Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Bir matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki masaya bir süre dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme kağıt getirdiğini sandığını fakat ne şekilde sayarsa saysın masada sadece 5 küme olduğunu söyler. Bir süre daha sessiz kalıp sonra da şu hikayeyi anlatır: 
"``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile tanışmıştım. O zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir seferinde herhangi bir nedenle yeni bir eve taşınmaları gerekmişti. Karısı matematikçinin hafızasına fazla güvenmedıgı ıçın, bütün eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle demiş: 
- Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bu arada sen de 10 sandığımızın başında bekle. 
Karısı gitmiş ve matematikçiyi hafifçe dalmış, kendi kendine mırıldanır halde bırakmış. Birkaç dakika sonra karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski (belki de gözünde küçük bir pırıldamayla) demiş ki: 
- On sandığımız olduğunu söylemıştın ama ben sadece 9 tane saydım. 
- Hayır, ON tane var! 
- Hayır, say bak: 0,1,2,... " 


2*2

Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru sorulur: 
``2*2 nedir?" 
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir sallar ve sonuçta ``3.99" diye ilan eder. 
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve ``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır" der. 
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar, sonra da ``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle söyleyebilirim" der. 
Filozof: ``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?" 
Mantıkçı: ``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız." 
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini kolaçan ettikten sonra "SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?" diye sorar. 


deney


Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi ve biri matematikçi üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir hücreye hapseder. Her hücrede kibrit, su ve konserve yiyecekler vardır, fakat konserve açacağı yoktur. 
Bir ay sonra deneyinin sonucunu öğrenmek için meslektaşlarını ziyaret ettiğinde, mühendisin hücresini boş bulur. Mühendis gizlice hücreye soktuğu ``Swiss-Army" çakısı ile konserve kutularından aliminyum kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları kibritlerin uç kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı ile hücre duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır. Çokbilgiç 2. hücreye baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde konserve bamya yerken bulur. Konservelerin belli bir açı ile duvara atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi bir hentbolcu olmuş, hem de yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir. Son hücreye baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde matematikçi dostunun cansız bedenini görür. Duvarlardan birinde ise şöyle yazmaktadır: 
Teorem: Konserveleri açamazsam, öleceğim. 
İspat: Farz edelim ki ben öldüm... 


yangın

Bir konferansa katılan üç TÜBITAK çalışanı (biri mühendis, biri fizikçi ve üçüncüleri de matematikçi) aynı otelde kalırlar. Sabaha doğru mühendis odasına dolan yoğun yanık kokusu ile uyanır. Koridora fırladığında yangını görür. Bunun üzerine odada bulduğu çöp tenekesini su ile doldurup ateşin üzerine boca eder. Sonra da yatağına dönüp uyumaya devam eder. İkinci uyanan matematikçi olur. Koridora çıktığında hala sönmemiş yangını görür. Çevresine bakınırken gözüne yangın hortumu ve kullanma klavuzu ilişir. Bunun üzerine, ``Oh! Yangın probleminin en az bir çözümü var" diye düşünür ve o da yatağına dönüp uykusuna devam eder. Yangının iyice hızını alması ile yangın alarmı çalmaya başlar. Alarma uyanan fizikçi, önce alevlerin yüksekliğini, yangın musluğunun uzaklığını, suyun basıncını ve oda sıcaklığını ölçer. Sonra, mümkün olan en kısa zamanda ve en az su kullanarak yangını söndürür ve gidip diğerlerini uyandırır. 


loğ


Tufan bitince, Nuh'un gemisi Ağrı dağının tepesinde karaya oturur. Peygamber gemisindeki hayvanları salar ve ``Gidin, çarpım halinde çoğalın" der. Bir yıl kadar sonra hayvanların ne durumda olduğunu merak eden Nuh Peygamber teftişe çıkar. Bütün hayvanlar çoğalmaktadırlar, fakat hala bir çift yılan vardır, yeryüzünde. Merak eden Nuh yılan çiftine ``Nedir sorununuz? Benden bir isteğiniz var mı?" der. Yılanlar dertlerinin ``loğusa şerbeti'' olduğunu söylerler ve loğusa'dan Amerika'nın çıkarılmasını dilerler. Peygamber gerekli emirleri verir ve gider. Aylar sonra Nuh yılanları tekrar ziyaret etmek ister. Bu sefer onları neşe içinde ve yüzlercesini bir arada bulur. Peygamber sevindiği kadar meraklanır da. Yılanlara bu değişikliğin ``loğusa" ile alakasını sorar. Baş yılan durumu şöyle açıklar: ``Biz, yılanlar, toplanangillerdeniz; (emriniz gereği) çarpılabilmek için ``log"a ihtiyacımız vardı." 


Cehennem

Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar.
- Poyle yaparsanuz sonra Hiç cimse çelmez, demiş. 


Devletin ayak bastığı yer

Vali köylerden birisine gezmeye gitmis. Köye valinin geldigini duyan
Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH ÇEKTIKTEN SONRA sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla eve götürür.Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya çikalim der valiyi dama çikarir baslar dolastirmaya vali merakla sorar beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin Valim der köylü devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yagmurda akiyor bundan sonra insallah akmayacak der!


Kruscef Kuba'da

Amerika ile Sovyetler arasindaki meshur fuzeler ve Kuba bunaliminin en dehset gunleri.. Kruscef, Kuba'ya gelecekmis.. Kubalilar toplanmis, bir hosluk yapacaklar.. Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar..
"Bir tablo yap..Adı, 'Kruscef Kubada' olsun" diye..Ressam "Hadi ordan" demis..
"Ben adami gormedim bile.. Adam hayatinda Kuba'ya gelmedi. Simdi ben
nasil "Kruscef Kuba'da" diye atmasyondan resim yaparim?.."
Tesaduf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..Sıkıntıyı duymus..
"Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz" demis..
Vermisler..Temel bir hafta sonra, Kubalilar'i cagirmis.. 
"Iste tablonuz" demis..
Tuvalin uzerini orten bezi hizla asagi cekivermis.. Kubalilar da donuvermisler..
Tabloda, yatakta iki kisi, al takke ver kulah..
"Bu ne" diye gurlemis, Turizm Bakani.. "Bu ne?.. Bu kadin kim?.."
"Kruscef'in karisi" demis, Temel..
"Peki bu ustundeki adam kim?"
"Kruscef'in usagi..."
"Peki Kruscef nerde ulan!.."
"Kruscef Kuba'da" demis Temel!..


PAPAZ

Papaz iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
- Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?..
Zangoç'ta derin sessizlik... Iyice köpürmüş Papaz:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak sey mi! Iki adım öteden beni duymuyorsun...
Zangoc bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa Zangoç seslenmiş:
- Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?..
Papaz kendi kendine söylenmiş:
 Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.


Aklınızda bulunsun

Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
lazım" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii...
Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
Sasirmis tabi..
"Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
olmadigini soyledi" demis.
Bizim uyanik donmus komisere..
"Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
gectigimi filan da soyleyebilir" 


Su derin mi?

Temel, dere kenarinda oturuyormus.
Oradan jeeple geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadigini sormus.
Temel: - Derin degildir geçebilirsin demis. Adamda Temel'e güvenerek
suya jeepiyle girmis.
Jeep bir anda sulara gömülmüs. Kan ter içinde sudan çikan adam Temel'in
yakasina yapismis:
-Hani derin degildi ulan.
Temel : - Abi vallahi benim suçum yok,demin bir ördek geçiyordu su
beline geliyordu.


Yılan

İki laz yılan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e dönüp :
- Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu diye sormus. Idris sasirmis 
- Ula ne oldu gene demis. Temel de :
- Ula biraz önce dilimi ısırdim da,demiş


Çirkinlik

Cemal Temel'e evlenmesi için kiz öneriyormuş.
- Senun yerinde olsam o cizla çözü kapalu evlenurdum.
- Neden, o kadar çirkin midur, diye sormuş Temel. 


Kellik

Temel'in karisi Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder saç bulursa cıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine cıngar çıkarmış:
- Uyy Temel, şimtu kel karularla mi oynaşaysun? 


İşgücü

Temel arkadaşlarıyla çukur açıyormuş, bir grup da çukurları kapatıyormuş.
Ne yaptıklarını soranlara Temel şöyle cevap veriyormuş,
- Bir grup daha vardı, onlar da fidan dikiyordu,
bugün celmedular, piz de pizim isler ceri kalmasun diye çalişayruz. 


Temel fotografcıda

Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya;
- Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikalık olmayacak.
Fotoğrafçı;
- Olur efendim. 24 çarpı 32'ye ne dersiniz?
Temel;
-432 eder de, haçan punin konimuzlan ne alakasi vardur?


Pilot

Temel ile Cemal pilot olmaya karar vermisler.Bu amacla kursu
bitirip diplomalarini almislar.Ve ilk seferlerini yapmak üzere
ucakla havalanmislar. Inise gececekleri sirada Temel, Cemal'e dönüp: 
-Simdi kuleden haber geldi..Bu hava limaninin pisti oldukca kisaymis.
Bu yüzden tekerlekler yere deger degmez, frenlere sonuna kadar asil
ki, pistin disina cikmayalim, demis. 
Az sonra inise gecmisler.Tekerlekler yere deger degmez, Cemal frenlere asilmis.Ucak kil payi pistten cikmadan durmus.Temel alnindaki terlerisilerken Cemal'e dönüp
:- Bu ne bicim pist? 50 metrelik yerde ucak durur mu? Cemal basini ikiyana sallayip cevaplamis:
-Haklisin Temel..Bir de su yanlara baksana..Eni de en az 10 km.var....


Temel atma töreni

Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider.
Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon
tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya...Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya...
Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar:
- Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya?
Içlerinden biri cevap verir:
-Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk.......


Noşut

Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde
avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız
ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış sormuş:
"Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım." 
Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.


tahkir

Bir gün Napolyon,meşhur kompozitör ve Paris konservatuarı müdürü Cerubini'nin müziğini fazla gürültülü bulduğunu söyleyerek sanatkarı tahkir etmiş.
Kompozitör:
- Biliyorum,size devlet işlerini düşünmenize engel olmayacak bir musiki lazım,demiş.


SAYFA : 3


KUTUP AYISI

Yavru kutup ayisi babasinin yanina gelip sormus 
-Baba ben gercekten kutup ayisi miyim?
-Elbette yavrum nereden cikardin bunu?
-Allah Allah?!.. deyip gitmis yavru ayi.
Bu sefer annesinin yanina gitmis ve sormus,
-Anne ben gercekten kutup ayisimiyim?
-Tabii evladim kutup ayisisin.
-Yani sen babami hic aldatmadin degilmi, ben gercekten babamin ogluyum.
-O ne bicim soz, baban duymasin ikimizi de oldurur.
yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasinin yanina gitmis yavru ayi.
bir daha sormus yav baba Allah askina doru sole bak beni evlatlik falan 
almadiniz degil mi? yani ben sizin oz oglunuzum.
Baba dayanamamis artik oglum sen manyakmisin dedim ya sana bizim
oglumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyosunki bunu?
yavru ayi:
-Donuyorum anasini satayim donuyoruuuum yaaaa...


KEKEME

Hayvansever bir kekeme bir gün Topağacı'nda yürürken 
yolun ortasinda bir at ölüsü görür ve hemen karakola telefon eder. Polise:
-buuurrddaaa biiirrrr aaattt öölllüüssüü vvaarr der 
polis nerede diye sorar. Kekeme anlatmaya calisir. 
-Tooooooppp 
polis "Topkapıda mı?" der 
-Haaaayyyiiiiirrr
polis sinirlenerek telefonu kapatir. 
5 dakika sonra kekeme tekrar arar ve:
-bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluuusssuu vaaaaarrrr der
polis tekrar nerede diye sorar. kekeme: 
-Toooooooopp diye baslar. 
Polis yine sinirlenerek telefonu kapatir.Kekeme bir saat boyunca her bes dakikada bir arar 
ayni seyleri soyler ve sonunda polis telefonu kapatir.Aradan 2 saat geçer ve bu sure içinde 
kekeme hiç aramaz 
Polis tam kurtuldum diye dusunurken kekeme tekrar arar ve 
-buuuurrr ddddaaaa bbbiiiiiiirrrr aaattttttt ooollluuussssuu vaaaaaarrrrrr der. 
polis tekrar sorar nerede Topkapi dami?
Kekeme şöyle der;
Ooorrrraaaaayyyyyyaa ggöööööötttüüürrrdddüüümmmmm!!


KARISIKLIK

Temel oksurukten Dursun da kabizliktan sikayetcidir.Beraber doktora giderler.Doktor Temel'e oksuruk surubu Dursun'a da mushil verir. Bunlar ilaclari karistirirlar. Bir hafta sonra doktor Temel'e:

- Nasil oldu? Hala oksuruyor musun?

- oksurmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.


Temel Net

Temel iş için başvurmuş.
- Önce bilgi testinden geçmen gerek, demişler ve sormuşlar,
- Internet ne demektir?
- İşe ciremedum temektur. 


Ayakkabı

Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor. Çok heyecanlı,bir önceki adaya soruyor:
- Ne sorayiler? 
- Ayakkabı. 
Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar:
- Dört ayaklıdır, miyav miyav der. Temel soruyor, 
- Bağcıkli midur? 


EŞŞEK

Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahce sahibi ikisini de görür ve yakalar.Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar :-Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum!-Sor bakalım. -Neden önce beni degul de eşegi dövdün ? -Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan !... 


İYİLİK MELEĞİ

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş tam uçağa binerken kulağında bir ses : -Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : -Uçak düştü kurtulan olmadı! Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında : -Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş gelmiş eve,sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş : -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı... Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses : -Bu otobüse binme, freni patlayacak! Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : -Sen kimsin yahu? -Ben senin iyilik meleğinim! Adam iyice kızmış : -Ulan evlenirken neredeydin!


İKRAM

Adamın biri yabancı bir şehirde bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur : -Pek susadım, buralarda su bulamadım lütfen bana bir bardak su verir misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra : -İstersen ayran getireyim, der. Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk : -İstersen daha getireyim, der. -Zahmet olur yavrum. -Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik! Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır : -Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!


HEPSİ BİRDEN 

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu : -Bakın çocuklar, dedi.Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara... Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı? Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu : -Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız? Bütün çocuklar, hep bir ağızdan : -Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim. Adamcağız şaşırdı : -Hepiniz mi? -Evet efendim, hepimiz birden. -Neden? Çocuklardan biri cevap verdi : -Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim! 


KIL

Temel çok acıktığı bir gün yeni açılan bir lokantaya gitmiş. Hemen girer girmez masaya oturmuş bir tabak mercimek çorbası istemiş. Aradan 15 dk. geçtiği halde çorba gelmeyince Temel tekrar istemiş. Fakat hala gelmiyormuş. Bu sırada Temel' in gözü yan masaya takılmış. Gazete okuyan adamın önünde dolu tabakta çorba bekliyormuş. Temel hemen çaktırmadan çorbayı yürütmüş ve içmiş. En sonuna gelince bir de bakmış ki; dibinde bir kıl.Çorbayı geri tekrar tabağa kusarak boşaltmış. Bu sırada adam kafasını gazeteden kaldırmış ve: -Ne o birader, dibindeki kılı sende mi gördün demiş.


10 ZENCİ

Köleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar.Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkInIz var.1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus. 10. zenci tebessum etmeye baslamIs. 2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.10. zenci sIrItmaya devam etmiş.3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle... 10. zenci kIkIrdamaya baslamIs. 4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde...Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis: "HEPSiNi ZENCi YAP!".


