altından
damlayan sıvıyı öğretmen tadar: Şarap mı getirdin? Çocuk "bilemediniz ö?retmeniiim"
öğretmen tekrar tadar: Likör mü getirdin? Çocuk
tekrar "bilemediniz öğretmeniiim" der.Öğretmen paketten damlayan sıvıyı tekrar
tadar ve Votka mı getirdin yoksa? der.Çocuk: bilemediniz öğretmeniim,o bir köpek
yavrusuu...
HEDEF
Devlet Bakanı,kentin düşman işgalinden kurtuşunun yıl dönümü şenliklerine katılmak
için gelmişti. Onun gelişinin ve yıldönümünün şerefine toplar atılmaya başlandı.
Garibanın biri yanındakine sordu:
- Ne oluyor böyle,niçin top atılıyor?
- Başkanımız geldi dedi onun için.
Az sonra gene top atıldı. Adam yeniden sordu:
- Peki bu toplar kime atılıyor?
- Başkanımıza.
Bir süre sonra gene top atıldı. Adam yanındakini dürtükleyerek sordu:
- Peki,şimdikiler kime atılıyor?
- Başkanımıza.
Birkaç kez daha toplar atıldı,bir kaç kez daha sordu adam ve birkaç kez daha
aynı yanıtları aldı. En sonununcu yanıtı da aldıktan sonra adam,başını şöyle
bir sallayıp mırıldandı kendi kendine:
- Ahhh ah! dedi. Eskiden bizim topçumuz çok daha iyi nişancıydı. Deminden beri
Başkan denilen adama atıyorlar,bir türlü hedefi tutturamıyorlar.
Laz
sorulari:
1.Bir laz pilot ucagi nasil ucurur?..
Dinamitle.
2.Bir laz gulmekten katila katila olmus...Otopsi yapmislar...
Espiriyi bulamamislar.
3.Bir lazi sinifta nasil teshis edebilirsiniz?..
Ogretmen tahtayi silerken o da defterini siler...
4.Bir lazi cenazede nasil teshis edebilirsiniz?...
Sadece o hediye getirmistir...
5.Istanbul-Trabzon ucaginda nicin film gosterilmiyormus?...
Film bitince ucaktakiler arka kapidan cikiyorlarmis...
6.Lazlar nasil kurtaj yaparlar?...
Leylekleri tasliyarak...
7.Laz sokak kadini ne zaman kafayi usutmus?...
Diger kadinlerin bu isi para karsiligi yaptigini ogrenince...
8.Dolapta iskelet ne anlama gelir?...
Laz saklambac oynamis...
9.Rize'deki kopeklerin burnu neden basiktir?...
Park etmis otomobilleri kovaladiklari icin...
10.Lazlar buz dolabinda nicin bos sise bulundurur?...
Icki icmeyen misafirler icin...
KAÇAK
YOLCU
Bir fransız,bir İngiliz ve bir de Temel bir gemiye kaçak olrak binmişler ve
ambarda saklanıyorlarmış.
Ambar memuru da kaçak yolcu var mı diye ambarı kontrole gelmiş.
Bizimkiler de hemen gördükleri üç çuvala saklanmışlar. Ambar memuru gezerken
birden üç çuval dikkatini çekmiş ve birinci çuvala tekme atmış çuvaldan miyaw
miyaww diye sesler gelmiş. Ambar memuru herhalde kedidir demir ve ikinci çuvala
bir tekme atmış çuvaldan Hawhaw diye sesler gelmiş. Herhalde bu da köpektir
diye düşünmüş. Sonra üçüncü çuvala bir tekme atmış oradan da "Patates,Patates"
diye sesler gelmiş ambar memuru da herhalde bu da Temel'dir demiş ve geçmiş
gitmiş...
TİTİZ
Temel heryerde "püf püf püff" diye dolaşıyormuş. Nedenini soranlara,"Pen titiz
uşağimdur,çendime toz kondurmam "diyormuş.
KAPIYI
KAPAT
Hoca'nın komşularından biri ölür. Yakınları ağlaşmaya başlarlar:
- Bizi bırakıp nerelere gidiyorsun!
- Odunsuz ocaksız yere gidiyorsun!
Hoca karısına seslenir:
- Kapa şu kapıyı hanım,dediklerine bakılırsa rahmetli bizim eve geliyor.
İTİBARLI
KİŞİ
Karagöz'ü nasılsa zengin bir evsahibi düğüne davet etmiş. Düğün davetlileri
arasında herkesten itibar bir adam varmış. Karagöz,bu adamın yanında solda sıfır
kaldığını görünce merak edip sormuş:
- Yahu,bu adam kimdir?
- Maymun taklidi yapar.
Karagöz bunu duydu ya,hemen taşı gediğine koymuş:
- Vay canına! Demek buraya maymunun kendisi gelseydi,itibarı seyretseydik ha!!