TEMEL'E ANNESiNDEN MEKTUP

Sevgili oglum Temel,Senin hızlı okuyamadıgını bildigim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.Artık, senin büyük şehre gittigin sırada yaşadıgımız evde yaşamıyoruz.Baban bir gazetede, insanların başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde kaza geldigini okumuş;o yüzden taşındık. Sana yeni adresi veremiyorum çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri degişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine 4 gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektigimden beri bir daha o gömlekleri görmedim.Geçen hafta sadece iki kez yagmUr yagdı. ilki 3 gün sürdü; ikincisi ise dört gün.Benden istedigin yelegi postaya verdim, ancak halan, o koca dügmelerle paketin çok agır olacagını söyledi; o yüzden dügmeleri kopartıp yelegin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.Sevgiler,

Annen(Safinaz)

NOT : Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.


ELEKTRİKLİ TESTERE

Trabzon'da bir grup laz cok agac kesebilmek icin Amerika'dan motorlu testere getirtmeye karar vermisler. Gerekli baglantilar kurulduktan sonra para odenmis ve birkac tane elektrikli testere alinmis.Garanti kagidinda da gunde enaz 500 tane agac kesecegi belirtiliyormus.Herneyse, bizimkiler koyulmuslar ise. Aksam oldugunda en fazla agac kesen Temelmis ve sadece 50 tane agac kesmis Dogal olarak herkes sasirmis.Bir sonraki gun Temel zorlayarak sayiyi 100 e cikarmis.Daha sonraki gun aksam Temel yerinden kalkamaz hale gelmiş ama sadece 150 tane agac kesebilmis. Artik bizimkiler Amerika dan bir yetkili cagirmaya karar vermisler. Yetkili gelmis ve birlikte ormana gitmisler.Amerikali motorun ipini cekip calistirmis ve cikan ses uzerine bizimkiler hep bir agizdan:

- Uyy o ne daa ? 


KAZ

Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler..Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus.Padisah, ihtiyari selamlamis." Selamunaleykum ey pir'i fani..."" Aleykumselam ey serdar'i cihan..."Padisah sormus." Altilarda ne yaptin ?"" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..."Padisah gene sormus." Geceleri kalkmadin mi ?"" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..."Padisah gulmus." Bir kaz gondersem yolar misin ?"" Hem de ciyaklatmadan..."Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar.Padisah basvezire donmus." Ne konustugumuzu anladin mi ?"" Hayir padisahim..."Padisah sinirlenmis." Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim."Korkuya kapilan basvezir padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor.." Ne konustunuz siz padisahla..."Adam, basveziri soyle bir suzmus." Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.."Basvezir, yuz altin vermis." Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin.Nereden anladin padisah oldugunu.."" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis." Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..."Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis." Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak,yemek bulamiyoruz dedim."Vezir bir soru daha sormus..." Geceleri kalkmadin mi ne demek ?"Adam bir yuz altin daha almis." Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz.Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..."Vezir gene kafasini sallamis." Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..."Adam gulmus." Onu da sen bul..."


GİYOTİN

Naziler Uc Ingiliz,Fransiz ve Laz'i esir almislar ve sonucta olum cezasi carptirmislar.idam günü gelip çatınca, askerler soruyor:- Beyler Giyotinle mi olmek istersiniz, asılarak mi, kurşuna dizilerek mi?Ilk once Fransiz yanit verdi:- Benim atalarim hep giyotinle olduler ben de giyotinle ölmek isterim.Peki demişler, almislar kafasini yerlestirmisler giyotine. Giyotini ustten birakmışlar. Ama tam kafasina 2 santim kalinca giyotin durmuş. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Cunku bu durumda Fransiz kurtulmuş. Aynı soru İngilize yöneltilince İngiliz: - Arkadaslar, Asilarak olmek cok kotu, kurşuna dizilmekse vatan haini gibi ölmek oluyor, siz beni de giyotinle oldurun. Ingiliz uyaniklik yapiyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar.Ama olay ayni sekil cereyan ediyor. Sonucta Ingiliz de kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanik:- Arkadaslar asılarak ölmek gercekten cok kotu. E giyotin de bozuk. Siz iyisi mi beni kursuna dizin.


ZATEN

İki afacan kavga ediyorlardı.Birinin sonunda kafası kızarak,ötekine: "Hıhh,benim babam senin babanı döver!!"dedi "Tabi döver.Babamı annem bile dövüyor zaten..."


BOZUKMUŞ

Ufaklık,az önce çikolata aldığı dükkandan içeri girdi. "Bakkal amca,deminki çikolata bozukmuş paramı geri ver."

"İyi ama yemişsin bile..." "Elbette,yemeden bozuk olduğunu nereden anlayacaktım ki?"


SİNYAL

Temel'e bak bakalim arabanin sinyalleri calisiyormu, demisler.

- Calisayi,

Calismayi,

calisayi,

calismayi.....


AVCı TEMEL

Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel:`Yatın yere, tavşan deligi !' Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çikar.Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına. Temel :`Yatın yere, tilki deligi !' Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel :`Yatın yere, ayı ini !' Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. ıyice keyiflanan avcılar yürümeye devam ederler.Kısa bir zaman sonra kocaman bir deligin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel : `Uşaklar ne çıkacagını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !' . . . Ertesi gün gazetelerde :`Dört avcı tren altında can verdi...' 


KIYAMET

Gunun birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrinin yaninda bulmuslar.Tanri bunlara donmus: " Sizi buraya cagirdim cunku 2000 yilinda kiyametin kopacagini cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demis.Daha ne oldugunu anlayamadan bi de bakmislar ki evlerindeler... Clinton, hemen ulkenin butun televizyonlarina haber vermis ve canli yayina cikmis: "Sayin vatandaslarim, size bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi olani, "In god we trust" harbi harbi var. Yani bunca zaman bosuna inanmadiniz. Kotu olan ise 2000 yilinda kiyamet kopacak... Kastro'da bos durmamis hemen insanlarinin karsisina gecmis: "Yoldaslar uzgunum ama size iki kotu haberim var.Birincisi, bunca zaman kendimizi kandirmisiz, tanri gercekten de varmis! Ikincisi ise daha kotu, daha tanriya inanamadan hepimiz olecegiz, cunku 2000 yilinda kiyamet kopuyo." Bu arada Gates'de butun kurmaylarini toplamis havadis veriyo: "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanri beni dunyanin en onemli uc kisisinden biri olarak goruyor. Ikincisi ise artik "year2000" problemini cozmemize gerek kalmadi..."


SAYFA : 6


KAZANÇ

Ünlü bir baro başkanı ölürken yanına tüm sevenleri toplanmıştı.Tok gözlüydü.O dönemde
avukatlara kağıt para verilmezdi,bir ufak meşin torba içine bir kaç altın konur,ayak ucuna bırakılırdı.Zaruret içinde yaşayan baro başkanına:"-üstat,ayak ucuna o kadar kese bırakıldı.Neden böylesiniz?" diye soruldu.Yanıtı şöyle oldu:"-Almak için eğilmek lazımdı,yapamadım."


NE KÖTÜ

Annesinin ilk kez yuvaya götürdüğü beş yaşındaki küçük kız çocuğu,kapıdan girdikten sonra annesine döndü.İç çekere: "-Hayatın acı tarafını öğrenme zamanının gelmiş olması ne kötü!" dedi.


ANLAMADIĞIM ŞEY

Torunu,anneannesine gider ve ona bir meyveli şeker ikram eder."-Bunu senin için saklamıştım" der.Anneannesi şekeri ağzına atar ve çok lezzetli bulur.Torunu şaşırarak:"-Anlamadığım bir şey var.Dün bu şekeri köpeğime vermiştim,hemen tükürmüştü.."


TAZE FASULYE

Madam Obernon evinde tertiplediği ziyafete Renan ile meşhur Fransız dramcısı Labiche'i davet etmişti.Yemek esnasında renan Renan durmadan konuştuğu halde ev sahibesi Labiche'nin konuşmasına müsade etmez.Nihayet Labiche konuşmak için ayağa kalkınca Madam Obernon sorar:"-Ne istediniz mösyö?.." "-Biraz taze fasulye daha!.."


ASALET

Fransız inkilabının en faal ve fedakar komutanlarından biri olan General La Fayette'ten iş istemek üzere gelen birisi Generalin kendisini tercih etmesine yardımcı olur düşüncesiyle ailesinin bütün asaletini sayıp dökmüş,mazide taşıdıkları ünvanları sıralamış.La Fayette bunları dinledikten sonra:"-Bu asalet ünvanlarınızın hiçbirinin işe alınmanıza mani bir keyfiyet olmadığına inanmanızı rica ederim," demiş..


DoKtor

Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina gelir ve "Kocanizin olmemesini istiyor saniz su kagida yazdiklarimi uygulayacaksiniz" der: 
1- Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayin ve ise mutlu gitmesini saglayin. 
2- Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel bir ogle yemegi i le takdir edildigini hissettirin, boylece gunun geri kalan kismini da iyi gecirmesini yardim edin 
3- Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali. Eve gelince eline bir kadeh icki verin dinlenmesini saglayin. 
4- Haftada en az uc kere sevisin, eger isterse daha fazla sevisin. Ve tamamiyla tatmin oldugundan emin olun. 
- Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kacanizin saglik yonunden hicbir problemi olmayacak der doktor. 
Eve geldiklerinde adam karisina sorar, 
- Ne dedi doktor sana? 
Kadin cevaplar: "ÖLECEKMISSIN!" 


Mama

Büyük köpek mamasi fabrikatörü, sirketinin bütün müdürlerini, fabrikasinin bütün seflerini, Amerika'nin tüm eyaletlerine dagilmis satis temsilcilerini, reklam, halkla iliskiler görevlilerini toplamis. Kürsüye çikmis.. "Bu ülkenin en büyük köpek mamasi fabrikasi kimin" diye bagirmis.. Yüzlerce kisi bagirarak cevap vermisler: "Bizim.." Patron gene sormus: "Besin degeri en yüksek köpek mamasini kim üretiyor?." "Biz" diye haykirmis kalabalik. "En çarpici, en göze batan paketi, kutuyu kim yapiyor?." "Biz" diye haykirmis kalabalik. "En büyük reklam kampanyasini kim yapiyor" diye bagirmis patron.. "Biz" diye yanit gelmis gene hep bir agizdan.. "En büyük süpermarketten en ücra köydeki bakkala en iyi dagitimi kim yapiyor" diye bagirmis patron.. "Biz" diye haykirmis salon.. "O zaman" diye gürlemis patron.. "O zaman niye satamiyoruz bu mamalari.." Salondaki ölüm sessizligini arka siralardan gelen ciliz bir ses bozmus.. "Lanet olasi köpekler yemiyorlar ki!..


SINAV

4 ogrenci sabahleyin uyanamamislar ve de matematik finalini kacirmislar ertesi gun hocalarina gitmisler, zar zor ikna etmisler,iste arabaya bindik yolda lastik patladi o yuzden kacirdik diye.neyse adam demis 3 gun sonra gelin sizin 4 unuze sinav yapacagim diye... 3 gun sonra bu 4 ogrenci sinav olmak icin gelir, matematik hocasi bu 4unu sinifin koselerine birbirlerine en uzak olucak sekilde oturtur.Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdi. adam 5 tane soru sormustur sayfanin onunde ki 4 tane matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir. kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir " Hangi lastik patladi ?? " 


Yol Hakki

* Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan koskundeki komutan tam karsida ve uzakta uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa sinyal gondererek su mesaji gecmis: -"Derhal rotanizi 30 derece doguya ceviriniz" Karsindan aninda cevap gelmis: -"Sen rotani 30 derece batiya cevir!" Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis: -"Rotani derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!" Karsidan cevap: -"Asil sen rotani 30 derece batiya cevireceksin!" Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis -"Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece batiya cevir!" Cevap: -"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotani 30 derece doguya cevir" Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata butun toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj 
gondermis: -"Burasi bir savas gemisi, derhal rotani 30 derece batiya cevirmezsen atese baslayacagiz" Karsidan cevap gelmis: -"Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an once 30 derece doguya cevirmezsen birazdan kayalara carpacaksin" 


İnek

Adamin biri koyun birinin yanindan gecerken bir koylu inegiyle beraber otostop cekiyorlarmis.Adam durmus almis koyluyu ama inegi ne yapacaklari mechul, Koylu: -"Arka tampona baglariz o pesimizden gelir", demis. Dusmusler yola, derken adam gaza asilmaya baslamis, 50 km... inekte tis yok. 70 km... inekte tis yok, koylu de: -"Benim inek iyi kosar",diye sisiyormus. Adam takmis besinci vitese... hiz 120 ve inek dilini sallamaya baslamis. Sofor senin inek kesildi, herhalde bak dili bir karis disarida demis. 
Köylü de: -"Sen yanlis anlamissin o seni sollayacak sinyal veriyor", demis. 


ŞİŞMANLAMIŞ

Aytekin komşularının bağından üzüm topladı,koynuna doldurdu ve eve geldi.Bir de baktı ki,üzümleri kopardığı bağın sahibi evlerine konuk gelmiş.Kapıda karşılaştılar.Komşu Aytekin'in elini sıktı ve sırtını okşayarak:"-Maşallah,sana tatil bir hayli yaramış,kilo almışsın,toplanmışsın!" Aytekin şaşkınlıkla gömleğinin eteğini indiriverdi ve bütün üzümler yere döküldü."-İşte bu kadar amca,fazla toplayamadım." dedi


İŞKENCE

Boşanma davasında yargıç,davacı kadına sordu:"-neden boşanmak istiyorsunuz?" "Manevi işkence yapıyor,sayın yargıç." "-Bir kaç örnek verir misiniz?" "-Doğum günü pastasındaki mumları söndürmene yardım edeyim dedi,et dedim.Gitti,öteki odadan vantilatörü getirdi!.."


MÜHLET VERSEYDİ

Yargıç bir taraftan isim ve hüviyetini sorduktan sonra davalıya döndü:
"-Söyleyiniz bakalım,davanız nedir?"
"-Efendim,bendeniz bu adama bin lira vermiştim.Kendisini pek ziyade emniyetli
bir adam bilirdim.Halbuki yanılmışım..Dört seneden beri bir türlü paramı alamadım.
Nihayet hakkımı kurtarmak için yüksek mahkemenize müracata mecbur oldum."
Yargıç dava edilene sorar:
"-Siz ne diyorsunuz,bu adamın sizden bin lira alacağı var mı? Borcunuzu inkar ediyormusunuz?"
"-haşa inkar etmiyorum."
"-demek bu zata bir lira borcunuz olduğunu ikrar ediyorsunuz."
"-evet,ikrar ediyorum,kendisine bin lira borcum var."
"-pek ala,neden borcunuzu tediye etmiyorsunuz?"
"-Kim tediye etmiyor,sayın yargıç rica ederim böyle söylemeyin,bu bana hakarettir.ben borcuma son derece sadık bir adamım.. dört seneden beri kendisinden parayı tedarik etmek için üç ay mühlet istiyorum,bir türlü vermiyorki parayı tedarik edeyim.."


AKILLI

Atina'da yargıcın biri,ölüm döşeğinde iken yardımcı hakimi çağırıp der ki:
"-Ben artık ölüyorum.yargıçlığı sana bırakıyorum."
"-Ben nasıl yapabilirim efendim?"
"-Hiç merak etme!Eğer bir akıllı bir deli arasında dava olursa,akıllıyı dinler ve kararını ona göre verirsin.İki deli gelirse zaten mübaşir haberin olmadan onların işini halleder."
"-Peki efendim.Ya iki akıllı gelirse ne yapayım?"
"-Olacak şey mi? Ben 40 yıllık yargıcım,daha hiç iki akıllının birden geldiğini görmedim."


ALTI KURŞUN

Kadın,kocasını altı kurşunla öldürmüştü.Yargıç:
"-Anlamıyorum,dedi.Bir kurşunla ölen adama altı kurşun sıkmaya ne lüzum var?Ne kadar da hırslı kadınmış.."
Suçlunun avukatı:
"-Hırstan ileri gelmiyor bu davranış sayın yargıç.."
Diye cevap verdi..
"-Müşterimin kulağı son derece ağır işitir de ondan.."


YANDIN

çocuk heyecanla eve geldi.kapıdan girer girmez:"Anne yandın!" dedi.Annesi telaşla sordu: "Neden yandım yavrum?" "Öğretmenim,senin derslerine yardım edeni bir görürsem dayaktan öldüreceğim dedi de..."


ENAYİLİĞİNE DOYMASIN

Mahkemeye düşmüşlerdi.Yargıç,davacıyı dinledikten sonra sanığa döndü: "-Tam beş defadır beyi dolandırıyormuşsun!Bir diyeceğin var mı?" Sanık başını önüne eğdi : " Ne diyeyim sayın yargıç... Enayiliğine doymasın!"


GENE Mİ?

Bir boğa hırısızı ikinci defa yargıcın huzuruna çıkarılmıştı: "-Gene mi sen? Bir daha bana görünme diye sana tembih etmemişmiydim? "-Ahh sayın sinyor yargıç.Siz beni görmek istemediğinizi söyleyince,artık polisler de beni hiç yakalamazlar sanıyordum da.."


TELE-VELET

Kadın hastalanmış,grip olmuştu.İki günde iyileşip kalktı ama sesi açılmadı bir türlü..Yataktan kalktığı günün akşamı eve dönen kocası,kapıda kendisini karşılayan küçük çocuğa sordu:"-Annen nasıl?" çocuk gülerek:"-Görüntü iyi ama ses parazitli."


AYNI KAN

Erol'un kanı incelenecekti.tabi biraz kan almak gerekiyordu.Korkmuyormuş gibi görünüyordu.Ama ne kadar olsa korktuğu yüzünden belli oluyordu.Kanı alınacağı zaman ağabeyi cesaret vermek için yanına sokuldu.Erol:"Benim yerime senden alsalar ya!.." "Neden?" "Canım aynı kandan değil miyiz?İkimizin de kanı bir demektir!"



Temel-Gökdelen

Temel gokdelenden dusmus, katlari sayiyor,
- Yetmisinci kat, ellinci kat, otuz ikinci kat.. 
Cok sukur buraya kadar sag salim geldik, eeh birinci kattayiz burdan dusene bir sey olmaz!


Temel ve Tren Garı

Temel Trene binecek! Temel ve iki arkadaşı İstanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garına giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradır, bileti alırlar.Ne yapalım bir saat diye düşünürken yemeğe gitmeye karar verirler.Yemekte sohbet, muhabbet saata bir bakarlarki 1 saati geçmiş. Hemen koşarlar tren garına ama tren gitmiş. Yine bilet alırlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalım vakiti nasıl geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktıklarında 1 saat olmasına 5 dakika vardır. Hemen koşarlar gara ama trene yetişemezler.Gişeye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmı diye. Gişedeki adam : ''Bakın bu son tren eğer bunuda kaçırırsanız Trabzon'a bugün dönemezsiniz'' demiş. Bileti almışlar yine sıkılmışlar ne yapalım ki derken pastaneye gitmeye karar vermişler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmişlarki 1 saat olmak üzere hemen koşmuşlar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamış, diğeri orta boylu son vagonu tutmuş. Tren gitmiş, Temel oturmuş yere baslamış gülmeye. Gişe memuru yanına gelmiş.''Sen ne garip adamsın. 3 treni kaçırdın, arkadaşların gitti,sen kaldın, ağlayacağına gülüyorsun be adam.'' Temel :''Uy hemşerum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum''demiş.


Temel - Balık

Bir gün temelle bir japon arkadaşı restorantda yemek yiyolarmış..Konu beyin ve zekadan açılmış..japon temele insan beynin çok gelişmiş olduğunu söylemiş ve kendinden daha düşük seviyedeki yaratıkları rahatlıkla hipnotize edebileceğini söylemiş.. Bunuda bir örnekle açıklama gereği görmüş.. Mesela demiş yanındaki akvaryumu göstererek..Bunun içindeki balıklar demiş bizim zekamızdan daha düşük seviyede bir zeka düzeyine sahiptir..Bak demiş,başını akvaryuma çevirmiş ve 2 dakka süreyle bir balığa bakmış.. 2 dakka sonunda başını hafifçe sağa çevirmiş balık sağa gitmiş,sola çevirmiş balık sola gitmiş..Bak demiş işte bu kadar kolay..Yemeğin sonunda japon ellerini yıkamak üzere lavaboya kadar gitmiş ve 5 dakka sonra geri geldiğinde temeli boş bakışlarla,ağzını balık gibi açıp kapayarak akvaryuma bakarken bulmuş


Dolap

Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bi kişiymiş.Bi gün adam papağınını kafesiyle birlikte balkona bırakmış.Ve işe gitmiş... Bi saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S.Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.Papağanın kafasıda atmış tavuklara dönüp şöyle demiş... - ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan yatıyorum...  


Temizlik Kutusu

Evdeki temizlikci kadin ikinci katta pencerelerin camlarini silerken,dengesini kaybetmis ve kafa ustu asagidaki temizlik kutusuna gomulmus.Kadinin kafasi bidonun icinde,ayaklari havada cirpinirken Temel oradan geciyormus.Kadini oyle gorunce yaklasmis ve bacaklarini tutarak incelemis ve kendi kendine soylenmis;-Ha bu daha kullanilirdu! 


NESİ VAR?

- Temel bir eczacı olmuş.İlk gelen müşterisi böcek ilacı istemiş temelde demişki;
- Böceginizin nesi var?? 


TEMEL VE MÜZE

Temel fransada SenLuis muzesini gezerken çok yorulmuş ve orada boş gordugu bir sandelyeye oturmuş. Hemen Fransız yetkili koşarak gelmiş,
- Beyfendi neyapıyorsunuz bu sandelye 14.Lui'nin sandelyesidir deyince..
Temel hemen cevaplamış.
- Ne var o gelince kalkarız 


Cin

Adamin biri California'da sahil kiyisinda yururken bir sise bulur.Sisenin mantarini acar acmaz icinden bir cin cikar. Cin adama der ki,"Beni sise icinde hapsolmaktan kurtardin, simdi benden bir sey dile.Yalniz iyi dusun cunku bir tek dilekte bulunabilirsin.". Adam dusunur tasinir,"Ben," der "hayatim boyunca Hawaii'ye gitmek istedim ama beni deniz tuttugu icin gemiye binemiyorum, ucaktan da cok korkarim. Hawaii'ye gidebilmem icin bana buradan oraya bir yol yap."Cin dusunur,"Bak, bu gercekten muazzam bir is" der. "Okyanusun icine o yolu tasimak icin yerlestirilmesi gereken yuzbinlerce kolonu, o kolonlarin deniz dibine cakilmasini, daha sonra da yolun kaplanmasi icin gereken milyonlarca ton malzemeyi dusun. Gercekten cok zor bir olay. Normalde ben boyle bir sey soylemem ama gel sen vazgec bu dileginden baska bir dilekte bulun." Adam tekrar dusunur."Peki," der "Hawaii'ye yol dilegimden vazgeciyorum. Bana kadinlari nasil anlayacagim ogret. Onlari neler mutlu eder neler mutsuz? Kadinlari gercekten etkileyip harekete geciren seyler nelerdir? Degisik ruh durumlarini nasil anlarim?" Cin sorar:
"Yolu iki serit mi istiyorsun yoksa dort mu?"


Zeytin&Hamam böceği

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında - "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve - "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler.  Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş, - "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!" 


Temel&Paraşüt

Temel gazetede THK'nun parasüt kursu ile ilgili ilanini görmüs. ilgisini çekmis ve hemen basvurmus. Kaydini yaptirmis. Teori dersleri bitirmisler ve sira ilk atlayisa gelmis. Herkes heyecanli tabii. Hoca: - Arkadaslar,ilk atlayisimizi 1000 metreden yapacagiz. Kisaca yineliyorum: atlar atlamaz 3'e kadar sayip ana parasüt ipini çekeceksiniz; o açilmazsa yedek parasütün ipini çekersiniz o kesinlikle açilir. Asagida sizi bir jeep bekliyor olacak. Sorusu olan? ... Yoksa, iyi atlayislar. demis ve herkes uçaga dolusmus. Uçak 1000 metreye gelince herkes hazirlanmis ve baslamislar atlamaya. Temel atladiktan sonra ögrendigi gibi ana parasüt ipini çekmis ama parasüt açilmamis. Töbee.. demis. Yedek parasüt ipini de çekmis ama o da açilmamis. Temel büyük bir hayalkirikligi ile: - Ula, Allah bilir, asaguda jeep falan da beklemeyidur.. 


Yavaşla

Temel araba kulanıyormuş. Yoldaki yazıları okumaya baslamış. 
"Yavaşla 80 km." Temel hızını 80'e ayarlamış.
"Yavaşla 60 km" Temel hızını 60'e ayarlamış.
"Yavaşla 40 km" Temel hızını 40'a ayarlamış.
"Yavasla 20 km" Temel hızını 20'ye getirmiş. Bu arada da iyice sinirlenmiş. Daha sonra bir tabela daha görmuş.
"YAVAŞLA kasabasına hoşgeldiniz". 


VAY AKILSIZ

Çok cimri olan bir adamın oğlu,eve neşeiçinde gelmişti..Babasının boynuna atıldı ve bağırdı: "-çok mutluyum babacığım,tam yüz lira kazandım.." "-Nasıl?" " -okuldan dönerken,otobüse bineceğime,arkasından koşum.İyi etmişmiyim.." Cimri baba kızdı : "-vay akılsız vay! Otobüs arkasında koşacağına,hiç olmazsa dolmuş arkasında koşsaydın da dolmuş parasını kazanmış olurdun."


KAÇ YAŞINDA ?

Sınıfa yaş grafiği asılmıştı.İki çocuk bu grafiğin önünde konuşuyorlardı.Birisi: "-Sen kaç yaşındasın?" dedi. Diğeri : "-Yaşımı bilmem ama annem yirmi yaşındayken doğmuşum." "Eee..Annen,şimdi kaç yaşında?" "Akşam konukların yanında yirmibir yaşında olduğunu söylüyordu ama..."


PROPAGANDA

Çocuk sordu:"Propaganda ne demek anne?" "Söyleyim canım,Ben yeni bir elbise istediğim zaman,nasıl baban eski elbiselerimi över,hatırlıyor musun?İşte buna propaganda derler"


KOVBOYLAR

Küçük Meryem'lerin televizyonu bozulmuştu.Tamirci çağırdılarÇocuk,televizyonu inceleyen ustaya: "-Bence arızayı bulmak için önce bunun içindeki kovboyları,kızılderelileri çıkarmamız gerekecek!!.." dedi..


ŞEHİT

sivas kayseri istikametine giden otobus CERKEZ sofor bey bir dakika dururmusunuz SOFOR nicin beyefendi CERKEZ suracikta bir duga edecegim SOFOR hayirdir bir yakininmiydi CERKEZ yok ula sofor aga bizim cerkezler suraciktaki yoruk koyune AT calmaya giderken sehit dusmuslerdide 


Temelin koyunlari 

İdrisle Temel tren yolculuğu yapıyorlarmış.idrisin canı sıkılmış pencereden dışarı bakmaya başlamış.İdris" 516,586,254,367" diye rakamları ağzında geveliyormuş.Temel sinirlenmiş ve "habire ne sayı sayıyorsun idris" demiş.idriste gördüğüm koyunları sayıyorum demiş.Temel "nasıl sayıyorsun canım daha neler.madem sayıyorsun 5 dakika sonra benim çifliğin önünden geçecegiz.sıkıysa ordakileride sayda göreyim." demiş.Temelin çifliğinden geçerken idris "716 tane "demiş. Temel şok olmuş." Ula İdris nasıl saydun bunlari da " demiş.İdris "ne var bundan kolayi " demiş. "bacaklarini sayıp 4 'e bölüyorum koyun sayısı ortaya çıkıyor "demiş 


TEMİZLİK

Öğretmen sordu: "Çocuklar,evimizi neden temiz tutarız?"Bir öğrenci şu cevabı verdi: "Ansızın misafir gelebilir de ondan öğretmenim."


DEDE İLE TORUN

Pencere önünde oturmuş,hem sokağı seyrediyor,hem de konuşuyorlardı.Yoldan lüks bir otomobil gecince,dede : "bak,bak ne güzel...Düt düt geçiyor.." dedi.Beş yaşındaki torun ,dedesine şöyle bir baktı: "Ne düt düt'ü be dede?Sekiz silindirli,otomatik vitesli,81 model model Ford o..."


HERKES UYURKEN ÇALARIM

Babası oğluna hediye almak için oyuncakcı dükkanına götürdü.Bir oyuncak begenmesini söyledi.Çocuk oyuncaklara baktı,hiçbirini gözü tutmuyordu.Sonra bir trampette karar kıldı.Babası:"Oğlum,bu kadar oyuncağın içinden,gidip trampeti mi beğendin?Onun sesi çok çıkar,herkesi rahatsız edersin." "Hayır babacığım ben onu her zaman çalmam..Herkes yatıp uyuduktan sonra çalarım.!"


Şeker

İki Deli Hastenin Önün Deki Havuzun Başında Oturuyorlarmiş Birisi Kalkıp Havuza ŞEKER Atmış ve Havuzdan Bir Yudum Almış Sonra Tükürmüş. ARKADAŞINA :-Havuza Şeker Kattım Ama Tatlı Olmadı ARKADAŞI: -Tabi Olmaz Salak Karıştırmadın Da Ondan


Laz ın ajanlığı 

Rus gizli haber alma örgütü KGB,ruslar hakkında çok gizli sırları ele geçiren üç ajanı(Amerikalı, ingiliz ve lazı) yakalıyorlar ve bunları konuşturmak için işkanceye başlıyorlar... Amerikalı kendisine ait bilgiyi 17. gün açıklıyor. İngiliz de 19. gün çözülüyor... Sıra laza geliyor. O'nuda konuştururlarsa herşey tamamlanacak. Ama laz bir türlü konuşmuyor. Artık 36. gün işkenceden getirip hücresine kapatıyorlar... Laz kafasını duvara vurarak: - Hatırla ulan eşşoğlueşek hatırla!


AFRIKA

Bir adam ucagiyla Afrika'nin uzerinde gezerken birden ucagi arizalanir ve ormanlik bir alana düşer.Adam ne yapayim ne yapayim diye dusunurken birden bir Afrika kabilesinin ona dogru yaklastigini gorur. Adam icinden "Iste simdi boku yedik" der. O anda dusuncesinde Nur yuzlu dedenin sesini duyar. - Hayir evladim boku yemedin. Peki ne yapmam gerek. - Suradaki mizragi goruyor musun? - Evet. - Al onu ondeki renkli giysili adamin tam kalbine batir. Adam mizragi alir ve adamin tam kalbine batirir. - Evladim iste simdi boku yedin.


KULAKTAN KULAĞA

Albay,binbasiya :Yarin günes tutulacak.Bu her zaman görülen bir sey degildir.Erleri talim elbiseleri ile alayi talim meydanina getirin de olayi görsünler.Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim.Sayet yagmur yagarsa, tabii bir sey göremeyiz.O zaman erleri,üstü kapali talimgaha götürürsün.Binbasi,yüzbasiya : Albayin emri ile yarin sabah saat dokuzda günes tutulacak. Bu her zaman görülenbir olay degildir. Sayet hava kapali olursa bir sey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapali talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapilacaktir. Yüzbasi,tegmene : Albayin emri ile yarin sabah dokuzda talim elbisesi ile günes tutulmasinin açilis merasimi yapilacaktir. Sayet yagmur yagarsa ki bu durum pek görülen bir olay degildir, Albay kapali talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Tegmen,basçavusa : Yarin sabah dokuzda hava güzel olursa,talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapali talimgahta yagmur yagarsa, alayin meydaninda manevra yapilacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay degildir. Basçavus,askere :Yarin sabah saat dokuzda kapali talimgahta Albayi tutacagiz.Sabah hepiniz talim techizat ile hazir olun.Askerler kendi aralarinda :Yarin sabah bizim basçavus Albayi tutuklayacakmis.


kemençe 

lazın biri banka soymak için testereyle demirleri kesiyor tam bu sırada bekci gelmis ne yapiyorsun burda; laz hemen görmüyormusun kemençe çalayirum bekçi nasIl kemençe çalmak sesi çikmayi hemserum merak etme kemençenun sesi sabaha çikacak demiş .. 