BİR
Bir rivayete göre, Betrand Russell ``Bana 1+1=1 olduğunu gösterin, size istediğiniz herşeyi ispat edeyim" dermiş. Bir gün, uyanığın teki üstada yanaşıp ``Kabul edelim ki, 1+1=1. Bize Papa olduğunu ispat edebilir misin?" diye sorar. Bir anlık duraksamadan sonra B. Russell şu ispatı yapar: ``Dünyada bir tane Papa var. Ben de birim. Demek ki, Papa ve Ben biriz."
YARARI YOK
Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye çıkmaya karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden önlerine bir yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü gösteren okların olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde bağırmaya başlar: ``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?" Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses duymazlar. 10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle demektedir: ``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!" Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar. Genç kadın ise gayet sakin omuz silker ve ``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir" der. Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam ``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?" diye sorar. Kadın ``Üç nedenim var" der ve sayar: ``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü. Iki, yanıtı doğru; kaybolduk. Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!"
ÖZEL DURUM
Biyolog, istatikçi, matematikçi ve bilgisayar mühendisi dört arkadaş Afrika'da
bir safariye katılırlar.
Biyolog birden bire bağırır: ``Hey, zebra sürüsüne bakın! Tam ortalarında beyaz
bir zebra var. Inanılır gibi değil. Beyaz zebraların olduğunu bulan ilk insanlar
olarak tarihe geçeceğiz."
Istatikçi, hiç istifini bozmadan ``Sadece bir tane; istatistiksel olarak birşey
ifade etmez" diyerek biyoloğu bozar.
Matematikçi tartışmaya katılır ve ``aslında bizim bildiğimiz: sadece bir yanı
beyaz olan bir zebranın var olduğu" der.
Bilgisayar mühendisi ise coşku içinde, hala ``Olamaz! Özel durum bulduk'' diye
bağırmaktadır.
ÇAYDANLIK
Geminin kamorotu gümüş çaydanlığı denize düşürünce kaptandan çok korkarak suçu
ancak bir kaç gün kadar gizleyebilmiş.
Artık gizleyemeyeceğini anlayınca çıkıp:
"Kaptan efendu,bir şeyun nerda olduği bilünürse o şey kaybolmuş sayılır mu?"
demiş.
Kaptan:
"Hayır..." deyince:
"O halde cümüş çaydanluğunuz şimdu denizun dipindedur!"
ÇARE
"Derdimi sormayın doktor bey.Geceleri gözüme uyku girmiyor.Korkunç uykusuzluk
çekiyorum."
"Akşam yemeklerinde ne yiyorsunuz efendim?"
"Ne yiyeceğim doktor bey,Allah ne verdiyse yiyoruz işte...Bir tabak çorba,üç
beş parça pirzola,bir tabak sebze yemeği,biraz mantı,börek,meyve biraz da baklava..."
"Bu kadarla yetiniyor musunuz?"
"Eh işte,üstüne de bir fincan kahve iyi gidiyor doğrusu."
"Ah şu kahve ahh! Uykusuzluğun nedeni kahvedir.Tezelden kahveyi kesin.."
ÖKSÜRÜK
Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
"Öksüreyrum" demiş Temel.
"Ne zamanlar öksürüyorsun?" diye sormuş doktor.
"Tuvalette oturayurken kapiyu tıklattıkları zaman" diye yanıtlamış Temel.
Are
you sure
Temel ortaokulda öğrencidir. İngilizce dersinde öğretmen ders anlatmaktadır:
- İngilizce'de 's' harfi Türkçe'deki gibi okunur, buna tek istisna 'sugar' sözcüğüdür.
Burada 'ş' diye okunur
Bunu duyan küçük Temel söz ister:
- Are you sure??
ANALİZ
Temel civciv yetiştirmeye karar vermiş. Gidip 100 tane civciv almiş, tarlasını
sürüp civcivleri ayaklarından toprağa ekmiş. Bir güzelce de sulamış. Birkaç
saat sonra bakmış, bütün civcivler ölmüş. Nerde hata yaptım diye düşünmüş, gidip
50 civciv daha almış. Bu defa kafalarından toprağa ekmiş. Civcivler yine ölünce,
ziraat fakültesinde araştırma görevlisi olan yeğeni Dursun'a bir mektup yazıp
olayı anlatmış. Birkaç hafta sonra cevap gelmiş:
- Amcacığım, topraktan numune gönder analiz edelum.
ÇAKMAK
Bu hikayede Temel bir köylüdür, tarlasını özenle ekmiştir... Derken kış bastırır..
ve bir gece fırtına kopar; yağmur, şimşek, rüzgar, kıyamet... Temel perdeyi
aralayıp şöyle bir bakar tarlasına, ekili olan mısırların neredeyse tamamı yerle
bir olmuştur.. Ancak birkaç tanesi zar-zor ayakta durmaktadır.. ve o anda şimşek
çakar.. Temel gökyüzüne bakıp;
- Çak çakmağını, çak da bak hangisi ayakta kalmış! Onu da yık..!
YEM
Temel yurtdışından gelmiş,elinde koskoca bir bavul gümrükten geciyor, adamlar
sormuş; "Temel bunda ne var bu kadar" diye, Temel "tavuk yemi" demiş. Adamlar
inanmamış, "aç ulan" demişler. Temel mecbur açmış, bisürü kol saati. "Hani tavuk
yemiydi" diye sormuşlar, Temel demiş ki; "ben tavuklara veririm, yerler-yemezler
orasına karışmam "
KİMSE
YOK
Temel Fadime'yi aramış.