NE KOYSAYDIM?

Adam sünnetçi dükkanının vitrinine şemsiye koymuş, biri de merak etmiş : -Yahu sünnetçi vitrininde şemsiyenin işi ne be? Sünnetçi fena fena bakmış : -Yani vitrine ne koysaydım?


ROMANTİZME BAK

Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış, dolaşıyorlardı.Erkek ahtopot eğildi, hafif sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı :-Ne güzel bir gece, değil mi sevgilim?...Mehtap, yıldızlar, sen, ben... Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.


E MAİL HATASI 

New york sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde iş gezilerinde olan karı koca Florida'da buluşup, yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede Birkaç gün geçirmeye karar verirler. Kocası eşinden önce gider Florida'ya ve ertesi gün için de eşine yer ayırttıktan sonra, ona bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yalnış yazdığı için eşi yerine, birgün önce ölen, yaşlı bir papazın eşine gider. Papazın en az kendisi kadar yaşlı eşi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çığlık atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardım için koşuşturmaya başlar. Kadıncağız bir süre sonra kendine gelir ve ne olduğunu soranlara bilgisayar ekranını gösterir. Ekrandaki mesaj ise şöyledir: "Sevgili karıcığım!Bugün buraya ulaşır ulaşmaz, yarın senin gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle bekliyorum. KOCAN !


Temel'in kamyon faciası 

Temel kamyon şoförüymüş... Bir gün kamyonu ile yokuş aşağı inerken freninin patladığını farketmiş. İleriye doğru baktığında,iki yolun ayrıldığını, yolun bir başında kurulu bir pazar yeri ve yüzlerce insan... Diğer başında küçük bir çocuk, yolun ortasında oyun oynamakta... Temel çok hızlı bir şekilde düşünür :" Ula pazar yerine cirsem pi sürü insan ölür en iyisi çocuği ezeyum "Ertesi gün gazetelerde şöyle bir başlık" PAZARA GİREN KAMYON DEHŞET SAÇTI. 150 ÖLÜ" Hemen Temel'e sorarlar: -- Sende hiç kafa yok mu! Bu kadar insanı ezeceğine bari çocuğu ezseydin! Temel cevap verir: -- ula siz benu salakmi sandinuz? Tabi ki çocuği ezmeyu düşündüm ama çocuk pazara doğri koşinca pen ne yapiim!


Temel kaynanasını gömmüş

Temel bir gün kahveye yüzü yara bere içinde gelmiş.Kahvedekiler merakla halini sormuşlar... "Kaynanasını gömmeye gittiğini" söylemiş.Şaşkınlık içinde yüzünün halini sorduklarında "Kaynanasının gömülmemek için çok uğraştığını" söylemiş 


VEFAKAR AİLE

Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın gördüler. Oğul sordu : -Ne dersin baba, yiyelim mi onu? Baba bir an düşündükten sonra : -Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! dedi.


ŞEMSİYE

Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak : -Bu ne küstahlık,demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş. -Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!Neye uğradığını anlamayan er : -Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?


ÖNEMLİ NEDEN 

-Hayrola nereden? -Be be ben mi?Rad rad radyodan geliyorum... -Ne vardı radyoda? -Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da...-Eeee, ne oldu? -Bı bı bı bırak yahu?Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar.


SAKAT ÇOCUK 

Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: "Beyefendi, bir bebeğiniz oldu acele hastahaneye geliniz" diye.Heyecanlanan adam hemen hastahanenin yolunu tutmuş. Doğum bölümüne gitmiş. Kendisini bir hemşire karşılamış.Adam durumu anlatınca hemşire: "Beyefendi, evet doğru bir çocuğunuz oldu ama malesef sakat doğdu" demiş. Habere çok üzülen adam: "Olsun çocuğumu gösterin bana" demiş. Hemşire:"Beyefendi, görmeseniz daha iyi olur çünkü çocuğunuz çok ileri derece spastik" demiş.Adam yinede:"Olsun o benim evladım, görmek istiyorum" diye diretmiş. Hemşire:"Peki öyleyse" deyip spastik çocuklar bölümüne geçmiş. Adamda peşinden gitmiş. İlk bölümde kolsuz çocuklar varmış. Adam: "Çocuğum burada mı?" diye sormuş Hemşire: "Hayır beyefendi, çocuğunuz ilerideki bölümlerde" diye yanıtlamış.Bir sonraki bölüme geçmişler. Buradada bacağı olmayan bebekler varmış.Adam yine:"Çocuğum burada mı hemşire hanım?" diye sormuş. Hemşire yine:"Hayır beyefendi, çocuğunuz daha ilerdeki bölümlerde" diye yanıtlamış.Bir bölüm daha geçmişler buradada hem kolu hem bacağı olmayan çocuklar varmış Adam yine heyecanla: "Buradamı çocuğum?" demiş. Fakat hemşire yine: "Hayır beyefendi" diye yanıtlamış.Üzülen adam bir sonraki bölüme geçmiş. Bu bölümde ise sadece kafa olan çocuklar varmış.Adam yine hüzünle: "Hemşire hanım, artık sanırım burada çocuğum" demiş. Fakat hemşire: "Hayır beyefendi, çocuğunuz şimdi gideceğimiz bölümde fakat isterseniz gitmeyelim çünkü çocuğunuzu görünce çok kötü olabilirsiniz"demiş.Adam yine ısrarla: "Hayır, ne olursa olsun o benim çocuğum" demiş. Hemşire "Peki o zaman" deyip bir sonraki bölüme gitmiş. Bu bölümdeki oda bomboşmuş. Sadece odanın ortasında bir masa,masanın üstünde bir kavanoz kavanozun içindede bir kulak duruyormuş. Adam hemen:"Bu mu benim çocuğum?" diye sormuş. Hemşire üzüntüyle: "Evet beyefendi, ama malesef çocuğunuz sağır" demiş.


HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ 

Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır"yazılı doktora girdi.Gülerek : -Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.Doktor da güldü : -Tabii, hatırlamaz olur muyum? -Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz? -Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...


Eczacı Temel

Temel eczacilik fakultesini bitirmis.Fakat eczane açacak parası yok,Girmis bir eczaneye: - beyefendi sizde sogan var mı?Adam Temel'i başından savmış.Temel bu! Durur mu?hergün yeni saçma sorularla geliyormus...Birgun eczacı Temel'e:-Kardesim senin derdin ne? -Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkaç gün sonra Eczaneyi satan adam içeri girmis,Temel'e:-Siz de soğan varmı? demis... Temel adama 'biz de sogan var ama senin receten var mi?'demiş.... 


Bizim Temel Londra'da

Temel Londra'da bir otel odasında kara kara düşünüyor. "ulan! diyor. Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?" geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor..." Bana bir fisku! Yok böyle anlarlar... Bana bir raki! Yok böylede anlarlar...Bana bir bira! Tamam diyor böyle iyi anlamazlar. Ve aşağıya iniyor... Dirseklerini masaya dayıyor ve sesleniyor:- Barmen bana bi bira! Barmen Temel'i biraz süzdükten sonra: - Birader sen lazmısın?Temel: - uyyy nerden anladın? diyor. - Burası resepsiyon bar karşıda. 


FBI

FBI eleman alimi icin duyuru yapar. Uc kisi basvurur.FBI binasinda adaylarin hepsiyle tek tek gorusmeler yapılmaktadir. Ilk adam iceri alinir ve su sorular sorulur. 
"Karini seviyormusun?" 
"Evet, efendim" 
"Ulkeni seviyormusun?" 
"Evet , efendim" 
"Pekala,biz karini da getirdik.Su an yan odada." der ve masanin uzerine bir tabanca koyar. 
"Simdi odaya gir ve karini oldur!" 
Adam silahi alir yan odaya gecer. 5 dakika hic ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri doner. Kravati gevsemis,ter icinde kalmistir. 
"Yapamiyacagim efendim." der ve orayi terk eder. 
Ikinci adam iceri alinir. Ayni sorular sorulur.ayni yanitlar. Ve ona da iceri girip karisini oldurmesi soylenir. Adam yapamayacagini soyler ve ayrilir. 
Son adam girer. Ayni sorular. Ayni cevaplar. Ona da iceri girip karisini oldurmesi soylenir. Adam iceri girer. 5-10 saniye sonra icerden silahsesleri gelmeye baslar. 
BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM .... 
Derken kisa bir sessizlik ve ardindan gurultulu bir cam kirilmasi duyulur. 
Adam iceri girer , biraz terlemistir. FBI personeli sorar "Ne oldu ?" Adam cevaplar.. 
"Efendim bana verdiginiz silah kurusiki cikti, o yuzden onu pencerden asagiya atmak zorunda kaldim" 


TAMPON

Uc mahkum cezaevi yolundadir.Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin bir esya getirilmesine izin verilmistir.Otobuste, biri digerine doner ve sorar, "ee, sen ne getirdin ?", diger mahkum bir kutu boya kutusu cikarir ve bunlarla herseyi boyayabilecegini soyler. ve birinci mahkuma sorar, "sen ne getirdin ?". Oda, yanindaki kutuyu acar ve icinden iskambil kagitlarini cikarir. "Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kard oyunu oynayabilirim"der. Ucuncu mahkum kosede sessizce siritarak oturmaktadir. Diger iki mahkum farkeder ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" ucuncu mahkum bir kutu cikarir ve gulerek "bu tamponlari getirdim," der. diger iki mahkumunda kafasi karismistir, merakla sorarlar,""Bunlarla ne yapabilirsin ki?" ucuncu yine siritir ve kutuyu gostererek "Kutuda yazdigina gore, bunlarla at surebilir, yuzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmisim"


CİDDİ MAĞAZA

Adamin biri, yeni acilan luks buyuk magazaya gitmis, satici kiza yaklasmis. "Bir kravat almak istiyorum.." Satici kiz son derece sirin bir tavirla: "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli mi olacak yunlu mu?" "Ipekli.." "O zaman lutfen birkat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarida.." Adam bir kat yukari cikmis, baska bir satici kiz.. "Ben ipekli bir kravat almak istiyorum." "Beyefendi, kravat duz mu olacak, desenli mi?" "Desenli.." "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat yukarida, lutfen ust kata buyurun.." Adam bir kat daha cikmis. Yeni bir satici kiz.. "Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum.." "Desenler cizgili mi, cicekli mi olacak?" "Cizgili.." "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, cizgili kravatlar bir kat yukarida, lutfen bir kat yukari buyurun.." Adam bir kat daha cikmis.. Cizgiler kalin mi, ince mi, bir kat yukari. Zemin acik mi, koyu mu, bir kat yukari derken 18. kata gelmis. Ofke ile satici kizin yakasina yapismis.. "Ben ipekli, ince cizgili, zemini koyu, bir kravat istiyorum." "Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?" "Hayir, evdeki elbisemle." "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir, bir uyumsuzluk olursa firmamizin prensiplerine ters duser, lutfen evden obur elbisenizi alir gelir misiniz?" Adam buyuk bir ofkeyle asansore gitmis. O sirada asansorun kapisi acilmis, icinden gene cok sinirli bir adam cikmis. Bir elinde bir klozet kapagi, belden asagisi da ciplak: "Iste popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapagi. Verecekseniz verin artik su tuvalet kagidini."


ARABAM DIŞARIDA

Temel kirtasiye'ye girmis.Bilgic bilgic:-Bana bir roman lazim. Kirtasiye tezgahtari sormus:-Efendim agir mi olsun hafif mi? Temel:-Farketmez canim.Nasil olsa arabam disarida. 


İLK GÜNDEN Mİ?!!

Dursun Amerikaya gidiyor.5,6 ay sonra arkadasi Temel'i ariyor:-ula Temel hacan cabuk buraya gel. Temel:Niye la dursun? Dursun:Ha burada cabuk zengin olayisun. Temel:Ne is yapacagum? Dursun:Ula sirf yere dusen paralari topla yeter.Baska is yapma. Neyse Temel Amerika'ya gidiyor.Ucaktan iniyor.Taksi garajina giderken- bakiyor yerde 100 USD.Temel kendi kendine:Ula ilk gunden mi işe baslayacaguz. diyor ve yerdeki parayi almadan yoluna devam ediyor. 


SAVAŞ

Karadenizliler doguda ruslarla sicak savastalar.Herbiri belinden el bom balarini cekip rus askerlerinin oldugu tarafa atiyorlarmis.ruslarda bom- balarin pimini cekip tekrar bu tarafa atiyorlarmis. 


DOPİNG

Temel olimpiyat oyunlari 100 metre finalinde doping yapmis.Anlasilma sin diye sonuncu olmus.


GERİ VİTES

temel istanbulda bir is yeri acar ve mersedes arabasi alir isler tikirinda giderken trabzonda haber gelir temel oglum babon oldi hemen cel temel arabaya atlar direk trabzonun yolunu tutar temel 6 saatte trabzona gelir babasinin vasiyeti uzerine cami mezarligina gomerler.temelin isleri yogun annesinden izin ister ve istanbula geri donmek icin arabaya atlar istanbulada haber gonderir usagim bin celiyom bini karsula. usaklar bekler temel gelmez 1 gun gecer temel yok 2 gun gecer temel yok 3 gun gecer temel yok 4 gun temel gelir usaklar sorar ula temel sen trabzona 6 saatte citun buraya ise 4 cunde geldun .ne oldu temel usaklaruna doner ve derki ula usaklarum bu almamlari anlamiyom geri fitesi 1 tane yapmus ilerisini ise 5 fites ondan gec celdum der. 


HESAP

Adamın biri lüks bir lokantanın vitrininde şu ilanı görür."Yemeği siz yiyin, hesabı torununuz ödesin"Fikir çok cazip gelir ama yinede emin olmaz içeriye bir kez daha sorar. "Gerçekten yediğim yemeğin parasını torunumdan alacaksınız?" "Evet " der lokanta sahibi. Bunun üzerine patlayana kadar yiyip, aklına geleni sipariş eder adam. Tam kapıdan çıkacakken garson gelir ve hesabı uzatır. "20 milyon" "Bu da nedemek hani parayı benden almıyordunuz" der."Evet efendim almıyoruz. Bu zaten büyükbabanızın hesabı" 


BOYNUZ

Temel birgün keçinin boynuna tasma takmış gezdiriyormuş. Arkadaşı Dursun yolda onu görüp, Ula Temel Napiysin demiş. Temel; Ula cörmiymisin Çöpeğimi cezdurayrum demiş. İdris; Ula bunun boynuzlari var. Temel; Valla ben onin özel hayatina karışmayrum demiş. 


FARE

ADAMIN BIRI KENDINI FARE ZANNETTIGI ICIN DELI HASTENESINE DUSMUS.TEDAVISI BITTIKTEN SONRA DOKTOR SORMUS.SIMDI SEN BIR FAREMISIN INSANMI?DELI:OLURMU DOKTOR BEY BEN BIR INSANIM FARE DEGILIM DEMIS.DOKTOR:OZAMAN ARTIK GIDEBILIRSIN IYILESTIN ARTIK DEMIS.DELI KAPIDAN CIKMIS VE IMDAAAAAAT DIYE BAGIRARAK TEKRAR ICERI GIRMIS DOKTOR DEMIS NE OLDU DELI:BIR KEDI GÖRDUMDE ONDAN KORKTUM DEMIS.DOKTOR:SEN HANI KENI BIR FARE ZANNETMIYORDUN DEMIS.DELI:BEN FARE OLMADIGIMI BILIYORUMDA KEDI NERDEN BILSIN DEMIS 


TANIMADIN MI?

Adam yeni aldığı ferrarisiyle gidiyormuş. Kırmızıda dururken arkadan biri güm diye bindirmiş. Fırlamış arabadan, bakmış ki külüstür bir araba, içinde de süklüm püklüm bir adam yalvarıyor "Affet abicim oldu bir hata, zaten bende hiç para yok. Benim arabamı satsak senin bir tamponun etmez." Ferrari sahibi bakmış adamın kılık kiyafet dediklerini doğruluyor. Peki demiş, seni affediyorum, ama biraz dikkatli kullan. Neyse arabasına atlamış, yola devam etmiş. Bir sonraki trafik lambasında bir gürültlü, gene arkadan biri bindirmiş ferrariye. Adam dönmiş, gene aynı adam arkada. Tam arabadan inecek adam arkadan kornaya basıp el sallamış:" Abi tanıdın mı, benim, devam et". 


SENİN YAŞINDAYKEN

Temel, sınıfta kalan oğluna "Oğlum Atatürk Senin yaşında iken sınıfın birincisi idi" demiş. Oğlu, başı önünde yanıtlamış "Ama baba, Atatürk senin yaşında iken de Cumhurbaşkanı idi" 


BENİM Mİ OLDU?

Temel banka soymak sucundan yargilaniyormus. Son celsede yargic karari okumus;Temel'in sucsuz oldugunun anlasildigini, tahliyesine karar verildigini aciklamis..Temel sevincle ayaga firlamis Uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani simdu bu paralar benim oldu degil mu?


HANGİ OKUL??

Ahmet okuldan eve cok mutlu bir halde geldi. - Okulda ne yaptiniz? - Patlayici madde imal ettik. - Peki yarin ne yapacaksiniz okulda? - Hangi okulda?


MÜEBBET

Zamanin en buyuk Mayfa babasi cok agir bir suctan yargilanmaktadir ve idami istenmektedir. Juri uyelerinin icinde Temel de vardir. Mafyanin adamlari mahkemeden once Temeli bir kenera cekerler ve soyle derler: - Temel ne yap et Babanin idam kararini muebbet'e cevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in icine korku dusmustur acep ne yapsamda bu adami kurtarsam diye dusunur. Dava baslar gunlerce devam eder ve nihayet Juri uyeleri karar vermek uzere odalarina gecerler. Aradan uzun bir sure gectikten sonra juri geri gelir ve kararini okur: - Muebbet hapis derler Bunu duyan Babanin adamlari ne yapacaklarini sasirilar dogru Temel'e gidip afferim sana Temel simdi gozumuze girdin derler. Ehh be Temel iyi guzel de bu isi nasil basardin diye sorarlar: -Temel "Sormayin bre usaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete cevirne kadar aklan karayi sectim der"


SÜNNET

Temelin cocugu 20 yasina basmis halan sunet olmamis komsulari sormus temel hayirdir cocugun 20 yasina basti neden halan sunet etirmedin diye temelde banene yahu demis evlenince karusu istedigi kadar kestursun demis .


MANYAK MISIN?

Temel askere alinacak, Askerlik subesinde Memur adini sorar. -Adin ? -Temel" Temel ama yumusak G siz " der -Memur " Tobe tobe lan manyak misin ? Temelde yumusak G ne arasin " der -Temel "Eheee biz ne deduk" 


AJAN

Amerikalilar soguk savas doneminde Sovyetler Birligi'ne gonderilmek uzere ajan yetistiriyorlarmis.Once doga sartlarina karsi ajani 3 sene egitmisler.Sonra 2 sene Rusca oretmisler ve 1 sene de Rus kulturunu ogretmisler Egitimin sonunda ajani Sibirya'da bir ussun yanina parasutle ajan inmis.Etraf karanlik ilerde bir isik var. Ajan oraya dogru gitmis.Kapiyi acan ev sahibine afedersiniz buralarda bir us varmis acaba nasil gidebilrim? diye sormus.Ev sahibi sen Amerikali misin ?diye sormus yok canim nerden cikardin demis ajan ev sahibi israr etmis.Sonunda ajan israrina dayanamayip evet demis ben Amerikaliyim Peki nasil bildin? Ev sahibi: Buralarda hic zenci bulunmaz da .


GEBER

KADIN 50. katın penceresinden bakarken aşağı düşer, kırkıncı katta bir adam belinden yakalar: "Bu akşam benimle olursan, seni kurtarırım!" "Ben bildiğin kadınlardan değilim!" "O halde güle güle!" Kadını otuzuncu,yirminci katta da yakalarlar, aynı teklifi yaparlar,kadının cevabı değişmez: "Ben bildiğiniz kadınlardan değilim!" Onuncu kata yaklaşırken kadın başına gelecekleri anlar ve inadından vazgeçer, onuncu katta yakalayana kendisi teklif eder: "Beni kurtarırsan bu gece seninle kalırım!" "Geber pis orospi!"


GİDİŞ-GELİŞ

Temel gunun birinde istanbuldan koyune kahkahalar icinde geri donuyormus bunu duyan koyluler temel neden guldugunu sormuslar, Temelde otobus soforunu kazikladigini soylemis koyluler nasil ya diye sormuslar. temel demiski: istanbulda gidis-gelis bileti aldim; su anda geldim fakat geri gitmeyecegim


RAHMETLİ

Temel ile Dursun 21. katın penceresiden asılma yarışı yapıyorlarmış. rahmetli Dursun kazanmış. 


PATATES

Temel ve Dursun aynı köyün iki delikanlısıdır.Yaşları yirmiyi bulur ve askere giderler.Her ikiside çakı gibi askerdirler.Günler,aylar geçer ve bizim iki karadenizlinin başarıları artar.Bizimkiler en iyilerin seçileceği tatbikata aday olarak giderler.Tatbikatın ana konusu kamuflajdır.Temel,dursunve diğer adaylar tatbikatın olacağı meydana toplanır.Askerlerden istenen bu boş arazide en iyi kamuflajı yapmaktır. askerler dört bir yana dağılarak,saklanmaya başlarlar.Temel ve Dursun saklanmaya çalışırken iki tane boş çuval bulurlar.Temel birine Dursun birine girer.Diğer askerlerin denetimi bitmiş sıra bizimkilere gelmiştir.Komutan dursunun çuvalının başına gelir.Çuval'a bir tekme atar. Dursun havv!!! havv!!! diye bağırır.Komutan içinden "aferin iyi kamuflaj yapmış diye mırıldanır.Sıra temelin çuvalına gelir ve ona'da bir tekme atar.Çıt yok.birdaha tekme gene çıt yok.Komutan dayanamaz ve öyle bir tekme vururki temel acısından bağırır.PATATES!!!, PATATES!!!.


SAF

Temel yolda yururken bir senet bulmus.Bakmis senedin son gunu.... Ne yapacagim diye kara kara dusunmeye baslamis.Sonra gitmis borc toplayi senedi yatirmis.rahat bir nefes almis.Ayni sekilde bir gun yururken yine yerde bir senet gormus.almis bakmis.YIne senedin son gunu.Ama bu odene cek gibi degil,cok fazla miktarda....Temel hemen sahte pasaport cikartip yurt disina kacmis.... 


LAZ AKLI

Lazlar yeni bir parasut icad etmisler: Yere carpinca aciliyormus.... 


DEVE

Yildirim Akbulut meclis lojmanlarindaki evine deve gelmesin diye evin e rafina agac dikiyormus,oradan gecen birisi sormus: __Yildirim bey ne yapiyorsunuz? __eve deve gelmesin diye agac dikiyorum. __iyi de beyefendi burada deve yok ki.. __eeeee arkadas biz bu agaclari bosuna mi diktik.


PERŞEMBE

Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz? cevap:cuma namazinda gulmesinler diye.. 


ELLEME

Karadenizde iki isci tarlada calisirlerken uzerlerinden bir ucak geciyor biri yukariya bakarak: __Bak Temel ucak geciyor. Oburu hala isiyle mesgul: __Ula Dursun elleme gecsin.


ORUÇLU

Temel Dursuna soruyor: __Ula Dursun sen oruclu oruclu kac hamsi yersun? Dursun:Vallaa 100 tane yerim. Temel:Olur mu ulan ilk hamsiyi yediginde oruc bozulur diger 99 sayilmaz. Neyse Dursun bunu kafaya takiyor.O da yine yolda gordugu Idrise soruyor: __Ula Idris sen oruclu olarak kac hamsi yersun? Idris:Valla 50 tane falan. Temel:Ula 100 tane deseydun sana birsey anlatacaktum. 


OLUR MU?

Nasrettin Hoca'ya dert yaniyorlar: __Yahu Hoca senin kari cok geziyor. Hoca:Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.


MAAŞ

Temel cok zengin ayrica prestiji de saglam.Birgun otelin birinin kral dairesinde ummadik birsey oluyor.Temel altina kaciriyor.temel pantolonu falan fazla kirlenmedigine seviniyor ama corap batmis.Simdi komi'yi cagirsa rezil olacak.en iyisi diyor pencereden asagi atayim.Corabi pencereden sallarken elinden kaciyor ve tavana carpip yere dusuyor.Eyvah.Tavan mahvoldu Caresiz artik komi'yi cagiriyor.Komi iceri giriyor.Temel: __Su tavandakini temizle sana bir maasin kadar avans vereyim. Komi cok saskin sekilde cevap veriyor: __Sen onu oraya nasil yaptigini soyle ben sana iki maasimi vereyim.


YANLIŞ NUMARA

Temel saat 02.30 da arkadasi Dursun'u ariyor. Telefon kalkiyor. ---Buyrun. Temel Dursun'un sesini taniyor : __Alo Dursun orasi 11,11 mi? __Hayir Temel burasi:1,1,1,1 __Kusura bakma dursun yanlis numara.


RUJ LEKESİ

Bir kız yurdunda şöyle bir sorun yaşanmaktadır. Kızlar, sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynayı öperek dudak izi bırakmaktadırlar, bunların temizlenmesi sorun olmaktadır. Yurdun müdürü birgün yurtta kalan kızları ve tuvaletleri temizleyen hademeyi tuvalete toplar. Kızlara yönelik şöyle bir konuşma yapar: "Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek dudak izi bırakıyorlar. Hadememiz bunları temizlerken çok zorlanıyor. Şimdi ne kadar zorlandığını hep beraber izleyelim." Der. Bir işareti ile hademe fırçasını klozetlerden birine daldırıp aynayı temizlemeye başlar. O günden sonra aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz. 


PAPAGAN

Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki papagani varmis. Papaganlar da papaz gibi oldukca inancli ve dindarlarmis. sabah aksam kafeslerinde oturur incil okuyup dua ederlermis. Papazin cemaatinden bir kadinin da iki tane disi papagani varmis, papazin erkek papaganlari ne kadar ahlakliysa kadinin disi papaganlar da o kadar ahlaksizmis. eve gelen misafirlerin onunde "erkek istiyoooooz!" falan diye bagirirlarmis. kadin sonunda dayanamamis, papaza akil danismaya gitmis, papaz da, sen getir onlari bana, benim papaganlarin kafesine koyayim da ahlak ogrensinler biraz demis. kadin da almis papaganlarini getirmis papazin evine, daha kafese girer girmez disi papaganlardan biri "hey yakisikli iki tane ucuz fahise ister misiniz kafesinizde?" diye sormus erkek papaganlardan biri de otekine donup " olum butun dualarimiz kabul oldu lan sonunda" demis. 


POLİS

Cocugun biri kumsal da resim yaparken polisin biri oradan gecerken sorar:,, Ne yapiyosun oglum? Cocuk: resim yapiyorum polis amca. Polis: ne resimi yapiyorsun? Cocuk: Polis resmi yapiyorum. Polis: nasil yapiyorsun anlat bakayim. Cocuk: su katiyorum, camur katiyorum, bok katiyorum polis oluyor. Polis : bak oglum bok katma döverim seni. Ertesi gün polis yine bu cocuga kumsalda sorar:,, Ne yapiyorsun oglum? Cocuk: Polis resmi yapiyorum. Polis: nasil yapiyorsun? Cocuk: su katiyorum, camur katiyorum, bok katiyorum, polis oluyor. Polis Cocugu iyice bir döver. Erstesi gün Polis yine resim yapan cocuga sorar: Ne yapiyorsun oglum? Cocuk: Resim yapiyorum. Polis: ne resmi yapiyorsun? Cocuk: asker resmi yapiyorum, asker. Polis: nasil yapiyorsun anlat bakayim. Cocuk: su katiyorum, camur katiyorum asker oluyor. Polis: bok katmiyormusun? Cocuk: hayir, bok katmiyorum. Bok katarsam polis oluyor. 


İSİM DEĞİŞİKLİĞİ

Adamın biri ismini degiştirmek için mahkemeye başvurmuş Hakim Sormuş : İsmin ne ? Adam Cevap vermiş : Ahmet Hıyar Hakim : İsim değişikliği istemekte haklısın peki yerine ne istiyorsun ? Adam : Mehmet Hıyar 


İLERİ GÖRÜŞ

temel yolda giderken ileride bir muz kabuğu görmüş ve: "- ula yine düşeceğuz..."


HAYAT BİLGİSİ

Cocuk aksam eve gelmis ve babasina: "Baba hayat bilgisi dersinde yonetimleri isliyoruz, bana demokrasiyi anlatir misin? " demis. Babasi: "anlatmasina anlatirim yavrum ama senin bazi tanimlari bilmen gerekiyor. " demis, "Bak simdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranin nasil harcanacagina annen karar verir, o hukumet; hepimiz senin icin yasiyoruz, sen halksin; besikteki kardesin, gelecek; hizmetcimiz ise isci sınifi. Sen bunlari ogren. Ben sabah sana demokrasiyi anlatirim" demis. Gece cocuk uyanmis bir bakmis ki kucuk kardesi altini pisletmis ve durmadan agliyor. Hemen anne ve babasinin odasina gitmis. Annesi horul horul uyuyor. Uyandirmaya calismis ama basaramamis. Babasi yatakta degil, gecerken hizmetcinin odasına bir bakmis ki hizmetciyle babasi sevisiyor. Caresiz donup yatmis. Ertesi sabah babasi "gel oglum sana demokrasiyi anlatayim." demis. Cocuk: "gerek yok baba, den artik biliyorum" yanitini vermis ve anlatmis: "Kapitalistler isci sinifini becerirken hukumet uyuyor, halk endiseli, gelecek ise bok icinde.


KAYSERİLİ

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis.. "Durdur su arabayi.." Sofor panik icinde haykirmis.. "Durduramiyorum!.." "O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.