- Fadime ev boş yarın bize gel, demiş.
Ertesi gün Fadime Temel'in evine gidip kapıyı çalmış kimse yok.
BİR
SEBEP
Temel, İstanbul'da bir galeride yeni otomobillere bakıyordu. Bir spor arabanin
önünde durdu:
-Çok hızlı gider mi bu?, diye sordu satıcıya...
-Hızlıdır... Bu araba sizin olsun şimdi, yarın saat 3'te Kars'ta olabilirsiniz...
Almak ister misiniz?
-Biraz düşüniim, dedi Temel ve evine gitti...
Ertesi gün galeriye geri döndü:
- Arabayi istemiyorum. Bütün gece uyumadim ve yarin sabah saat 3'te Kars'ta
olmak için bi sebep aradım, ama bulamadım...
YARI
DELİ
Bayan öğretmen, küçük Temel'in dersin başından beri pencereden dışarı baktığını
farketmişti. Dikkatini çekecek bi şey yapmak istedi:
"Temel" dedi öğretmen, "Dünyanin çevresi 40 bin kilometre diyelim, yumurtanın
tanesi 300 lira, öyleyse ben kaç yaşındayım?"
"32" diye cevapladı Temel tereddütsüz.
Öğretmen kadın şaşırdı ve sordu:
"Nasil bildin?"
"Çok kolay" dedi Temel, "Benim ablam 16 yaşında ve sadece yarı deli"...
Kaplumbağa
pikniği
Dört kaplumbağa pikniğe çıkmaya karar veriyorlar. Erzakları hazırlayıp yola
koyuluyorlar. Bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken 30 yıl sonra piknik yerine
varıyorlar.Hemen erzakları çıkarıyorlar, gazozlar, yiyecekler, herşey ortaya
çıkıyor. Gazozlar da şişe gazoz. Ve açacak yok!Tek çözüm, birinin eve gidip
açacağı alıp getirmesi. Doğal olarak en genç kaplumbağayı seçiyorlar. Genç eleman:-
Giderim, ama bir şartım var, der ve ekler:- Buradaki yiyeceklerin hiçbirine
ben gelinceye kadar dokunulmayacak. Diğerleri de bunu kabul eder. Elemanımız
yola çıkar.Aradan bir, iki, on, yirmi yıl geçer.Bu arada yaşlı kaplumbağalardan
birisi fenalaşır.Ölmek üzeredir. Arkadaşları ne yapsa faydasız.Kaplumbağa'nın
son dileği olup olmadığını sorarlar. O da:- Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik
ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu? der.Diğerleri de onu kıramaz
ve: - Elbette! , diyerek, sarmalardan birini verirler.Tam ağzına atacağı sırada
genç kaplumbağa çalıların arasından fırlar ve:- Gitmiyorum işte, gitmiyorum!
Delilerin
kaçışı
Üç deli, deliler hastanesinden kaçmaya karar verirler...Ama hastaneden kaçmak
için 100 basamaklı merdiven engelini aşmak zorundadırlar... Ve merdiveni çıkmaya
başlarlar 1 2 3 4 5 derlerken 50.basamağa gelirler. 1.deli "ben çok yoruldum"
der ve geri döner.İki deli devam eder 80.basamakta ikinci delide yorulur ve
geri döner. üçüncü deli merdivenleri çıkmaya devam eder 81 82 83 90 95 96 derken
son basamak olan 100. merdivene gelir ve "Onuda yarın çıkarım" der ve geri döner!
Hava
soguyunca cimriler ne yaparlar?
- Bir mumun etrafinda toplanirlar.
- Daha da sogursa ne yaparlar?
- Mumu yakarlar.
Anne
: dikkatli ol oglum, ev kazalarinin çogu mutfakta olur.
Çocuk : biliyorum anne, üstelik ben onlari yemek zorundayim.
-
Ben taninmis bir antika kolleksiyoncusuyum.
- Biliyorum karinizi gördüm.
-
Ama anne ben Avusturalyaya gitmek istemiyorum!
- Kes sesini yüzmeye devam et!
-
Meyva paketleme servisindeki isini niye kaybettin?
- Egri muzlari çöpe attigim için.
-
Berber : buraya geldiginizde kirmizi bir esarbiniz var miydi?
- Adam : Yooo
- Berber : demekki girtlaginizi kestim.
-
Yamyamlar uçaga ne der?
- Konserve
-
Anne ya herkes gibi çöp kutusu alsak
- Sus yemege devam et
-
Yanlizca aptallar emin olur, akillilar daima süphecidir.
- Emin misin?
- Kesinlikle.
-
Gardiyan kürek mahkumlarina ;
- Önce iyi haber; 15 dk. istirahat edin kürek çekmeyin.
- Simdi kötü haber, 15 dk. sonra kaptan su kayagi yapmak istiyor.