BEN GÖRMEDİM

Bir Ingiliz bir Fransiz bir de laz vampir havada ucuyorlarmis. Birden Ingiliz vampir asagiya dalmis ve bir dakika sonra agzi burnu kan icinde cikmis. Diger vampirler "ne yaptin" diye sormuslar oda "su asagidaki evi goruyormusunuz?" demis. Vampirler de "evet" demisler. "Iste o evde bir bakire genc kiz vardi, kani cok lezzetliydi" demis ve uçmaya devam etmisler. Birden Fransiz vampir de asagiya dalmis ve o da kanlar icerisinde geri gelmis. Digerleri ona da "ne yaptin?" diye sormuslar. O da "su asagidaki evi goruyor musunuz?" diye yanitlamis,"evet" demis digerleri "onun yanindaki ahiri da goruyor musunuz" diye devam etmis.Yine "evet" demisler. Fransiz Vampir devamla "iste orada cok guzel bir kisrak vardi onun kanini emdim cok lezzetliydi" demis. Neyse vampirler ucmaya devam edmisler. Birden laz vampir de asagiya dalmis ve agzi burnu kan icinde geri donmüs. Vampirler ona da sormuslar "sen ne yaptin" diye.Laz Vampirde "su asagidaki evi goruyor musunuz?", "evet" demis digerleri "peki yanindaki ahiri goruyor musunuz?" diye sürdüsmüs laz, yine "evet" diye yanitlamisler, "peki onun yanindaki diregi de goruyor musunuz? " diye yeniden sormus, digerleri yine "evet" demisler Laz ic cekereke" ha BEN GORMEDIM"DE!" demis 


ZEYBEK

Lazın biri, Izmir'e gitmiş. Oradaki tanışla dolaşırken, bir de bakmışlar ki,birkaç efe, zeybek oynuyor. Kendilerine özgü agır hareketlerle kol vurup diz büken efeleri seyrederlerken, Izmirli, Laz arkadaşına dönüp sormuş: Ne güzel oynuyorlar di mi? Laz dudak bükmüş: O kadar düşündükten sonra, ben de oynarım. 


YÜRÜ YA KULUM

Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel arabasini satmis.


SEFERİ

Baba erenlere sormuslar, niye oruç tutmuyorsun diye, Seferiyim demis, Ne seferiligi bu demisler, Bu hayat yolundan Ahirete seferiyim demis


YAŞASIN

Pasifik'te bir ucak dusuyormus.Dengesini saglamak icin butun kargoyu bosaltmislar ama ucak dusmeye devam ediyor,o zaman hostes atlamak icin -gonullu olup olmadigini ucaktakilere sordu.Bir fransiz - bana bir sampanya verin ve Yasasin Fransa diye atliyor Sonra bir alman - bir bira isteyerek,Yasasin Almanya diye atladi Sonra bir rus bana bir votka verin dedi siseyi bitirdikten sonra Yasasin Afrika bagirarak iki tane zenciyi firlatmis....


YAKMADI MI?

Amerikalinin biri Turke Bak biz teknolojide nekadar ilerideyiz Aya bile gittik. Turk:Hadi be Ayda neymis biz Gunese gittik. Amerikali: nasil gittiniz ya? yakmadimi? Turk: Hayir biz Geceleri gidiyoruz.


ÖNEMLİ BİRİ

Bir gün Papa vaaz vermek üzere Amerikaya gitmiş. Havaalanında şoförünü bulamıyınca taksiye binmeye karar vermiş. İyice geç kalmış olan papa trafik de sıkışınca sinirlenip taksi şoförüne "Geç arkaya ben kullanırım" demiş. Trafik kurallarına uymadan epey yol kat eden papa yı biraz sonra polisler çevirivermiş. Papayı anında tanıyan polis memuru "Sizin için ne yapabilirim papa hazretleri" diyince papa durumu izah etmiş. Hemen telsizle 50 polislik bir eskort yardımı isteyen polis memuruna sormuşlar "Kimin için istiyorsun bu eskortu?" Polis de "Vallaha bilmiyorum ama şoförlüğünü papa yaptığına göre önemli birisi olmalı"demiş. 


DİLEK

Temel bir gun yolda giderken bos bir siseye tekme atar, sisenin icinden cin cikar ve Temel'e:" dile benden ne dilersen" der. Temel de cine cevap verir:" OZUR DILERUM" 


HIRSIZ

Bir gece Hoca'nın evine hırsız girer,evde ne var ne yok hepsini çalar,evine götürür. Bu sırada onu gözetleyen Hoca eşyasının kalanlarını sırtına alarak hırsızın evine götürür. Hırsız hayretle sorar:"evimde bu saatte ne arıyorsunuz?"Hoca gayet sakin:"oğlum biz bu eve taşınmadık mı?" 


NEFES AL NEFES VER

Temel yeni bir volkmen satın almış.Kulağına takarak yolda yürümeye başlamış.Aniden dişine ağrı girince başlamış doktor aramaya.Nihayet bir doktor bulup içeriye girmiş.Doktora dişinin çok ağrıdığını söyleyince doktor oturun bir bakayım demiş.Temel koltuğa oturunca doktor kulaklıkları çıkarmasını söylemiş.Temel "sakın ha aman elleme yoksa ölürüm demiş" Doktor hayret içinde "beyefendi kulaklıkla ölmenin ne alakası var"deyince Temel "sen bilmezsin aman ha elleme"demiş tekrar.Doktor iyice merak etmiş tekrar "beyefendi lütfen dalga geçmeyinde kulaklığı çıkartın"demiş.Temel tekrar"Aman ha ölürüm sakın elleme"deyince doktor sinirlenerek kulaklığı çekip almış Temelin kulağından.Birde bakmışki Temel ölmüş.Heyecanla kulaklığı alıp takmış birde ne duysun " NEFES AL NEFES VER " diyor.


GENÇLİK

Hoca birgün bir dereden geçiyormuş,bir taştan diğer bir taşa atlarken koyuruvermiş -İhtiyarlıktan diye söylenivermiş Çevresine bakınınca kimseyi görememiş -Gençliğindede birşey değildinya demiş 


SALAK

İSTANBULA İLKKEZ GELEN TEMEL OTEL ARAMAYA BASLAMIŞ BİR OTELE GİRMİŞ BOŞ ODANIZ VARMI DİYE SORMUŞ OTEL SORUMLUSU MALESEF HİÇ BOŞ ODAMIZ KALMADI FAKAT İKİ YATAKLI BİR ODAMIZ VAR AMA YATAĞIN BİRİNDE BİR ZENCİ KALIYOR İSTERSENİZ SİZE YATAĞIN BİRİNİ VERELİM DER. TEMELDE MECBUREN KABUL EDER. ODAYA GİRERKEN BU ZENCİLERDE KOÇ PİS OLURLAR,KARA ZENCİ DEYEREK SÖYLENİR BU ARADA TEMEL OTEL GÖREVLİSİNE BENİ SAAT 6.00 DA LUTFEN KALDIRIRMISIN DER. TEMELİN SÖYLEDİGİ SÖZLERİ DUYAN ZENCİ TEMELİN ELİNİ YÜZÜNÜ SİYAH BİR BOYAYLA BOYAR. SAAT 6.00 OLUNCA ODA SERVİSİ TEMELİ UYANDIRIR TEMEL ELİNİ YÜZÜNÜ YIKAMAYA GİDER VE AYNAYA BAKAR BU OTELİN SAHİBİ ÇOK SALAK BENİ KALDIRCAĞINA ZENCİYİ KALDIRMIŞ DER. 


BİZE NE??

temel ve dursun uçağa binmişler.10 dakika sonra kaptan düşüyoruz herkes başının çaresine baksın demiş dursun korkarak ne edeceğuz temel demiş temelde haçen pizene babamizin uçağumu bu........ 


DİLENCİ

Kadıncağız kapının önündeki küçük dilenciye nasihat verdi: -Evladım niçin okula gitmiyorsun da burada dileniyorsun. -Gittim teyze, gittim ama çok az para verdiler. 


TEST

NASRETTIN HOCA BIR GUN YOLDA GIDIYORMUS.BIR YAY BULMUS.AGZINA ATMIS KEMIRMEYE BASLAMIS.BUNU GOREN BIRISI HOCA HOCA NEYAPIYORSUN DEMIS. HOCADA YAYLA LEZZET TESTI YAPIYORUM DEMIS.


ERKEK OLAN

Bir gün Nasrettin Hoca bazı arkadaşlarıyle sohbet ederken ona kaç yaşında olduğunu sormuşlardı. "Kırk yaşındayım," diye cevap vermişti.Aradan on yıl geçer. Arkadaşlar bir gün Nasrettin Hoca'ya aynı soruyu sormuşlar. Hoca soğukkanlılıkla yine: "Kırk yaşındayım," diye cevap vermiş. Arkadaşlar hep bir ağızdan:"Nasıl olur, Hoca? Olamaz! On yıl önce kırk yaşndayım demiştin!"Nasrettin Hoca gülerek: "Erkek olan sözünü inkar etmez! Benim tek bir Allahım var ve tek bir sözüm var... Yirmi yıl geçerse de sorunuza aynı cevabı vereceğim..." 


3 BAYAN - 3 ERKEK

Uc bayan ve uc erkek is icabi trenle bir seyahate cikmalari gerekir. Tren garina giderler. Uc bayan 3 bilet aldigi halde erkekler tek bilet alir. Bayanlar bunun sebebini sorduklarinda erkekler "bekleyin ve gorun" derler. Trene binerler ve tren hareket ettikten bir sure sonra uc erkek kalkip hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra konduktor gelir ve uc bayandan uc bileti alir. Tuvaletin onunden gecerken kapiyi tiklatip,"bilet lutfen," der. Kapi acilir ve bir el bileti uzatir. Bayanlar bunu gorurler. Taktigi kapmislardir. Donus yolculugu icin yine gara giderler. Bayanlar bu sefer tek bilet almislardir.Erkekler ise hic bilet almaz. Bayanlar yine sasirip sebebini sorduklarinda Erkekler yine bekleyip gormelerini soylerler. Bir süre sonra yolculuk baslar. Once bayanlar kalkip tuvalete girer. Ardidan da erkekler karsisindaki tuvalete. Konduktorun gelmesine yakin bir erkek cikip karsi kapiyi tiklar ve "bilet lutfen," der. Acilan kapidan bir el bileti uzatir. Bileti alan erkek diger tuvalete geri girer!..


GELECEĞİNİ BİLİYORDUMM

Hikayemiz Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma.. Ama insanlar yaşadıkça" kalacak cinsten.. Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşın az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu. "Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?"  "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen. "Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş.. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.." Asker ısrar etti..  Teğmen "Peki git; dedi.. "Git o zaman.."  İnanılması güç bir mucize.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
"Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bak haklı çıktım. Bu zaten ölmüş.." 
"Değdi teğmenim" dedi, asker..  "Nasıl değdi?" dedi teğmen.. "Bu adam ölmüş görmüyor musun?.." 
"Gene de değdi komutanım" dedi asker.. "Çünkü ; yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.."  Ve arkadaşını son sözlerini hıçkırarak tekrarladı teğmene: 
"Jim!.. Geleceğini biliyordum!.." demişti arkadaşı.. "Geleceğin biliyordum!.."


Fare Kapanı

Adamın biri elinde "U" şeklinde küçük bir demir ve iki ucu arasında gözle görülmesi çok zor bir kıl testere ile buluşlara patent veren özel bir şirketin kapısını çalmış. Görevliler pek ciddiye almamakla beraber buluşunun ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatmasını isterler. Mucidimiz başlar anlatmaya: " Bu gördüğünüz alet son model bir fare kapanıdır. "U" şeklindeki bu kapanın uçlarından birine beyaz diğerine de kaşar peynir yerleştirilir. Daha sonra kapan farelerin umumi olduğu bir yere konulur. Peynirleri gören fare kapanın altına gelip, "Beyaz peynir mi yesem, kaşar peynir mi yesem" diyerek seçim yaparken, başını mütemadiyen sağa ve sola çevirmek durumunda kalır. Bu esnada göremediği kıl testere başını keser ve fare ölür." Bu açıklamalardan sonra zeki mucid kendini bir anda kapı dışında bulur tabiki... Herneyse, çabuk pes etmez ve birkaç hafta içinde şirket yetkilileri ile bir buluşma daha ayarlar. Başlar anlatmaya: " Bu sefer fare kapanından peynirleri kaldırdım, böylece daha ekonomik hale gelmiş oldu. Kullanımı ise aynı kolaylıkta. Kapan farelerin umumi olduğu bir yere yerleştirilir, ve kapanın altına gelen fare, kendi kendine sorar ve düşünür "beyaz peynir nereye gitti?, kaşar peynir nereye gitti?" İste tam bu sırada kafasını sağa sola çevirirken, kıl testere tarafından başı kesilir ve fare ölür."


KAMYON

Birgün, Temel kamyon alır. Fakat ehliyeti yoktur. Kendine bir şöför tutup, yola çıkarlar. Bir kaç saat sonra kamyondan garip sesler gelir. Şöför Temel'e 
- "Kamyonun vitesi kırıldı" der. 
Temel sinirlenerek 
- "Tabiki kırulir! Yola çıktiğimizden beri habire vitesle oynayir duraysun" der.


SORU

Temel oğluna sormuş: 
- "su kaç derecede kaynar?" 
Oğlu cevap vermiş 
- "90 derecede" 
Temel 
- "Oğlum 90 derecede kaynayan dik açıdır".


UÇAK

Temel'le Dursun bir gün Rize'ye gitmek için uçağa binerler. Uçak kalkıştan hemen sonra arızalanır gibi olur.  Dursun Temel'e  
- "Ula! ha bu uçak düşüyi" der. 
Temel 
- "Bi şey olmaz" der. 
Bir dakika sonra motorun biri gider. 
Dursun gene 
- "Ha bu uçak düşüyi ha" der. 
Temel 
- "Ula bi şey olmaz" der. 
Bir dakika sonra öbür motorda bozulur. 
Dursun gene 
- "Ula ha bu uçak hakikatten düşüyi" der. 
Temel'de 
- "Ula düşersa düşsün, babanın malımidur da!" der.


SAĞ SOL

Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah, kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Daha sonra, onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, bir definenin haritası zannediyorlarmış.  Bir gün Temel Reis ölmüş. 
Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı kasadan çıkarmışlar. Şöyle yazıyormuş: 
- "Sancak sağ, iskele sol." 


APTALLIK

Temel'e 
- "Her dakika aptallığını niye gösteriyorsun?" diye sorarlar. 
O da cevap verir: 
- "İnsanın pi şeyi var da cöstermezse ne faydası olayı? 


KAÇ DUA

Tursun Sormus Temele: Ula Temel Sen kac dua biliyorsun; Temel: Dort adet dua pileyrum demis. Tursun Hangilerini pileysun demis; Temel: Uc ihlas bir Elham'i pileyrum daaa


KESILDUM

Temele dursun karadeniz sahilinde oturuyorlarmis temel dursuna demiski gel beraber amerikaya yuzelim iki kafadar karadenizden baslamislar yuzmeye fikra ya amerika yaklasmislar ozgurluk anitini gormusler tam bu sirada bizim temel dursun ben kesildum geri doneyrum demis. 


REKLAM

Adamin biri gece ruyasinda oldugunu gormus ve adama sormuslar Cennet'emi girmek istersin yoksa Cehennem'emi Adam bir goreyim sonra karar vereyim demis.Cenneti gostermisler herkes sakin,sakin oturuyor,Bir de cehennem'i goreyim demis Cehennem' e goturmusler Herkes icki iciyor,kumar oynuyor guzel kizlar var,tamam demis burayi isterim.Sabah kalktiktan sonra ruyasinda gorduklerini hatirlamis ve olup ruyasinda gordugu Cehennem'e gitmeye karar vermis.Intahar edip olmus ve Hesap'a cekildikten sonra Cehennem'e gitmesine karar verilmis.Adam sevinerek cehennem'e dogru yol almis.Cehennem'in kapisi acilmis ve kaynayan kazanlari,atesleri gormus ve ben buraya girmem dun benim gordugum cehennem boyle degildi orasi cok guzeldi demis; Oradaki gorevliler ise dun senin gordugun Reklamlar'di esas cehennem burasi demisler ve adami iceri atmislar.


MÜJDE

Koca: "Müjde karicigim, hani daha pahali bir evde oturalim diyordun ya, en sonunda istedigin oldu...." dedi. Kadin: "Tasiniyor muyuz?" diye sevincle sorunca, kocasi : "Yok canim, ev sahibi kirayi arttirdi da". 


HAMAM BÖCEĞİ

Temele hocasi birgun 'Temel soyle bakim bu alemdeki en temiz hayvan hangisidir?' Temel hemen Hocam 'Hamam Bocugu' demis..


TERS

Temel bir gün e-5 karayoluna ters yönden girmiş. Bunu fark eden trafik polisleri yol üzerinde seyreden araçları uyarmak için telsizden "e-5 te bir araç ters yönde seyretmektedir." diye anons yapmışlar. Bunu duyan Temel "Ulan pi tane olirmi punların hepsi ters geleyi" demiş. 


SENI GECSEM YETER

Bir gun temel ve dursun ormanda kamp kurmuslar. Birsabah bir aslanin kukreme sesiyle uyanmislar.Temel hemen spor ayakkabilarini giymis, baglarini baglarken Dursun ula Temel ne bu telas aslani gecebilecegini mi dusunisin deyince Temel ula SENI GECSEM YETER demis.


NE DİYE

bir gun ucakta giderken karganin biri habire hostesi cagiriyormus,daha sonra hostes gelip ne istedigini sorunca : hiccc ibnelik olsun diye..diyormus bunu izleyen essek te olayi hayretle izliyormus. karga gene hostesi cagirmis hostes niye yaptigini sormus.krga hiccc ibnelik olsun diye demis.bu sefer bunu goren essek dayanamamis ve oda hostesi cagirmis hostes niye cagirdigini sorunca hiiiiic ibnelik olsun diye demis sonun da hostes dayanamamis ve pilota sikayet etmis ve pilot bunlari ucaktan asagi atmis. Havada yere duserken essek kargaya kufrediyormus ulan ne geldiyse senin yuzunden geldi diye..Karganin essege cevabi: olum ucmasini bilmiyon ne diye ibnelik yapiyon! 


GELİŞ FİYATI

2'ci Dunya Savasi sirasinda Rus ordulari geri celiyorlar.Ve rus generali durumu kurtarmak icin askerleri tesvik etmeye karar vermis.Her getirilen olu nazi icin 10 ruble vaad etmis.Askerler saldirdilar.Catismadan sonra kimi 1 kimi 3 cesed getiriyorlar ve paralarini cash aliyorlar.Bu ara bir yahudi asker bir vagon surukleyerek getirdi Vagonun kapisini acti - icerisi ceset doluydu General bunu gorunce sasirdi ve askeri kenara cekerek soyle dedi. ' Asker ,anlarsin ya butcemiz zaif ,haydi ben sana 7.50 ruble cesetbasi verim' Asker 'olmaz' dedi' zaaten bana gelis fiyati 8.30 ruble ' 


ALKIŞ

Temel ingiltereye gitmek üzere uçağa binmiş.uçağın içindeki herkez ingiliz bir tek temel türkmüş. uçak kalktıktan bir süre sonra kaptan pilot uçakta çok fazla yük olduğunu söylemiş ve fazla eşyalarınızı uçaktan atın demiş.Herkez fazla eşyalarını uçaktan atmış.Pilot tekrar bir anons yapmış ve herkezin yukarıdaki demirlere tutunmasını söylemiş ve uçağın tabanını atmış.yolcular yukarda demirde tutunuyorlarmış.Pilot, bir kişi kendini aşağıya atarsa kurtuluruz demiş, ve herkez yabancı olduğu için temele bakmış .Temel atlamayı kabul etmiş.şöyle demiş:ben kendimi uçaktan atacağım fakat atlamadan önce alkış isterim demiş 


BU YAŞTA

Bes seneden beri Temel ile Fatma kizlice aksamlari bahcede bulusurlar. onlar birbirine o kadar asikki aynen mecnun ile leyla gibi. sadece 45 dakika göresebiliyorlar. Ee gün gecdikce geciyor ikiside 27 yaslarina geldiler. Bir aksam temel ile fatma yine bahcede bulusurken Fatma birazcik sinirliydi. Temel fark edip sordu sevgilisine ." Sana ne oldu?" fatmada," yahu temel artik olumuyor. Artik millet fark edecekler diye korkuyorum". Temelde " ne yapalim?" Fatma " evlenmeliyiz!" Temel," Ama bizi bu yasda daha kim alirki?"


ALLAH ALLAH

amerikalı bir mühendisle bizim temel istanbul da geziyorlarmış galata kulesini görmüş -bunu ne kadar zamanda yaptınız diye sormuş temel -1 ay demiş amerikalı -biz bunu 1 haftada yaparız demiş gezerlerken bu seferde sultanahmet camiini görmüş -peki demiş -bunu ne kadar sürede yaptınız temel -6 ay demiş amerikalı -biz bunu 3 ayda yaparız demiş yine gezerlerken boğaz köprüsünden geçiyorlarış amerikalı sormuş -bunu ne kadar sürede yaptınız temel -5 ay demiş amerikalı -biz bunu 3 ayda bitiririz demiş sonrada fatih sultan mehmet köprüsünü görmüş amerikalı böbürlenerek -bunu ne kadar sürede yaptınız demiş temel bu sefer -Allah Allah demiş -dün geçtim bu yoktu ne zaman diktiler acaba


İMZA

Adamın biri kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için evine kadar gider. Fakat evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle ESEK yazıp geri döner. Bir kaç gün sonra o kişiden şöyle bi yazı alır: -Bize gelmişsin. kapıya attığın imzadan anladım. 


KILIBIK

Boğa ile aslan oturmuş içiyorlarmış.Aslan bi süre sonra müsade istemiş,boğa bırakmamış.Vakit iyice geç olmuş.Aslan yine kalkmak isteyince boğa, aslanın damarına basmış: -Amma kılıbıksın yahu! Aslan cevap vermiş: -Tabi kılıbığım ya! Beni evde seninki gibi bir inek değil, dişi bir aslan bekliyor 


Temel'in Fıkraya Gülüşü

- uyyy Temel! Kaç defa gülersun bi fikraya daaa?
- Bi defa fıkra anlatılınca gülerim, bi de fıkrayı izah ederler ona gülerum, asıl fıkrayı anlayınca çok gülerum.


Afrika'da Bir Fil Nasıl Avlanır?

Bir Matematikçi önce Afrika'ya gider. Oradaki fil harici herşeyi dışarı atar. Geri kalanlardan birini avlar.
Tecrübeli bir matematikçi ise, Afrika'ya gitmeden önce orada en az bir tane fil olduğunu ispatlar; sonra gider. Bir bilgisayar mühendisi bu işi adım adım gerçekleştirir: 
1- Afrika'ya git 
2- Ümit Burnu'ndan Doğu-Batı çizgisinde okyanusa kadar, 
3- Sonra da kuzeye doğru Akdeniz'e kadar tüm kıtayı tara. 
4- Bir canlı varlıkla karşılaşınca 
....a- Bilinen bir file benziyorsa dur ve o fili vur. 
....b- Benzemiyorsa, bir fille karşılaşıncaya kadar bu döngüyü devam ettir. 
Deneyimli bir bilgisayar mühendisi ise, bu döngünün bir şekilde sona erebilmesi icin Mısır'da Kahire yakınlarına önceden bir fil yerleştirir.
Bir işletmeci fil vurmaz. O, sadece gerekli ücret verildiği takdirde fillerin kendi kendilerini vurabileceklerine insanları inandırmaya çalışır.
Bir politikaci asla fil vurmaz. Fil vurmaya bile gitmez. O, en fazla fili en kısa zamanda kendisinin avlayacağını anlatarak halkı inandırmaya çalışır.
Bir Endüstri mühendisi fil vurmaya gitmez, yerine bir avcı gönderir. En verimli bir sekilde bu işi halletmek icin tabii ki avcının şapkasının büyüklüğünü, tüfeğin atış menzilini, filin atış için bulunması gerekli optimum mesafeyi önceden hesaplar. Ama herşeyden önce, birinin ona "fil" denilen varlığı tarif etmesi gerekmektedir.
Üç istatikçi fil avına çıkmışlar. Biri tüfeği ateşlemiş, mermi filin 10 m. sağından geçmiş. Öteki ateşlemiş, mermi filin 10 m. solundan geçmiş. Üçüncüsü sevinç içinde bağırmaya başlamış: "Vurduk! Vurduk!"


Temel İstanbul'a Gidecek 

Temel uçakla Trabzon'dan İstanbul'a gidecek, ama yolculuğun ne kadar süreceğini merak ediyor. THY Trabzon şubesini arayıp sormaya karar vermiş: - Alo Ben Temel, Uçak ile Trabzon'dan İstanbul' ne kadar sürede gidileyi? Telefona çıkan bayan: - Bir saniye efendim.... deyip önündeki kağıtları karıştırmaya başlamış. Temel de: - Uyyy. O kadar kısa muu? Teşekkür ederim.... diyerek telefonu kapatmış. 


WorldPerfect Müşteri Yardım Hattı 

Tüketici hakları konusunda Müşteri her zaman haklı mı? sorusunu irdelerken çesitli ülkelerdeki mahkemelik olaylari araştırmışlar ve buldukları belgelerden birisi. Olay gerçek..! WorldPerfect (bilgisayarı -elektrikli- daktilo gibi yapan bir programın yapımcısı) Bu şirketin müşteriye yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız. Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi işinden kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfect'i kendisini "Gerekçesiz" işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi. - WorldPerfect yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim. - WorldPerfect`te bir sorun oldu. - Nasıl bir sorun? - Yazı yazıyordum, birden bütüün kelimeler gitti. - Gitti mi? - Yokoldu! - Ekranda şu anda ne görüyorsunuz? - Hiç bir şey. - Hiç bir şey mi? - Yazdığım hiç bir şey ekrana cıkmıyor. - Hala WorldPerfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı? - Bunu nereden bileyim. - Ekranda bir "C" harfi goruyormusunuz? - Bir "hece" mi.. - Boşverin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı? - Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor. - Monitör üstünde yanan bir lamba var mı? - Monitör ne? - Ekranı olan yer, televizyon gibi.. Calıştığını gösteren küçük bir lamba var mı? - Bilmiyorum. - Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz? - Evet. - Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mı bana söyleyin. - Baglı. - Harika. - Monitörun arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi? - Görmedim. - Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonunda bağlı olması lazım. - Evet buldum. - Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın. - Kabloya ulaşamıyorum. - Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz? - Olmuyor. - Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız... - Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum. - Karanlık? - Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor. - Ofisin ışıklarını yakın. - Yanmaz. - Neden? - Elektrikler kesik. - Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kısa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu? - Evet dolapta. - Şimdi bilgisayarı toplayın, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin. - Durum bu kadar kötü mü? - Korkarım öyle! - Peki tamam. Onlara ne diyeceğim? - "Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz. 


MENÜ

Adamın biri hergun lokantaya geliyormus ve kendisine servis yapılınca (bos buyuk bi tabak, catal+bıcak+kaşık vs) menuye bakmadan alıp catalı veya bıcagı soyle boydan boya bi koklayıp, garsona donup 
-Bugun menunuzde falan filan mı var ?
Garson hayretler içinde 
- aaa, nası bildiniz efendim? adam sakin ve hafif gururla 
- ben bilirim delikanlı deyip siparisini verip yemegini yiyip gidiyor.
Bu bir sure hep boyle devam etmis ama garson bi turlu bunu nası yaptıgını ogrenememis ve en sonunda gidip şefe butun herşeyi oldugu gibi anlatmıs, adamın nası tertemiz catalı bi koklamayla menuyu saydıgını... Şef bunun üzerine eger o musteri tekrar gelirse servisi yapmadan kendisine haber vermesini soylemis. 
Adam ertesi gun aynı saatte yine gelmis ve garson elemanı gorur gormez sefe haberi ulastırmıs. Orada bi bulasıkcı bi kadın varmıs, kadın terden pislikten batmıs zaten; tutup bay sef musteriye gidecek catalı kasıgı tabagı ne varsa hepsini o kadının koltuk altına yuzune gozune butun terini silecek kadar surmus ve bir iki dk catal vs.deki terin kurumasını bekleyip vermis onları garsona ve pis pis gulerek 
- Hadi bugun de bilsin bakalım menude ne varmıs ...
garson servisi yapar ve siparisi beklerken adam alır eline catalı ve boydan boya bi koklar ve hayret ve şaşkınlık icerisinde bir 
- Allah Allah der. Sonra bi kere daha dikkatlice koklar ve şaşkınlık icerisinde garsona donerek 
- Kezban sizde mi calısıyo ??


DÜŞMÜŞ

Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikatini çekmiş. Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş. "Kardeşim sen delimisin" demiş, laz "yooo" demiş. Adam, "hastamısın" demiş, laz yine "yooo" demiş. Adam, "Seni iki saattir izliyorum, elin belinde yürüyorsun" demiş. Laz bakmış, "Vay anasını, karpuz düşmüş" demiş. 


ALKIŞ

Bir gün Einstein'la,meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille
Hollywood'dan geçiyorlardı.Gören herkes onları alkışlıyordu.
Charlie,Einstein'a dönerek;
-Bakınız, dedi. İkimizi de alkışlıyorlar. Sizi anlamadıkları için
beni de anladıkları için...


KALEM

Ağır ceza mahkemesi başkanı sanıktan son sözünü sordu. Sanık ayağa kalktı. Elinde bir tomar kağıt vardı. Uzun bir savunma hazırladığı belli idi. Biraz durakladı,sonra kağıtları sıranın üstüne bıraktı. Savunmadan vazgeçmişti.

-Ben bunları sadece düşündüm,dedi.

Başkan :

-Ama,yazdınız.

Sanık:

-Düşününce yazmamak olmuyor ki! Kalem çekiyor,insanı.


GÜZELLEŞMEYE BAŞLADI

Müzik öğretmeni özel ders verdiği öğrencisine der ki :"Kusura bakmayın,fazla kabiliyetiniz yok. Size ders veremeyeceğim." Öğrenci,yalvarırcasına : "İmkanı yok efendim,der. Sizi bırakamam,hatta gerekirse çift ücret bile öderim." Öğretmen fazla ücreti duyunca,kekelemeye başlar: "Şans yüzünüze gülüyor. Bakınız,hemen sesiniz güzelleşmeye başladı."


ACINDAN ÖLDİ

Hoca :"-Cemal öldi" der. 

"-Sapasağlam adam idi,neden öldi?" 

"-Acinden öldi"

"-Uşağum,hiç bi laz acinden ölmez, Söyleseydi hepimuz yardım ederduk oğa."

"-Utandi söylemeye."

"-Cördin mü? Acinden değil,inadinden öldi da..."


EHLİYET

Temel ehliyetsiz araba kullanmaktadır. Bir gün trafik polisi Temel'i durdurur ve ehliyetini ister. Temel ehliyet almak için daha önceden çok uğraşmış,bir türlü alamamıştır. Ehliyetsiz çalışmak zorunda kalmıştır. Temel bu uğraşlarını da ima ederek şöyle der:

"-Uyy memur pey,siz bağa ehliyet vermeduzçi,isteyisunuz?.."


SARIŞIN

Genc ve guzel sarısın, alısveris merkezinin beyaz esya reyonuna girer ve saticiya sorar;
*Su kucuk televizyonu almayi dusunuyorum, fiyati nedir ?
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz ..!
Genc kadin sinirlenir, evine gider, sacinin rengini degistirir ve ertesi gun magazaya geri gelir, ayni saticiya yaklasir ve ;
*Su kucuk televizyonu satin almak istiyorum . der;
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz !!!!
Kadin iyice sinirlenmistir, solugu bir kuaforde alir, bu defa koklu bir degisiklik yapar,hatta makyajindan,goz rengine o tam bir esmer bombadir artik... ve ayni magazaya,ayni saticinin yanidadir ertesi gun ...
*Su kucuk sevimli beyaz renlki televizyon ne kadar ???
*Kusura bakmayin hanimefendi sarisinlara satis yapmiyoruz ..
*Inanmiyorum, nasil anladiniz sarisin oldugumu, uc gundur kendimi esmere cevirmek icin yapmadigim kalmadi !!!
* Hanimefendi 3 gundur satinalmaya calistiginiz sey Mikrodalga firin> !!!!


ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM

Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi
aralarinda. "Bunlara son bir test yapalim da görelim akillari
baslarina
gelmis mi ?"demisler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina
getirmisler. Masanin üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir
kavanoz
dolusu da canli hamamböcegi dökmüsler ve "Buyrun beyler, yiyiniz."
demisler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis,ötekisi
araya
girmis, "Önce kaçanlari yiyelim, öbürleri nasil olsa duruyor!"


BEN DE AYNISINI SÖYLEDİM

Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik dersinden F aldim" der. Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder ?" diye sordu, ben de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3 kaç eder ? diye sordu". "Haaa s..*r, ne farki var ki ?" "Ben de ögretmene aynisini söyledim" 


ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Öğretmenler gününde bir çocuk öğretmenine hediye verir. Babası tatlıcı olan çocuğa öğretmen hemen sorar:
Tatlı mı getirdin bana? Çocuk hayret içinde nerden bildiniz öğretmeniiim der. Diğer çocuk hediyesini verir. Babası saatçilik yapan çocuğa öğretmen sorar:Saat mi getirdin bana? Çocuk şaşkın,nerden bildiniz öğretmeniiim
der.Üçüncü çocuk hediyesini verir,çocuğun babası içki satmaktadır.Paketin altından damlayan sıvıyı öğretmen tadar: Şarap mı getirdin? Çocuk "bilemediniz ö?retmeniiim" öğretmen tekrar tadar: Likör mü getirdin? Çocuk
tekrar "bilemediniz öğretmeniiim" der.Öğretmen paketten damlayan sıvıyı tekrar tadar ve Votka mı getirdin yoksa? der.Çocuk: bilemediniz öğretmeniim,o bir köpek yavrusuu... 


HEDEF

Devlet Bakanı,kentin düşman işgalinden kurtuşunun yıl dönümü şenliklerine katılmak için gelmişti. Onun gelişinin ve yıldönümünün şerefine toplar atılmaya başlandı. Garibanın biri yanındakine sordu:
- Ne oluyor böyle,niçin top atılıyor?
- Başkanımız geldi dedi onun için.
Az sonra gene top atıldı. Adam yeniden sordu:
- Peki bu toplar kime atılıyor?
- Başkanımıza.
Bir süre sonra gene top atıldı. Adam yanındakini dürtükleyerek sordu:
- Peki,şimdikiler kime atılıyor?
- Başkanımıza.
Birkaç kez daha toplar atıldı,bir kaç kez daha sordu adam ve birkaç kez daha aynı yanıtları aldı. En sonununcu yanıtı da aldıktan sonra adam,başını şöyle bir sallayıp mırıldandı kendi kendine:
- Ahhh ah! dedi. Eskiden bizim topçumuz çok daha iyi nişancıydı. Deminden beri Başkan denilen adama atıyorlar,bir türlü hedefi tutturamıyorlar.


Laz sorulari:

1.Bir laz pilot ucagi nasil ucurur?..
Dinamitle.
2.Bir laz gulmekten katila katila olmus...Otopsi yapmislar...
Espiriyi bulamamislar.
3.Bir lazi sinifta nasil teshis edebilirsiniz?..
Ogretmen tahtayi silerken o da defterini siler...
4.Bir lazi cenazede nasil teshis edebilirsiniz?...
Sadece o hediye getirmistir...
5.Istanbul-Trabzon ucaginda nicin film gosterilmiyormus?...
Film bitince ucaktakiler arka kapidan cikiyorlarmis...
6.Lazlar nasil kurtaj yaparlar?...
Leylekleri tasliyarak...
7.Laz sokak kadini ne zaman kafayi usutmus?...
Diger kadinlerin bu isi para karsiligi yaptigini ogrenince...
8.Dolapta iskelet ne anlama gelir?...
Laz saklambac oynamis...
9.Rize'deki kopeklerin burnu neden basiktir?...
Park etmis otomobilleri kovaladiklari icin...
10.Lazlar buz dolabinda nicin bos sise bulundurur?...
Icki icmeyen misafirler icin...


KAÇAK YOLCU

Bir fransız,bir İngiliz ve bir de Temel bir gemiye kaçak olrak binmişler ve ambarda saklanıyorlarmış.
Ambar memuru da kaçak yolcu var mı diye ambarı kontrole gelmiş.
Bizimkiler de hemen gördükleri üç çuvala saklanmışlar. Ambar memuru gezerken birden üç çuval dikkatini çekmiş ve birinci çuvala tekme atmış çuvaldan miyaw miyaww diye sesler gelmiş. Ambar memuru herhalde kedidir demir ve ikinci çuvala bir tekme atmış çuvaldan Hawhaw diye sesler gelmiş. Herhalde bu da köpektir diye düşünmüş. Sonra üçüncü çuvala bir tekme atmış oradan da "Patates,Patates" diye sesler gelmiş ambar memuru da herhalde bu da Temel'dir demiş ve geçmiş gitmiş...


TİTİZ

Temel heryerde "püf püf püff" diye dolaşıyormuş. Nedenini soranlara,"Pen titiz uşağimdur,çendime toz kondurmam "diyormuş.


KAPIYI KAPAT

Hoca'nın komşularından biri ölür. Yakınları ağlaşmaya başlarlar:
- Bizi bırakıp nerelere gidiyorsun!
- Odunsuz ocaksız yere gidiyorsun!
Hoca karısına seslenir:
- Kapa şu kapıyı hanım,dediklerine bakılırsa rahmetli bizim eve geliyor.


İTİBARLI KİŞİ

Karagöz'ü nasılsa zengin bir evsahibi düğüne davet etmiş. Düğün davetlileri arasında herkesten itibar bir adam varmış. Karagöz,bu adamın yanında solda sıfır kaldığını görünce merak edip sormuş:
- Yahu,bu adam kimdir?
- Maymun taklidi yapar.
Karagöz bunu duydu ya,hemen taşı gediğine koymuş:
- Vay canına! Demek buraya maymunun kendisi gelseydi,itibarı seyretseydik ha!!


BİR

Bir rivayete göre, Betrand Russell ``Bana 1+1=1 olduğunu gösterin, size istediğiniz herşeyi ispat edeyim" dermiş. Bir gün, uyanığın teki üstada yanaşıp ``Kabul edelim ki, 1+1=1. Bize Papa olduğunu ispat edebilir misin?" diye sorar. Bir anlık duraksamadan sonra B. Russell şu ispatı yapar: ``Dünyada bir tane Papa var. Ben de birim. Demek ki, Papa ve Ben biriz." 


YARARI YOK

Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye çıkmaya karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden önlerine bir yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü gösteren okların olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde bağırmaya başlar: ``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?" Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses duymazlar. 10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle demektedir: ``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!" Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar. Genç kadın ise gayet sakin omuz silker ve ``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir" der. Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam ``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?" diye sorar. Kadın ``Üç nedenim var" der ve sayar: ``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü. Iki, yanıtı doğru; kaybolduk. Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!" 


ÖZEL DURUM


Biyolog, istatikçi, matematikçi ve bilgisayar mühendisi dört arkadaş Afrika'da bir safariye katılırlar. 
Biyolog birden bire bağırır: ``Hey, zebra sürüsüne bakın! Tam ortalarında beyaz bir zebra var. Inanılır gibi değil. Beyaz zebraların olduğunu bulan ilk insanlar olarak tarihe geçeceğiz." 
Istatikçi, hiç istifini bozmadan ``Sadece bir tane; istatistiksel olarak birşey ifade etmez" diyerek biyoloğu bozar. 
Matematikçi tartışmaya katılır ve ``aslında bizim bildiğimiz: sadece bir yanı beyaz olan bir zebranın var olduğu" der. 
Bilgisayar mühendisi ise coşku içinde, hala ``Olamaz! Özel durum bulduk'' diye bağırmaktadır. 


ÇAYDANLIK

Geminin kamorotu gümüş çaydanlığı denize düşürünce kaptandan çok korkarak suçu ancak bir kaç gün kadar gizleyebilmiş.
Artık gizleyemeyeceğini anlayınca çıkıp:
"Kaptan efendu,bir şeyun nerda olduği bilünürse o şey kaybolmuş sayılır mu?" demiş.
Kaptan:
"Hayır..." deyince:
"O halde cümüş çaydanluğunuz şimdu denizun dipindedur!"


ÇARE

"Derdimi sormayın doktor bey.Geceleri gözüme uyku girmiyor.Korkunç uykusuzluk çekiyorum."
"Akşam yemeklerinde ne yiyorsunuz efendim?"
"Ne yiyeceğim doktor bey,Allah ne verdiyse yiyoruz işte...Bir tabak çorba,üç beş parça pirzola,bir tabak sebze yemeği,biraz mantı,börek,meyve biraz da baklava..."
"Bu kadarla yetiniyor musunuz?"
"Eh işte,üstüne de bir fincan kahve iyi gidiyor doğrusu."
"Ah şu kahve ahh! Uykusuzluğun nedeni kahvedir.Tezelden kahveyi kesin.."



ÖKSÜRÜK

Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
"Öksüreyrum" demiş Temel.
"Ne zamanlar öksürüyorsun?" diye sormuş doktor.
"Tuvalette oturayurken kapiyu tıklattıkları zaman" diye yanıtlamış Temel. 


Are you sure

Temel ortaokulda öğrencidir. İngilizce dersinde öğretmen ders anlatmaktadır:
- İngilizce'de 's' harfi Türkçe'deki gibi okunur, buna tek istisna 'sugar' sözcüğüdür. Burada 'ş' diye okunur
Bunu duyan küçük Temel söz ister:
- Are you sure?? 


ANALİZ

Temel civciv yetiştirmeye karar vermiş. Gidip 100 tane civciv almiş, tarlasını sürüp civcivleri ayaklarından toprağa ekmiş. Bir güzelce de sulamış. Birkaç saat sonra bakmış, bütün civcivler ölmüş. Nerde hata yaptım diye düşünmüş, gidip 50 civciv daha almış. Bu defa kafalarından toprağa ekmiş. Civcivler yine ölünce, ziraat fakültesinde araştırma görevlisi olan yeğeni Dursun'a bir mektup yazıp olayı anlatmış. Birkaç hafta sonra cevap gelmiş: 
- Amcacığım, topraktan numune gönder analiz edelum. 


ÇAKMAK

Bu hikayede Temel bir köylüdür, tarlasını özenle ekmiştir... Derken kış bastırır.. ve bir gece fırtına kopar; yağmur, şimşek, rüzgar, kıyamet... Temel perdeyi aralayıp şöyle bir bakar tarlasına, ekili olan mısırların neredeyse tamamı yerle bir olmuştur.. Ancak birkaç tanesi zar-zor ayakta durmaktadır.. ve o anda şimşek çakar.. Temel gökyüzüne bakıp;
- Çak çakmağını, çak da bak hangisi ayakta kalmış! Onu da yık..! 


YEM

Temel yurtdışından gelmiş,elinde koskoca bir bavul gümrükten geciyor, adamlar sormuş; "Temel bunda ne var bu kadar" diye, Temel "tavuk yemi" demiş. Adamlar inanmamış, "aç ulan" demişler. Temel mecbur açmış, bisürü kol saati. "Hani tavuk yemiydi" diye sormuşlar, Temel demiş ki; "ben tavuklara veririm, yerler-yemezler orasına karışmam " 


KİMSE YOK

Temel Fadime'yi aramış.
- Fadime ev boş yarın bize gel, demiş.
Ertesi gün Fadime Temel'in evine gidip kapıyı çalmış kimse yok. 


BİR SEBEP

Temel, İstanbul'da bir galeride yeni otomobillere bakıyordu. Bir spor arabanin önünde durdu:
-Çok hızlı gider mi bu?, diye sordu satıcıya...
-Hızlıdır... Bu araba sizin olsun şimdi, yarın saat 3'te Kars'ta olabilirsiniz... Almak ister misiniz?
-Biraz düşüniim, dedi Temel ve evine gitti...
Ertesi gün galeriye geri döndü:
- Arabayi istemiyorum. Bütün gece uyumadim ve yarin sabah saat 3'te Kars'ta olmak için bi sebep aradım, ama bulamadım...


YARI DELİ

Bayan öğretmen, küçük Temel'in dersin başından beri pencereden dışarı baktığını farketmişti. Dikkatini çekecek bi şey yapmak istedi:
"Temel" dedi öğretmen, "Dünyanin çevresi 40 bin kilometre diyelim, yumurtanın tanesi 300 lira, öyleyse ben kaç yaşındayım?"
"32" diye cevapladı Temel tereddütsüz.
Öğretmen kadın şaşırdı ve sordu:
"Nasil bildin?"
"Çok kolay" dedi Temel, "Benim ablam 16 yaşında ve sadece yarı deli"... 


Kaplumbağa pikniği

Dört kaplumbağa pikniğe çıkmaya karar veriyorlar. Erzakları hazırlayıp yola koyuluyorlar. Bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken 30 yıl sonra piknik yerine varıyorlar.Hemen erzakları çıkarıyorlar, gazozlar, yiyecekler, herşey ortaya çıkıyor. Gazozlar da şişe gazoz. Ve açacak yok!Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp getirmesi. Doğal olarak en genç kaplumbağayı seçiyorlar. Genç eleman:- Giderim, ama bir şartım var, der ve ekler:- Buradaki yiyeceklerin hiçbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak. Diğerleri de bunu kabul eder. Elemanımız yola çıkar.Aradan bir, iki, on, yirmi yıl geçer.Bu arada yaşlı kaplumbağalardan birisi fenalaşır.Ölmek üzeredir. Arkadaşları ne yapsa faydasız.Kaplumbağa'nın son dileği olup olmadığını sorarlar. O da:- Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu? der.Diğerleri de onu kıramaz ve: - Elbette! , diyerek, sarmalardan birini verirler.Tam ağzına atacağı sırada genç kaplumbağa çalıların arasından fırlar ve:- Gitmiyorum işte, gitmiyorum!


Delilerin kaçışı

Üç deli, deliler hastanesinden kaçmaya karar verirler...Ama hastaneden kaçmak için 100 basamaklı merdiven engelini aşmak zorundadırlar... Ve merdiveni çıkmaya başlarlar 1 2 3 4 5 derlerken 50.basamağa gelirler. 1.deli "ben çok yoruldum" der ve geri döner.İki deli devam eder 80.basamakta ikinci delide yorulur ve geri döner. üçüncü deli merdivenleri çıkmaya devam eder 81 82 83 90 95 96 derken son basamak olan 100. merdivene gelir ve "Onuda yarın çıkarım" der ve geri döner!


Hava soguyunca cimriler ne yaparlar?
- Bir mumun etrafinda toplanirlar.
- Daha da sogursa ne yaparlar?
- Mumu yakarlar.


Anne : dikkatli ol oglum, ev kazalarinin çogu mutfakta olur.
Çocuk : biliyorum anne, üstelik ben onlari yemek zorundayim.


- Ben taninmis bir antika kolleksiyoncusuyum.
- Biliyorum karinizi gördüm.


- Ama anne ben Avusturalyaya gitmek istemiyorum!
- Kes sesini yüzmeye devam et!


- Meyva paketleme servisindeki isini niye kaybettin?
- Egri muzlari çöpe attigim için.


- Berber : buraya geldiginizde kirmizi bir esarbiniz var miydi?
- Adam : Yooo
- Berber : demekki girtlaginizi kestim.


- Yamyamlar uçaga ne der?
- Konserve


- Anne ya herkes gibi çöp kutusu alsak
- Sus yemege devam et


- Yanlizca aptallar emin olur, akillilar daima süphecidir.
- Emin misin?
- Kesinlikle.


- Gardiyan kürek mahkumlarina ;
- Önce iyi haber; 15 dk. istirahat edin kürek çekmeyin.
- Simdi kötü haber, 15 dk. sonra kaptan su kayagi yapmak istiyor.